(1632 S. K. m. 87)
Dosya münderecatına göre; 211 nci Hd.A.3 ncü P.Tb. 7 nci P.Bl.Komutanlığına bağlı Bilenler Karakol Komutan Yardımcısı oları sanığın, 19.9.1997 Cuma günü 16.30-17.30 sıralarında Karakolda görevli erler E.D., A.K.ve A.B.'yi de yanına alarak yaya olarak Borçka-Artvin karayolunun Bilenler Karakoluna giden yol sapağı mevkii yolundaki Çoruh nehri kenarına gittiği, burada sanığın nehre girip serpme atarak balık tuttuğu, yanında gelen erlerden AB.'nin de nehre girip serpme attığı bir müddet nehir kenarında kaldıktan sonra birlikte karakola döndükleri, o gün sanığın yarın tekrar balığa gideceğini söylediği, 20.9.1997 Cumartesi günü sabah 10.30 civarında karakola ait 383850 plakalı jeep ile yanına erler A.K., E.D., A.B., H.Ç. ve O.Ş.'yi de alarak balık avlamak maksadıyla bir kez daha nehir kenarına gittiği, AB.ve E.D.dışındaki askerlerden H.Ç. ve O.Ş.'nin jeep'in yanında kaldıkları, A.K.'nın ise nehir kenarına inmeden uzaktan sanık ile erler A.B.ve E.D.'yi seyrettiği, önce sanığın daha sonra A.B.nin nehre girip serpme attıkları, A.B.nin "Karşıda çok balık vardır, karşıya geçelim" dediği, sanığın önce A.B.nin bu isteğini kabul etmediği, A.B.nin "Yüzme biliyorum bir şey olmaz" demesi üzerine "Tamam geçin" dediği, A.B.ve E.D.'in serpmeyle karşı kıyıya geçmek isterken dengesini kaybederek akıntının etkisiyle sürüklenmeye başladıkları, E.D.'nin sanığın yardımıyla kıyıya çıktığı, A.B.nin ise suda kaybolduğu, 24.9.1997 günü suda boğulmuş olarak cesedinin bulunduğu, maddi olayın bu şekilde oluştuğu ve bu konuda da Başsavcılık ve Daire arasında bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır.
K.K.Komutanlığının 14 Mayıs 1997 gün ve PER .: 7200-172- 97/Per.D.Kz.Oly.İnc. Ruh. Prb.Arş.Ş. (783) sayılı "suda boğulma olayları" konulu, emrine dayanarak, 3 ncü Hd.P.Tb.K.lığınca çıkarılan 62 nolu günlük emir; "Havaların ısınmasıyla birlikte, çevremizde bulunan göl, gölet, nehir ve akarsu gibi su akıntılarına girme teşebbüslerinin artacağını değerlendiriyorum. Bu nedenle bölükteki Sb., Astsb., Uz. Personel ile Erbaş ve Erlere bu gibi yerlere girmenin sakıncalı olduğu ve ölüm ile sonuçlanacak olayların olabileceği anlatılacak ve yasaklanacak, imza karşılığı bütün personele tebliğ edilecek" şeklinde düzenlenmiş 7 nci Hd.P.Bl. Komutanlığınca personele tebliği ve gereği istenmiştir. Bu emir imza karşılığı sanığa da tebliğ edilmiştir
" Dere ve nehirler emniyet talimatı''na nazaran,
1.Bölgedeki her türlü dere, nehir yol ve su birikintilerine girilmeyecektir... 3. Bu nehir ve derelerde erbaş ve erlerin balık tutması yasaktır...6. Dere ve nehir kenarlarında itişmek şakalaşmak beş metreden fazla yaklaşmanın yasak olduğu, 7 nci Hd.BlK.lığının emri gereği ve sanığın bu emirden haberi olduğu kendi beyanlarından ve Karakol Komutanı Atğm. O.G.'nin beyanlarından anlaşılmaktadır.
Sanığın eylemleri, 19.9.1997 günü erler E.D., A.K.ve AB. ile birlikte serpme ağı ile balık tutmaya gittikleri, nehir ve derelere girmenin yasak olduğu ve balık tutmanın yasak olduğu bu hususa ait emri tebellüğ etmesine rağmen emrin gereğini yapmadığı. 20.9.1997 tarihinde sanığın E.D., AK., O.Ş., H Ç. ve A.B. ile ve Askeri jeep aracıyla Çoruh nehrine gittiği, erlerin nehre girmelerine engel olmadığı bu suretle, sanığın her iki eyleminin hakkındaki iddianamede yer aldığı, bu eylemlerin ise T.S.K İç Hizmet Kanunun 40 ve İç Hizmet Yönetmeliğinin 89 ncu maddelerinde yer alan "sağlığın korunması için vazifeler" cümlesinden olarak Askeri bir hizmet olan bu konuda Tabur Komutanlığı ve Bölük Komutanlığınca malum ve muayyen hale getirilmiş emirler çıkarılıp sanığa tebliğ edildiğinden, sanığın erlerin nehir kenarlarına yaklaşmalarını, suya girmelerini menetmek görevi iken bu görevi yerine getirmeyerek erleri nehre sokmak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği, ancak sanığın fiili ile Er A.B.'nin boğulma eylemi arasında doğrudan illiyet rabıtası mevcut olmadığı anlaşıldığından sanığın eylemi, As.C.K.nun 89 ncu maddesinde yazılı büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu teşkil etmemektedir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 5.11.1971 gün ve 1971/86-83, 21.4.1994 gün ve 1994/44-44, sayılı ilâmları bu görüşümüzü doğrulamaktadır.)
Sanığın, 19 ve 20 Eylül 1997 tarihindeki eylemleri aynı suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak, As. C.K.nun 87/1 ve T.C.K.nun 80 nci maddelerindeki müteselsil emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğundan, netice olarak Dairenin bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamakla, Başsavcılığın tüm itiraz nedenlerinin reddi cihetine gidilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy