(1632 S. K. m. 66)
Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın Kıbrıs'taki Birliğine dönerken Taşucu Hudut Kapısı'na vaki müracaatının İzin Tecavüzü temadisini sona erdiren "Dehalet" olarak kabul edilip edilemeyeceğine ve dehalet olarak kabul edilmesi hâlinde, İçel/Taşucu-Kıbrıs arası tanınan bir günlük yol mehlinin, sanığa izine gidiş-dönüş için (Kıbrıs-Eskişehir arası) tanınan toplam dört günlük yol mehlinden düşülüp düşülemeyeceğine ilişkindir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın Kıbrıs'taki Birliği'nden 14.7.1999 tarihinde yol mehli verilmeden beş gün süre ile Eskişehir'deki adresine izine gönderildiği, daha önce kullandığı izinlerde yol mehli verilmediği için Kıbrıs-Eskişehir arası gidiş-dönüş için gerekli olan dört günlük yol süresinin re'sen tanınması sonucu sanığın Birliği'ne en geç 23.7.1999 tarihinde saat 24.00'e kadar katılması gerektiği, ancak sanığın 23.7.1999 tarihinde sol kol ve sol bileğini kesmek suretiyle intihar girişiminde bulunması sonucu aynı gün kaldırıldığı Eskişehir Hava Hastanesi'nden kesileri sütüre edilerek 24.7.1999 tarihinde reçetesi verilip Pazartesi günü (28.7.1999) sevk kağıdı ile Plastik Cerrahi Polikliniği'ne başvurması önerilerek taburcu edildiği, sanığın Hastane'ye tekrar başvurmayıp 1.8.1999 tarihinde İçel/Taşucu Deniz Hudut Kapısından çıkış yapıp, 2.8.1999 tarihinde Girne Merkez Komutanlığı'na giriş yaptığı ve 3.8.1999 tarihinde de Kıbrıs/ Yiğitler'deki Birliği'ne katıldığı anlaşılmaktadır.
İzin tecavüzü olayının bu şekilde gelişip sübuta erdiği konusunda ve keza sanığın Birliği'ne dönmesi için gerekli olan yol süresinin, sanığın 23.7.1999 tarihindeki intihar girişimi sebebiyle kaldırıldığı Eskişehir Hava Hastanesi'nden taburcu edildiği 24.7.1999 tarihinden itibaren başlatılması gerektiği konusunda bir tartışma ve ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf konusu olan, sanığın Kıbrıs'taki Birliği'ne katılmak üzere 1.8.1999 tarihinde İçel/Taşucu Deniz Hudut Kapısından çıkış yapması eyleminin, İzin Tecavüzü temadisini sona erdirip erdirmeyeceği ve buna bağlı olarak İzin Tecavüzü süresinin altı tam günü aşıp aşmadığı meselesine gelince;
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 27.10.1988 tarih ve 1988/ 180-127 sayılı kararına ve benzer olaylarla ilgili istikrar bulan Askeri Yargıtay kararlarına göre, kasti ve mütemadi suçlardan olan Firar ve İzin Tecavüzü gibi suçlarda, failin suç işleme iradesinden (kastından) vazgeçip, suç temadisini sona erdirmek maksadıyla asıl birliği dışındaki resmi kurumlara (Askerlik Şubelerine, Merkez Komutanlıklarına, Kabul ve Toplanma Merkezlerine, Askeri Hastanelere, Polise v.b.) yaptığı başvurunun ve hatta failin suç temadisini sona erdirdiğini gösteren bir takım fiil ve davranışlarda bulunmasının (Örneğin, birliğine dönmek amacıyla yola çıkan failin, yolda kaza geçirmesi nedeniyle birliğine dönememesi durumunda, kaza tarihinin temadinin kesilme tarihi olarak kabul edilmesi veya Sanık 1.8.1999 tarihinde Taşucu'ndan çıkış yapacağı sırada güvenlik kuvvetlerince yakalanmış olsaydı, dönüş için tanınan iki günlük yol süresi dikkate alınarak sanığın eyleminin yakalanmakla sona eren Mehil İçi Firar suçu olarak kabul edilecek olması) dahi, suç temadisini sone erdiren dehalet olarak kabul edilmekte olması sebebiyle, sanığın 1.8.1999 tarihinde Kıbrıs'taki Birliği'ne dönmek maksadıyla Taşucu Deniz Hudut Kapısı'ndan yaptığı çıkışın, suç temadisini sona erdiren "Dehalet" olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın, Askeri Mahkemece ve Dairece suç temadisinin sona erdiği tarih olarak kabul edilen 3.8.1999 tarihindeki geç katılışın sanığın iradesi dışında olduğu, gerçekten Sanık Kıbrıs'taki Birliği'ne katılmak amacıyla Taşucu Hudut Kapısı'ndan çıkış yaptıktan sonraki sürede (2 8.1999 tarihinde Girne Merkez Komutanlığına giriş yapmasında ve 3.8.1999 tarihinde Birliği'ne katılmasında) firar suçunu devam ettirmek kast ve iradesiyle hareket etliğinin söylenemeyeceği, 1.8.1999 tarihinden sonra geçen ve hatta Taşucu-Kıbrıs arası tanınan bir günlük yol mehlini dahi aşan bu süre, sanığın istek ve iradesi dışında geçtiği için, sanığın Birliği'ne katılmak kastıyla Taşucu Deniz Hudut Kapısı'ndan Kıbrıs'a geçmek üzere çıkış yaptığı 1.8.1999 tarihinden sonraki süreden sanığın sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir.
Diğer yandan, sanığın Eskişehir Hava Hastanesi'nden taburcu edildiği 24.7.1999 tarihinden itibaren, Kıbrıs'taki Birliği'ne dönmesi için başlatılan toplam iki günlük yol mehli Sanık yönünden bir hak olup, bu sürenin sonuna kadar Birlik dışında geçirilen sürenin suç teşkil etmemesi ve ayrıca bu süre sonunda sanığın asıl Birliği yerine, suçunu sona erdirmek kastıyla Birlik haricindeki askeri makamlara veya resmi kurumlara yapılan başvurunun da dehalet olarak kabul edilmesi karşısında, Dairenin; Taşucu Hudut Kapısı'na müracaatın dehalet olarak kabul edilmesi hâlinde dönüş için gerekli yol süresinin (sadece Eskişehir-İçel arası için gerekli olan) bir gün olarak tanınması ve bu sebeple de suçun işlenmeye başladığı tarihin 26.7.1999 saat 24.00 yerine, 25.7.1999 saat 24.00'e çekilmesi gerektiği ve dolayısıyla izin tecavüzü süresinin altı tam günü aştığı yönündeki kabulü isabetli bulunmamıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy