(353 S. K. m. 133)
Daire ile Yerci Muhkeme arasındaki uyuşmazlık; sanığın 15.7.1999 tarihli oturumda hazır bulunup sorgusunun yapıldığı, duruşmanın davanın önemli tanığı K.A.nın ifadesinin istinabe yolu ile tespiti için 12.8.1999 gününe talik edildiği, ancak sanığın duruşmaya celbine karar verilmediği gibi, celbi için müzekkere de yazılmadığı, 12.8.1999 günü yapılan duruşmaya sanığın gelmemiş olması nedeniyle Askeri Mahkemece huzurda sorgusu tespit edilen ve duruşmaya gelmeyen ve hazır bulunmasına da gerek görülmeyen sanığın 353 sayılı Kanunun 136 ncı maddesi uyarınca duruşmadan vareste tutulmasına karar verildiği ve duruşmanın hazırlıkların tamamlanması için sırasıyla 23.9.1999, 7.10.1999. 18.11.1999, 16.12.1999 tarihlerine bırakıldığı ve son duruşmada da sanığın gıyabında karara bağlandığı, yine bu arada sanığın duruşmalara Celbine karar verilmediği gibi, Birlik Komutanlığına da yazı yazılmadığı, bu hale göre sanığın yokluğunda hükme varılmasının 353. sayılı Kanunun 133 ncü maddesine aykırı olup olmadığının ve bu hususun aynı kanunun 207/3-H maddesi uyarınca bozma sebebi sayılıp sayılmayacağı konusuna ilişkindir.
Yapılan İncelemede;
353 sayılı Kanunun 133/1 inci maddesi, gelmeyen sanık hakkında duruşma yapılmayacağını. 81/1 inci maddesi, asker kişilerin sorgulan için birlik komutanının veya askeri kurum amirinin emri ile getirileceğini, 119/1 inci maddesi, sanık olan asker kişilerin, tayin olunan zamanlarda 81. inci maddeye göre askeri mahkemeye getirileceklerini düzenlemiştir.
353 sayılı Kanunun 1596 sayılı Kanunla değiştirilen 136 inci maddesinin 1 ncı fıkrası hükmüne göre, sanığın duruşmada hazır bulunmak mecburiyetinden vareste tutulabilmesi, kendisinin veya vekâletnamesinde sarahat bulunması halinde müdafiinin açık isteğine bağlıdır. Başka bir deyişle, duruşmada hazır bulunmak sanık için bir zorunluluktur ve bu zorunluluk ancak kanuna uygun şekilde istemde bulunulduğu ve bu istem mahkemece kabul edildiği takdirde ortadan kalkacaktır. Zikri geçen maddenin 3 ncü fıkrasında belirtilen "dava hakkında evvelce sorguya çekilmiş olan sanık, talik veya tehirini takip eden günde duruşmaya gelmez ise, dava hakkında evvelce kendisi sorguyu çekilmiş ve artık huzuruna mahkemece lüzum görülmemiş olursa vareste istemi olmasa dahi dava gıyabında bitirilebilir" şeklindeki hükme göre, bu fıkranın uygulanabilmesi sanığın Birlik Komutanlığı ya da bağlı olduğu kurum aracılığıyla duruşmaya çağrılması şartına bağlıdır, Duruşmaya çağrılmayan sanığın gelmemesinden bahsolunamaz. Sanık Bnb. Rütbesinde bir asker kişidir, amirinin izni olmadan mesaisini terk edip duruşmalara katılması söz konusu olamaz. Ceza Yargılamasında asıl olan vicahilik prensibidir. Aksi görüşün kabulü halinde, konum ve kuruluşları gereği bu prensibi yeteri kadar uygulama imkânı bulunmayan askeri mahkemelerde sanıklar ilk sorgularından sonra duruşmaya çağrılmayacak, duruşmalar gıyaplarında yürütülüp, toplanan delillere karşı diyecekleri saptanamayacak, savunmaları yeterince tespit edilemeyip savunma hakları kısıtlanacaktır.
İnceleme konusu olan davada. Binbaşı rütbesinde olan sanık temyizinde görevde olması nedeniyle duruşmalara katılamadığını, son sözünün tespit edilemediğini ifade etmekle savunma haklarının kısıtlandığına işaret olunmaktadır. Gerçekten de görevde olması nedeniyle duruşmalara katılamamış olması mümkün görülmektedir. Bu hale göre, duruşmadan vareste tutulmasına ilişkin bir talebi olmayan duruşmalara celp edilmeyen, yokluğunda yapılan duruşmada usul ve esasla ilgili olarak yapılan işlemlerden haberi olmayan sanığın savunma hakkının kısıtlandığında kuşku yoktur.
Sonuç olarak, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24.12.1998 gün ve 1998-197-179 sayılı kararında da belirtildiği gibi duruşmadan vareste tutulması hakkında bir talebi bulunmamasına rağmen gıyabında duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması 353 sayılı Kanunim 133 ncü maddesine aykırı ve aynı kanunun 207-E maddesinde yazılı kanuna mutlak muhalefet sebebi olarak görüldüğünden Yerel Mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy