(1632 S. K. m. 70)
Şanlıurfa/Suruç 3 ncü Hudut Taburu 10 ncu Hudut Bölük Komutanlığı Yumurtalık Sınır Karakol Komutanlığı emrinde görevli bulunan sanıkların, 12 Nisan 2000 günü saat 08 00'dan itibaren Şanlıurfa İline çarşı iznine gönderildikleri, söz konusu çarşı izninden aynı gün en geç saat 17.00'a kadar birliklerine dönmeleri gerekirken, dönmeyerek kendi aralarında anlaşıp Gaziantep'e gitmek için Şanlıurfa İlinde Avis firmasından 12.4.2000 günü saat 16.50 ile 13.4.2000 günü saat 16.30 arasında bir otomobil kiraladıkları, önce Gaziantep'e gittikleri daha sonra hayat kadını bulmak için sivil bir kişinin önerisi ile Osmaniye yoluna çıktıkları bu istikamette ilerlerken Nurdağı İlçe Jandarma Komutanlığı mensuplarınca yapılan yol arama ve kontrolü sırasında 12 Nisan 2000 günü saat 20.30 sıralarında topluca yakalandıkları, yakalanmalarını müteakip gözetim altına alınarak adamlı olarak birliklerine teslim edildikleri, maddi olayın bu şekilde başlayıp, geliştiği ve sona erdiği anlaşılmaktadır. Maddi olayın bu şekilde sübutunda tereddüt ve sorun bulunmamaktadır.
Sözleşerek Firar suçu, kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden, izinsiz altı günden fazla uzaklaşanların konu edildiği As. C.K.nun 66/1-a maddesinde yazılı Firar suçundan farklı özellikler taşımaktadır. Firar suçunda her ne sebep ve şekilde olursa olsun kıtasından izinsiz uzaklaşmak irade ve eylemi, gün unsuru ile birlikte suçun oluşması için yeterli görüldüğü halde, As. C.K.nun 70 nci maddesinde ise; 66 ncı maddenin aksine ikiden ziyade Askeri şahsın önceden kararlaştırarak topluca kaçarsa denilmek suretiyle, kastın, önceden kararlaştırmaya ve topluca kaçmaya yönelik bulunduğu ifade edilmiş ve suçun oluşması için gün unsuru aranmamıştır.
Dava konusu olayda; sanıkların aralarında anlaşarak çarşı izninden zamanında dönmeyip hayat kadını bulmak ve gezip dolaşmak amacıyla otomobil kiraladıkları, otomobil ile kıtalarının bulunduğu yerin aksi yönde seyretmekte iken yakalandıkları sabit olduğundan, sanıklara yüklenen sözleşerek firar suçu maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmuş bulunmaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 28.6.1990 gün ve 1990/68-96 ve 21.11.1991 gün ve 1991/148-147 sayılı ilamları görüşümüzü doğrulamaktadır). Sanıkların hizmetten kaçma kastıyla hareket ettikleri hususunun şüpheli kaldığı yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, Askeri Yargıtayın Yerleşik İçtihatlarına göre çarşı izni kanunun öngördüğü anlamda izin sayılmamakta ve bu izinden zamanında dönmemek firar suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sanıkların birliklerine dönmeleri gereken saate yakın bir zamanda gezip dolaşmak amacıyla araç kiralamaları onların birlikte kaçma kastlarını açıkça ortaya koyduğundan bu görüşlere iştirak edilmemiştir.
Diğer taraftan, failleri, aralarında sözleşerek firar etmeye sevk eden hayat kadını bulmak ve gezip dolaşmak arzusunun yani suçun saikının manevi unsurun değerlendirilmesinde önem ve değeri bulunmamaktadır. Kaldı ki ortada T.C.K.nun 49/3 ncü maddesinde yazılı bir zaruret hali bulunmadığı gibi sanıklar şikayet gibi meşru bir hakkı kullanmak için değil, fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidermek amacıyla hareket etmişlerdir.
Bu nedenle sanıklar yönünden sözleşerek firar suçu maddi ve manevi unsurları bakımından oluştuğu cihetle, Başsavcılığın itirazının kabulü ile, Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 26.9.2000 gün ve 2000/523-522 Esas ve Karar sayılı kararının kaldırılmasına, sanıklar hakkında mahkemece tesis edilen beraat hükümlerinin Askeri savcının temyizine atfen bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy