(1632 S. K. m. 50)
Maddi olayın sübutunda eylemin "Kendini Askerliğe Yaramaz Hale Getirmek" suçunu oluşturduğunda kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık artırım gerekçesi bulunmamasının bozma nedeni yapılıp yapılmayacağına ilişkindir Daire ASCK nun 51/B maddesi aracılığıyla aynı kanunun 50 nci maddesi gereğince ceza tertip edilirken ¼ oranında yapılan artırımın gerekçesi bulunmamasını bozma nedeni sayarken, Başsavcılık artırım oranıyla ilgili ayrıca bir gerekçe aranmaması, takdir hakkının kullanılmasında aşın bir isabetsizlik söz konusu değil ise müdahale edilmemesi, bu nedenle de bozma sebebi sayılmaması gerektiğini belirtmektedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Anayasamızın 141/3, CMUK nun 32, 260 ve 353 sayılı kanunun 50 ve 173 ncü maddeleri uyarınca, Mahkeme Kararlarının; sanıkları, mağdurları, As. Savcı ve herkesi inandıracak ve As. Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, As. Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler karşısında mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, mahkemeyi takdiren ve teşdiden ceza tayinine götüren nedenlerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, belirsiz, kapalı ve duraksamalı söylemlerden kaçınılması, suçun yasal öğeleri ve kabul edilen olayların gösterilmesi, kısaca hükmün gerekçeli olması gerekmektedir. TCK nun 29 ncu maddesine 3679 sayılı kanunla eklenen Ek fıkra hükmüne göre de cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilecektir
Yerel Mahkeme hükmü incelendiğinde; Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, sanık hakkında tayin edilen temel cezanın ASCK nun 5l/B maddesi aracılığıyla aynı kanunun 50 nci maddesi uyarınca "takdiren ¼ oranında" artırıldığı, hükmün gerekçe bölümünde de, suçun hizmet esnasında ve silahın kötüye kullanılarak işlenmiş olması sebebiyle ASCK nun 5l/B ve 50 nci maddeleri uyarınca artırım yapıldığı belirtilmesine karşılık hangi nedenle ¼ oranında artırım yapıldığına ilişkin hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
ASCK nun 50 nci maddesi hükmüne göre, tayin edilen temel ceza, iki misline kadar çoğaltılabilecektir. Artırım için kanun koyucu asgari had belirlememiştir. Ancak, asgari artının miktarı üzerinden cezanın artırıldığı ortadadır. "Takdiren" denilmiş olması gerekçe niteliğinde değildir. Mahkemeyi bu takdire götüren nedenlerin de ayrıca belirtilmesi gerekmektedir. Nitekim her iki Yargıtay'ın kararları da bu doğrultudadır. (As. Yrg. 3 ncü D. nin 7.5.1996 gün ve 1996/258-256; Yargıtay 5 nci C.D. nin 12.3.1991 Es.13, K. 1274; 3 ncü C.D. nin 16.11.1977 E.1977/7980, K.1977/8026 sayılı kararları). Aksi görüşün kabulü hallinde Yargıtay'ın gerekçe denetim imkânı kalmayacağı kuşkusuzdur.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, As Yargıtay Başsavcılığının itirazına katılmak olası olmayacağından itirazın reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy