(647 S. K. m. 19) (1412 S. K. m. 297)
Yapılan incelemede; hükümlü hakkında, izin tecavüzü suçundan, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 5.8.1999 gün ve 1999/380-230 sayılı hükmü ile on ay hapis cezasına hükmedildiği, 22.11.1999 tarihinde kesinleşen bu kararın 3.1.2000 tarihinde infazına başladığı, 16.12,1998-29.12.1998 tarihleri arasında gözetimde kaldığı süreler de nazara alınarak hükümlünün K.T.B.K. Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 18.4.2000 gün ve 2000/45 sayılı kararıyla 18.4.2000 tarihinde şartla salıverilmesine karar verildiği, K.T.B.K. Komutanlığı Askerî Savcılığınca nezaret müddeti bir gün fazla hesaplandığından meşruten tahliye kararının 353 sayılı Kanunun 251, 253 ve 254 ncü maddelerine göre kaldırılarak hükümlünün eksik infaz edilen cezasının çektirilmesi istenmiştir.
Burada incelenecek konu meşruten tahliye kararının kaldırılması talebi belirli bir süreye tâbi midir? ve hangi mahkemeden talepte bulunulmalıdır?
647 sayılı Kanunun 19/4 ncü maddesinde "Şartla tahliyenin reddine" itiraz edilebileceği halde, kabulü halinde ne yapılacağı, belli değildir. 353 sayılı Kanundan da ne yapılacağı çıkarılamamaktadır. Hâlbuki meseleyi 647 sayılı Kanun ve Ceza Mahkemeleri Usûlü Kanununa göre ele aldığımızda; şartla tahliyenin reddine dair kararlara "acele itiraz" yoluna gidileceği, bunun 353 sayılı Kanuna paralel olduğu anlaşılmakta ise de; şartla tahliyenin kabulüne dair bir düzenleme 353 sayılı Kanunda olmadığına göre buna karşı itirazın CMU. Kanunundaki adi itiraza kıyasla halledilmesi ve redde karşı itiraz gibi bu meselenin Askerî Yargıtay'da ve adi itiraz biçiminde süreye bakılmaksızın kabulü ile kanuna karşı bir aykırılık görüldüğü takdirde bunun kıyasen CMUK.'nun 297 ve devamındaki maddelere göre halledilmesi gerektiği, bu şekilde Ceza Hukukundaki adaletin daha iyi sağlanacağı sonucuna varılmıştır. Bu görüşümüz Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 30.1.1992 gün ve 1992/16-14 esas ve karar sayılı İlâmı ile doğrulanmaktadır.
Şartla tahliye talebinin kabulüne karşı itirazın Askerî Yargıtay'a yapılması gerekirken hükmü veren Mahkemeden talepte bulunulması kanuna aykırı ise de; Mahkemece yeniden bu hususta bir karar alınmış olması ve bu konuda K.T.B.K. Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 8.5.2000 gün ve 1999/380 esas 2000/39 dava sayılı Kararı ile karar verildiğinden buna karşı yapılan itiraz süresinde yapılmış olmakla, şartla tahliye kararının doğru olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir.
İncelemeye göre hükümlünün 16.12.1998 ile 29.12.1998 tarihleri arasında nezaret ve yolda geçirdiği süreler mahsup edilerek, hükümlü 18.4.2000 tarihinde meşruten tahliye edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden hükümlünün 17.12.1998 tarihinde yakalanıp nezarete alındığı anlaşılmakla mahkemenin şartla salıverme kararının eksik infaz nedeniyle kanuna aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Dairece "kesinleşmiş hükümdeki nezaret süresinin değiştirilmesi mümkün olmadığından, Askerî Savcılığın itirazının reddine" karar verilmiş ise de; yerleşmiş içtihatlara nazaran tutukluluk ve nezarette geçen sürenin yanlış hesap edilmesi sonucu, tutukluluk veya nezaret süresinin ceza süresinden fazla indirilmiş (eksik infaz edilmiş) olmasının kazanılmış hak kabul edilemeyeceği, gerek yargılama aşamasında ve gerekse infaz aşamasında, güdülmesi gereken amacın hatasız karar vermek ve hatasız infaz yapmak olduğu açıktır. Bütün bu aşamalarda farkına varılan bir hukuki hatanın giderilmesinde herhangi bir mevzuatın engel teşkil etmesi düşünülemeyeceği gibi, engelleyici bir yorum yapılamayacağından, şartla salıverme kararının kaldırılması ile de bu kanuna aykırılık giderilebileceğinden, Başsavcılığın bu konudaki itirazı kabule değer görülmekle, 353 sayılı Kanunun 202, 204 ve 224 ncü maddeleri gereğince, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 18.04.2000 gün ve 2000/45 Karar sayılı "Şartla Salıverme Kararının" kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy