(353 S. K. m. 165)
Dosyada mevcut delil durumuna göre, 17.8.1999 tarihinde meydana gelen Marmara Depremi nedeniyle sanık 19.8.1999 tarihinde ailesinin ikamet ettiği İstanbul Bağcılar'a (45) gün süre ile alet iznine gönderilmiş ve Mülki Amirlere ve Merkez Komutanlıklarına onaylatılmış olan İl veya İlçe Hasar Tespit Komisyonunca verilmiş belge ile birlikte 3.10.1999 tarihinde Birliğine dönmesi gerekirken, beyanına göre, ailesinde bir kayıp ve yaralanma olmadığı, ancak sözlüsü depremde öldüğü için 4.10.1999 tarihinde ve belgesiz olarak Birliğine döndüğü anlaşılmaktadır. Sübutun bu şekilde olduğu konusunda bir tartışma ve ihtilaf bulunmayan davada, Disiplin Mahkemesi ile Askeri Mahkeme arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının; Başsavcılıkça görevli Mahkemenin Askeri Mahkeme olduğu yönünde çözümlenmesi gerektiği ileri sürülürken, Daire, söz konusu uyuşmazlığı, davada Disiplin Mahkemesinin görevli olduğu şeklinde çözümlemiştir.
Yapılan inceleme ve müzakere sonunda; Daire ilâmında açıklandığı üzere, 353 sayılı Yasanın 165 nci maddesine göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. Bu hükmün, 477 sayılı Yasanın 63 ncü maddesindeki atıf nedeniyle Disiplin Mahkemesini de bağladığı tartışmasızdır. Dolayısıyla Disiplin Subaylığınca düzenlenen iddianameye göre sanık hakkında, gönderildiği (45) günlük izinle ilgili olarak dava açılmamış, sadece bu izinden 3.10.1999 tarihinde dönmesi gerekirken 4.10.1999 tarihinde dönmüş olması sebebiyle (1) gün İzin Tecavüzünde bulunması eyleminden dolayı dava açılmıştır. Yargılama sonunda verilen hüküm hangi yönde (mahkûmiyet, beraat, görevsizlik, düşme) olursa olsun, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylemin dışında olamaz.
Somut olayda ise, açılan dava, sanığın (45) günlük afet izninden (1) gün geç döndüğü iddiasından ibarettir. Dolayısıyla, Disiplin Mahkemesince verilmesi gereken hüküm de bu bir günlük geç dönme eylemiyle ilgili olmalıdır. Bu itibarla Disiplin Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararında, sanık hakkında dava konusu yapılmamış bir olayın veya eylemin hüküm konusu yapılması ve bu olaya yani, sanığın izin dönüşünde ailesinin depremden zarar gördüğüne dair belge getirmemesi sebebiyle İzin Tecavüzünün 19.8.1999-4.10.1999 tarihleri arasında işlenmiş olabileceği, bu eylemin ise, Askeri Mahkemenin görev alanına girdiğine, dayanılarak görevsizlik kararı verilmesi ve keza Askeri Mahkemenin de iddianamede yer almayan ve Disiplin Mahkemesinin uzun süreli izin tecavüzü olarak vasıflandırdığı eylemi (45 günlük afet izni dönüşünde getirmesi gereken depremden zarar gördüğüne dair belgeyi getirmeme şeklinde algılayarak) 477 sayılı Yasanın 49 ncu maddesinde düzenlenen "Bilerek Doğru Söylememe" disiplin suçu olarak vasıflandırıp görevsizlik kararı vermesi de yasaya aykırı olmuştur.
Diğer yandan, kesinleşen görevsizlik kararının, iddianamenin bütün sonuçlarını doğurup aynı şartlara tabi olacağına ilişkin olan 353 sayılı Yasanın 176/Son (ve buna paralel olan CMUK. nun 263/2 ncı) Madde ve Fıkrasındaki hükme dayanılarak, iddianamede yer almayan bir eylemin, görevsizlik kararına konu edilerek, bu görevsizlik kararı ile görevli olduğu ileri sürülen Mahkemede dava açıldığını kabul etmek mümkün değildir. 353 sayılı Yasanın 176/Son maddesindeki (görevsizlik kararının iddianamenin bütün sonuçlarını meydana getireceğine ilişkin olan) bu hükümle, görevsizlik kararından sonra, görevli olduğu kabul edilen Mahkemede yeniden iddianame düzenlenerek dava açılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir. Yoksa asıl olan iddianamedir ve iddianamede yer almayan bir eylem veya olay hüküm konusu yapılamaz. Bu hüküm, görevsizlik kararı da olsa durum değişmez.
Bu itibarla, Dairenin; Disiplin Mahkemesince, İddianamede yer almayan bir konuda da dava açılmış gibi kabul edilip, daha açık bir anlatımla, sanığın izine gönderildiği sürenin (45 günün) de dava konusu olduğu kabul edilip buna göre görevsizlik kararı verilmesini yasaya aykırı bularak, oluşan olumsuz görev uyuşmazlığını, Disiplin Mahkemesini görevli kılacak şekilde çözmüş olmasında bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığından, Başsavcılığın; olumsuz görev uyuşmazlığının Askeri Mahkemenin görevli olduğu şeklinde çözümlenmesi gerektiği yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy