(1632 S. K. m. 66)
Aşamaları incelenen davada maddi olayın sübutunda kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık suç vasfına ilişkimin Daire eylemin izin tecavüzü suçunu oluşturabileceğini belirtirken, Başsavcılık sübut bulan maddi olgunun firar suçuna vücut verdiği görüşündedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede, sanığın rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesine 6.9.1997 tarihinde yatırılıp 7.9.1997 tarihinde A. Apandisit tanısıyla ameliyat edildiği, burada 23.9.1997 tarihine kadar kalan sanığa çıkış tarihinden itibaren 21 gün istirahat raporu verildiği kıtasına gelen sanığın Birlik Komutanlığının 24.9.1997 tarihli yazısıyla "Sıhhi Kurula sokulmak üzere" Sivas Askeri Hastanesine sevk edildiği, bu sevk yazısının arkasına, As.Hastane Baştabipliğince onaylı, 25.9.1997 tarihli ve Op.Dr.Bnb. M.Y. imzalı "Yirmi gün istirahatı uygundur, istirahatı evinde geçirmesinde sakınca yoktur" şeklinde bir kayıt konulduğu belirlenmektedir. Aynı hastanenin 26.9.1997 tarihli cevabi yazısında, sanığın gördüğü işlem hanesinde; "Appendektomi ameliyatlısı 20 gün istirahatlı, istirahatı evinde geçirmesi uygundur" denildiği, yine bu hastanenin 2.12.1997 tarihli cevabi yazısında da; "sanığın 26.9.1997 tarihinde Hariciye'de muayene olduğuna, C.Ü.T. Fakültesinde Apendektomi ameliyatı olup kendisine 21 gün istirahat verildiğine, hastanın taburcu olduktan sonra geçirdiği süre dikkate alınarak kendisine Tbp.Bnb. MY. tarafından 20 gün istirahat verildiğine ve istirahatı evinde geçirebileceği önerisinde bulunduğu" işaret edilmiştir. Öte yandan, sanığın kıtası komutanlığının çeşitli yazılarından sanığın 6.9.1997 - 23.9.1997 tarihleri arasında Sivas As. Hastanesine tedavi amacıyla yatırıldığı, 26.9.1997 tarihinden itibaren 20 gün istirahatının öngörüldüğü, sanığın 10.9.1997-26.9.1997 tarihleri arasında kıtada görev yapmadığı, Bölük yoklama ve kazan defterinin 1.10.1997 talihinden itibaren tutulmaya başlandığına işaret edildiği belirlenmektedir.
Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinin sanığın hastaneden taburcu ediliş tarihleri konusundaki cevabi yazıları ve tanık müdavi tabip Ş.G.' nin anlatımları yukarıda açıklanan tespitlere uygunluk arz etmemekte ise de, Yerel Mahkeme kararında değinildiği gibi, sanığın 10.9.1997 ila 23.9.1997 tarihli gerçeğe aykırı raporu Askeri Hastaneye onaylattığı 26.9.1997 tarihi arasında nerede olduğu yapılan araştırmaya rağmen saptanamayan sanığın, bu tarihler arasında birliğinde bulunduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece, sanığın, 26.9.1997 tarihine kadar birliğinde kalmış olabileceği ve bu tarihten birliğine katıldığı 23.10.1997 tarihine kadar firar suçunu işlediği kabul edilip "firar" suçundan cezalandırması yoluna gidilmiş, Başsavcılıkça da eylemin firar suçunu oluşturacağı belirtilip Daire kararına itiraz edilmiş ise de;
Daire kararında da isabetle değinildiği gibi, sanığa Sivas Askeri Hastanesince 20 gün istirahat verildiği, istirahatını evinde geçirebileceğinin de rapora yazılıp, sanığa söylendiği belirlenmektedir. Hatta aynı Hastanenin 2.12.1997 tarihli yazısında sanığa C.Ü.T. Fakültesince 21 gün istirahat verildiği hastaneden taburcu olduktan sonra geçirdiği günler dikkate alınarak Dr M.Y. tarafından 20 gün istirahat verildiği anlaşılmaktadır. Dr.Bnb.M.Y. tarafından sevk yazısının arkasına yazılan istirahat yazısında ve Sivas Askeri Hastanesi Baştabipliğinin sanığın Birliği Komutanlığına yazdığı 26.9.1997 tarihli yazında sanığın "kıtasına taburcu" edildiği hakkında bir kayıt bulunmamaktadır.
MY.:3-2 (A) T.S.K. Personelinin Sağlık Muayene Yönergesinin 3 ncü Bölüm 2/d Maddesinin, 20 güne kadar alınan istirahatlarda, personel (erbaş ve erler dahil), gideceği adresi bildirerek ve komutanlığından izin almak koşulu ile istirahatlarını garnizon dışında bir yerde geçirebileceğini amirdir. Ancak, sanığa 26.7.1997 tarihinden itibaren 20 gün istirahat verildiğinin, istirahatı evinde geçirmesinin uygun olduğunun belirtilmesine, rapor ve resmi yazılarda "kıtasına taburcu" edildiğine dair bir kayıt bulunmamasına göre, sanığın istirahatı nerede geçireceği konusunda hataya düşüldüğü, iradesinin fesada uğratıldığı, istirahat raporunun bir nevi hava değişimi raporu olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu hale göre, istirahatını memleketinde geçirebileceğini düşünen ve buna göre hareket eden sanığın, eyleminin "firar" suçuna vücut verdiği yolundaki itiraza itibar olası olmayacaktır.
Sanığın 26 9.1997 tarihinden itibaren 20 gün süre ile istirahatlı olmasına, bu istirahatın 15.10.1997 gününün son saatinde dolmasına ve Kayseri-Sivas arası (1) günlük yol süresi ile, kıtasına 23.10.1997 tarihinde saat 12.30 da katıldığı da göz önüne alındığında, eyleminin izin (istirahat) tecavüzü suçunu oluşturabileceği sonucuna varıldığından, eylemin "firar" suçuna vücut verdiği yönündeki Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy