(1632 S. K. m. 146)
Dosya kapsamından; Şırnak'ta asker olduğunu söyleyen P.Er C.A.'nın 12.10.1998 günü Gaziantep Garnizon Mrk. K.lığına müracaat ederek firari asker olduğunu belirttiği, bu şahısla ilgili sevk ve diğer işlemlere başlanıldığı, firari erin askerlik şubesinde yapılacak işlemleri için Tnk. Er E.B. ile diğer Tnk. Er İ.K.'nin görevlendirildikleri, görevlendirilen personelin silahlı ve teçhizatlı olarak firari er ile birlikte Şahinbey As.Şb.Bşk.lığına gittikleri. Askerlik Şubesinde işlemler tamamlanmadığı için aynı gün saat 16.00 sıralarında tekrar Merkez Komutanlığına geri döndükleri Muhafız Tnk. Er İ.K.'nin firari eri elleri kelepçeli olduğu halde Merkez Komutanlığı erbaş ve er yemekhanesine getirdiği, diğer görevli Tnk. Er E.B.'nin bu esnada yemekhanede olmadığı, yemekhanede bu sırada firari Er C.A., muhafaza ile görevlendirilen Muhafız Tnk. Er İ.K., F.B., H.A., S.E., sanık K.T. ve mağdur M.Ü.'nün bulundukları ve hep birlikte televizyon seyrettikleri, yemekhaneye gelen nöbetçi Onbaşının Muhafız Er İ.K.'ya saat 18.00-21.00 arasında nöbeti olduğunu hatırlattığı, Tnk. Er İ.K.'nin de o sırada yemekhanede bulunan mağdur Er M.Ü. ile konuşarak tutuklu muhafazası görevini âmirlerine danışmadan kendisine devir ettiği, mağdur Er M.Ü.'nün bu arada silahlığa giderek kendisine ait olan 485468 seri nolu G-3 P. Tüfeğini alıp, tekrar erbaş ve er yemekhanesine geri döndüğü, Tnk. Er İ.K.'nin tutuklu muhafazası için nizamiyeden almış olduğu ve içerisinde 15 adet G-3 P. Tüfeği mermisi olan dolu şarjörü mağdura verdiği, mağdurun da dolu şarjörü kendi tüfeğine takarak tek başına yemekhanenin girişindeki masada bulunan sandalyelerden birine oturarak televizyon seyretmeye devam ettiği, yemekhanede bulunanların televizyonda Süpermen isimli bir çizgi filmi izledikleri, mağdur M.Ü.'nün ise televizyon kumandasıyla kanal değiştirip Kral TV'yi açtığı, sağ ön tarafta bir başka masada oturmakta olan sanık Tnk.Çvş. K.T.nin mağdur M.Ü.'nün yanına giderek bir süre ayakta M.Ü. oturur vaziyette olduğu halde kanal değiştirme konusunda tartıştıkları, bir süre sonra sanığın mağdur M.Ü.'nün oturmakta olduğu sandalyenin önüne çömeldiği, M.Ü.'nün ise tüfeği bacakları arasında olduğu halde tüfeğinin namlusunu çenesinin altına yakın bir kısımda tuttuğu, bir elinde de televizyonun uzaktan kumanda aleti bulunduğu, sanık Tnk.Çvş. K.T.'nin bir eliyle mağdurun silâhını tuttuğu, diğer elinin de mağdurun dizine dayamış vaziyette aralarında konuşmaya ve tartışmaya devam ettikleri, bir anda silahın kurma kolunun çekilip bırakıldığı, silahın ateş aldığı, mağdur M.'nin çene altına girip beynine yakın bir kısmından çıkan bir mermi ile yaralandığı, mağdurun yere düşmesiyle silahın sanık K.T.'nin elinde kaldığı, sanığın silahı yemekhanede bulunan bir masanın üstüne bıraktıktan sonra mağduru kaldırmaya çalıştığı ancak daha sonra yemekhaneden süratle dışarıya çıktığı ve müteakiben de Garnizon Merkez Komutanlığı arkasında bulunan duvardan atlayarak firar ettiği, yaralanan mağdurun Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne kaldırıldığı, olay sonrasında saat 17.00 sıralarında firar eden sanık K.T.'nin 13.10.1998 günü saat 18.15 sıralarında Merkez Komutanlığı inzibat erlerince yakalandığı, mağdur M.Ü.'nün bu yaralanma sonucu hayati tehlike geçirecek, 45 gün iş ve gücüne engel teşkil edecek derecede yaralandığı, çehresinde T.C.K.nun 456/3 ncü maddesinde belirtilen şekilde daimi değişiklik meydana geldiği, (Sekiz adet diş yokluğu ve alt çene defektinin çiğneme fonksiyonu yönünden, sağ gözün fonksiyon dışı kalmasının da görme fonksiyonu yönünden ayrı ayrı uzuv tatili niteliğinde olduğu) anlaşılmakta, olayın açıklandığı şekilde cereyan ettiği hususunda Dairenin ve Başsavcılığın görüş ve kabulleri arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dairece sanığın sonucun meydana gelmesine ilişkin eylemi ve eylemi ile sonuç arasındaki uygun nedensellik bağı kesin bir şekilde ortaya konulamadığından, en azından bu durum sanık yönünden kuşkulu kaldığından "Şüpheden Sanık Yararlanır" ilkesi uyarınca sanık hakkında mahkûmiyet hükmü yerine Beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilerek esas yönünden bozulmuş (Dairede iki Üye mahkûmiyet hükmünün suç niteliği itibarı ile Askeri Mahkemenin görevli olmadığını belirtip öncelikle görev noktasından bozulması gerektiği yolunda oy kullanmışlardır). Başsavcılık tarafından ise, sanığa müsnet suçun sübuta erdiği ileri sürülerek itiraz edilmiştir.
Yapılan İncelemede;
A) Müsned Suçla ilgili yargılamada Askeri Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu ile ilgili inceleme:
Sanığa müsned Dikkatsizlik ve Tedbirsizlik Sonucu Yaralamaya Sebebiyet Vermek suçu As. C.K.nun 146 ncı maddesinin T.C.K.nun 459 ncu maddesine yaptığı atıf nedeni ile askeri bir suçtur. As.C.K.nun 146 ncı maddesinde "Başkasının yaralanmasına ve ölmesine sebep olanlar" başlığı altında "Silahları ve cephanesi hakkında dikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere ve talimatlara riayetsizlik dolayısı ile başkasının yaralanmasına veya ölmesine sebep olanlar hakkında T.C.K.nun 455 ve 459 ncu maddelerine göre ceza verilir" denmektedir. Maddenin açık hükmü karşısında asker kişilerin askeri nitelikli silahları ve aynı nitelikli cephaneleri hakkındaki taksirli hareketleri sonucu ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermeleri ve eylemlerinin sabit görülmesi halinde haklarında As. C.K.nun 146 ncı maddesinin atfı nedeni ile T.C.K.nun 455 veya 459 ncu maddeleri uygulanacaktır. Anılan Maddenin bu durumda olan bir asker kişi hakkında uygulanabilmesi için suçta kullanılan Askeri "Silah" ve Askeri "Cephane"nin o kişiye teslim edilmiş olması, o kişinin zilyetliğinde bulunması şart değildir. Maddede görevleri gereği ciheti Askeriye ye ait "Silah" ve "Cephane" ile yakın temas halinde bulunan Asker kişilerin taksirli eylemlerinin bu madde gereğince cezalandırılacağı açıklanmıştır. Esasen As. C.K.nun 146 ncı maddesinin düzenleniş tarzı da silah ve cephanenin o kişiye teslim edilmiş olan silah ve cephane olarak kabul edilmesine ve böyle yorumlanmasının gerektiğine hak verir şekilde değildir.
Bu nedenle, sanık tarafından işlendiği iddia olunan bu suçta kullanılan Askeri silahın "Sanığa" teslim edilmemiş bir silâh olması, oluşacak suçun niteliğine ve bu suçla ilgili yargılamayı yapacak Askeri Mahkemenin görevine tesir etmez ve Askeri Mahkemeyi yargılamada görevsiz hale getirmez. Daireler Kurulunca yapılan inceleme sırasında öncelikle (Daire'de azınlıkta kalan üyelerin Askeri Mahkemenin bu suçla ilgili yargılamada görevsiz olduğu yolundaki karşı oyları nedeni ile) Askeri Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu üzerinde durulmuş yukarıda açıklanan nedenlerle oybirliği ile Askeri Mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
B) Sübutla ilgili inceleme:
Olayın yukarıda açıklandığı şekilde cereyan ettiği, mağdurun silahının patlayarak çıkan merminin isabet ettiği, yüzünde meydana gelen ateşli silâhla yaralanma nedeni ile hayati tehlike geçirdiği, 45 (Kırk beş) gün iş ve gücünden kaldığı, çehrede daimi değişiklik (T.C.K.456/3), dişlerinde ve sağ gözünde "Uzuv Tatili" niteliğinde arızalar meydana geldiği sabit ise de;
1) Silahın patlamasını eylemi veya eylemleri sonucu sanığın gerçekleştirdiğine ilişkin olarak dosyada sanık aleyhinde kesin deliller olmaması,
2) Patlama eylemini kesin olarak sanığın gerçekleştirdiği söylenemediğinden, patlama ile yaralanma arasında sanık yönünden "Nedensellik" bağının kurulamaması en azından bu ilişkinin sanık yönünden kuşkulu kalması, "Şüpheden Sanık Yararlanır" şeklindeki Ceza Hukuku İlkesinin sanık hakkında uygulanma şartlarının olayda gerçekleşmiş olması,
Hususları bir arada göz önüne alındığında sanık hakkında yukarıda açıklanan nedenlerle müsned suçtan Beraat kararı verilmesi gerekir iken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetli görülmediğinden, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü Esastan bozan Daire kararında isabet görüldüğünden, Başsavcılığın yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy