(1632 S. K. m. 85)
Dosyada mevcut beyan ve belgelerden; 4 ncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı ile Akbank T.A.Ş. arasında Komutanlık ve Keşan'daki birliklerde görevli personel maaşlarının Akbank Keşan Şubesi aracılığıyla ödenmesi konusunda protokol imzalanıp, uygulamaya başlandığı, sanığın görev yaptığı 102 nci Topçu Alay Komutanlığının da protokol kapsamında olduğu, sanığın 15.10.1997 günü öğle saatlerinde maaşını alabilmek için Keşan Akbank Şubesine gittiği, 50 milyon TL. lik kısmını şubenin dışında bulunan Akmatikten kartla çektiği, akabinde kalan kısmını bankadan almak üzere şubenin içine girdiği, gişe yetkilisi A.K. ile bu hususu görüştüğü, sanığın 50 milyon TL. çektiğini fark eden tanığın çok miktarda kamu personeline maaş ödemesi yaptıklarını, yoğun olduklarını söyleyerek şubeden ödeme yapamayacaklarını belirttiği, sanığın ısrarlı tutumu karşında şef yardımcısı O.Ç.'yi gösterip onunla görüşmesini istediği, olayın başından beri yüksek bir ses tonuyla konuşan sanığın bu durumunu gören O.Ç.'nin yanına gelip, "Buyurun içeri gelin, yardımcı olalım" dediği, sanığın bu şekilde bankanın iç bölümünde Şef Yardımcısı olan O.Ç.'nin masasının yan tarafına oturduktan sonra yine aynı talebini tekrar ettiği, O.Ç.'nin ise Komutanlıkla aralarında bir
protokol yaptıklarını, maaşın tamamını ödeyemeceklerini, ayrıca bankanın da çok kalabalık olduğunu, bu nedenle kartını kullanarak kalan maaşını çekmesi gerektiğini, bütün kamu görevlilerine bu şekilde maaş ödemesi yapamayacaklarını söylediği, aslında protokol uyarınca banka görevlilerinin ödeme yapmalarının gerektiği, banka görevlilerinin haksız yere sanığa maaşının geri kalan kısmını ödememeleri nedeni ile sanıkla banka görevlileri arasında tartışmanın uzadığı, tartışmanın uzaması üzerine banka görevlisi O.Ç.'nin telefonla Tugay Komutanlığı'nı arayarak Kurmay Başkanı olan Kur. Alb. M.İ.'le görüştüğü, bir astsubayın olay çıkardığını, kendilerine hakaret ettiğini bildirdiği, Kurmay Başkanı'nın sanığı telefona çağırmasını, kendisiyle görüşeceğini tanık O.Ç.'ye ilettiği, Kurmay Başkanının talebi kendisine iletilen sanığın görüşecek şahsın kendisinin muhatabı olmadığını, görüşmek istemediğini söyleyerek bankayı terk ettiği, ertesi gün birliğine gittiğinde Dz.l'de bulunan 16.10.1997 tarihli dilekçeyi Birlik Komutanına verdiği, bu dilekçesinde; bankada, banka görevlilerinin parasını ödemeyerek kendisine hitaben "Size 3 milyar rüşvet verdik, bu parayı buradan çıkartmak için bu yola başvurduk. Sizin paranızı çalıştırarak verdiğimiz parayı çıkaracağız " dediklerini, kendisinin ilgili şahsa "Bana rüşvet vermedin, beni itham edemezsin" dediğini, banka görevlisinin bunun üzerine, lafı değiştirerek "ilgili Komutana verdik, ambulans alacaklardı" dediğini beyan edip, ardından dilekçesinin 2 nci maddesinde verilen üç milyarın Temmuz ayından itibaren faizi ile birlikle maaş oranına şahsına düşen miktarının verilmesini talep ettiği, 3 ve 4 ncü maddelerde maaşının aynı gün ödenmesini, 5 nci maddede ise bu işlem yapılmazsa adli makamlara suç duyurusunda bulunacağını yazdığı, bu dilekçenin sanığın Komutanlığı aracılığıyla 4 ncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na gönderildiği, 4 ncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'nın talebi üzerine Tugay Komutanı, Tugay Kurmay Başkanı, 102 nci Topçu Alay Komutanı, sanık ve Akbank Keşan Şubesi Müdürünün hazır bulunduğu bir toplantının yapıldığı, banka müdürünün olaydan haberi olmadığını beyan edip, memurlar arasında araştırma yapacağını söylediği ve Akbank Keşan Şubesi Müdürünün memurlar arasında yaptığı araştırma sonucunda Dz.5'teki tutanağın düzenlendiği, bu tutanakta sanıkla şube görevlileri arasında meydana gelen olayın özetlendiği ve tartışma esnasında sanığın "Paşa benim özlük haklarımı kısıtlayamaz, benim hakkımda karar veremez, onlar rüşvet alıp yediyse bu beni ilgilendirmez" dediği belirtilip tutanağın altının gişe memurları A.K., G.G. ve Şef Muavini O.Ç. tarafından imzalandığı ve bu tutanağın Tugay Komutanlığı'na gönderildiği, bu tutanak üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlandığı hususu şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşmaktadır.
Burada şüphe ve tereddüt sanığın tartışma sırasında iddia konusu sözleri söyleyip söylemediği, söyledi ise hangi amaç ve kasıt altında söylediği hususundadır. Temyiz konusu da bu hususa dayandırılmıştır. Sanık, hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan olayın ertesi günü Komutanlık önüne verdiği dilekçede "Bankadaki yetkili personel parayı ödemeyeceğini belirterek bana hitaben (size 3 milyar rüşvet verdik, bu parayı buradan çıkarmak için bu yola başvurduk, sizin paranızı çalıştırarak verdiğimiz parayı çıkaracağız) dedi, ben bir Silâhlı Kuvvetler personeli olarak söylenen bu laf çok zoruma gitmiştir ilgili şahsa "bana rüşvet vermedin beni itham edemezsin" dedim, daha sonra lafı değiştirerek "ilgili Komutana verdik, ambulans alacaklardı" dedi şeklinde olayı anlatmıştır.
Olayın tanıkları ise bankada görevli gişe memurları A.K., G.G., Ş.T. ve M.H. ile Şef Yardımcısı O.Ç.'dir. Sanık ilk kez A.K. ile muhatap olmuş, sonra O.Ç.'in daveti üzerine masasına gidip onunla konuşup tartışmıştır.
Bu tanıklardan; M.H.'nin iddia konusu hakaret içeren sözleri duymadığı, G.G.'nin beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, diğer tanıkların beyanlarının ise sanığın "onlar rüşvet aldılarsa beni ilgilendirmez" dediği şeklinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Dosyadaki belgelerden Keşan İlçesinde bulunan Askeri personelin maaşlarının Akbank Keşan Şubesi'nce ödenmesi karşılığında, banka tarafından Tugay Komutanlığı'na 1.500.000000 TL. bağış yapıldığı, bu paranın Tugayın ihtiyaçları için harcandığı anlaşılmaktadır.
Sanık 15.10.1997 günü bankamatikten 50.000.000 TL. çekip, maaşından geri kalan kısmı banka şubesinden almak üzere gittiğinde, banka personeli tarafından sanığa zorluk çıkarılıp, protokole aykırı olarak ödeme yapılmamıştır. Sanık müdürle görüşmek istemiş görüşememiş, protokolü görmek istemiş kendisine gösterilmemiştir. Şef Yardımcısı O.Ç. ile sanık arasında çıkan tartışma sırasında sanık ilk kez Tugay Komutanlığına yapılan bağıştan haberdar olmuştur. O.Ç.'nin, sanığa karşı tutumu dikkate alındığında bu bağıştan bahsederken büyük bir ihtimalle rüşvet şeklinde veya rüşvet anlamına gelecek sözlerle bahsettiği ihtimal dahilindedir. Çünkü bunun devamında sanığın, tanıkların anlatımına göre "onlar rüşvet aldılarsa beni ilgilendirmez", kendi dilekçesine göre ise "bana rüşvet vermedin beni itham edemezsin" şeklinde tepki göstermesi, bunun öncesinde sanığı bu tepkiyi göstermeye iten bir rüşvet veya bu anlama gelebilecek bir sözden bahsedildiğini doğrulamaktadır.
Sanığın, olayın cereyan tarzı ile ilgili dilekçeyi hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan ertesi gün vermesi, bu dilekçede herhangi bir savunma içgüdüsü ile hareket etmemesi, bankada gelişen olayın cereyan tarzı birlikte değerlendirildiğinde dilekçenin içeriğinin gerçeği yansıttığı kanısına varılmıştır.
Olayla ilgili tutanağın, sanığın 16.10.1997 tarihinde verdiği dilekçeye muttali olan Tugay Komutanının, Banka Müdürünü Tugaya çağırarak yaptığı konuşmanın ardından, ancak olaydan 35 gün sonra 20.11.1997 tarihinde düzenlenmiş olması, sanığın iddia konusu sözleri söylediği hususunda şüphe yaratmakta, sanığın dilekçesindeki iddiayı çürütmek amacıyla banka personelince böyle bir tutanak düzenlendiği olasılığını akla getirmektedir.
20.11.1997 tarihinde düzenlenmiş olan ve "Paşa benim özlük haklarımı kısıtlayamaz, benim hakkımda karar veremez, onlar rüşvet alıp yedilerse bu beni ilgilendirmez" diye sanığın bağırdığını belirten tutanağın altında tanıklardan A.K., G.G. ve O.Ç.'nin imzaları bulunmaktadır. Bu tanıklardan tutanağın aksine beyanda bulunmaları beklenemez. Nitekim Tanık G.G. Askeri Savcı "ya farklı ifade verdiği istinabe yolu ile alınan yeminli beyanında savcılık ifadesini tekrar ettiği halde, duruşmada ifadesini tutanak içeriğine ve diğer tanıklar O.Ç. ve A.K.'nin beyanlarına uygun düşecek şekilde değiştirmiştir. G.G.'nin bu şekilde çelişkili beyanda bulunması sanık lehine değerlendirilmesi gerekir. Tanık Ş.T.'nin, O.Ç. ile sanık arasında geçen tartışmalardan sadece sanığın "onlar rüşvet aldılarsa beni ilgilendirmez" dediğini duyması da dikkat çekici bulunmuştur. O.Ç. sanık tarafından verilen dilekçede Komutanlara rüşvet verdiğini söylemekle itham edilmiştir. Bu tanığın sanığın dilekçe ve beyanında ileri sürdüğü hususları doğrulaması kendisinden beklenemez. Zira bu doğrultuda ifade vermesi halinde kendisi Tugay Komutanlığı yetkililerini rüşvet almakla suçlamış duruma düşecektir. Bu ise eşyanın tabiatına aykırıdır. Diğer bir husus ise sanık ile tartışırken
Tugay Kurmay Başkanını arayan aynı tanığın, sanığın kendilerine hakaret ettiğine dair şikayette bulunmasına rağmen, sanığın söylediği iddia olunan rüşvetten o sırada hiç söz etmemiş olması, bu hususu soruşturma başladıktan sonra hatırlamış olmasıdır. Açıklanan nedenlerle başta O.Ç. olmak üzere A.K., G.G ve Ş.T.'nin olayın cereyan tarzını gerçeğe uygun olarak anlattıkları konusunda büyük kuşkular bulunduğundan, olayın bu tanıkların anlattıkları şekilde değil, sanığın dilekçesinde ve ifadesinde anlatıldığı şekilde cereyan ettiği kabul edilmiştir.
Sanığın yukarıda özetlenen dilekçesinde "bana rüşvet vermedin beni itham edemezsin" cümlesi yer almaktadır. Bu cümlede Komutan ya da Komutanlık yetkililerinin rüşvet aldığına dair bir ima ya da beyan bulunmadığından üste hakaretten bahsetmek mümkün değildir. Tanıkların söylediği ve iddia konusu yapılan "onlar rüşvet alıp yediyse beni ilgilendirmez" sözlerini sanığın söylediğinin sübut bulduğu kabul edilse dahi, bu sözler o andaki tartışma sırasında O.Ç.'nin, Bankanın Komutanlığa yaptığı bağışı, rüşvet veya bu anlama gelecek sözlerle aktarması üzerine, buna bir tepki olarak sanığın Tugay Komutanı veya protokolü imzalayan diğer görevlileri hedef almaksızın ve hakaret kastı olmaksızın fevren söylediği bir cümle olarak nitelendirilmesi gerekeceğinden yine üste hakaretten bahsedilemez.
Sanık dilekçesinde "... Bankadaki yetkili personel parayı ödemeyeceğini belirterek bana hitaben (size 3 milyar rüşvet verdik. Bu parayı buradan çıkarmak için bu yola başvurduk Sizin paranızı çalıştırarak verdiğimiz parayı çıkaracağız) dediğini, Ben bir Silâhlı Kuvvetler personeli olarak söylenen bu laf çok zoruma gitmiştir. İlgili şahsa (bana rüşvet vermeden beni itham edemezsin) dedim, daha sonra lafı değiştirerek (ilgili komutana verdik ambulans alacaklardı) dedi. verilen 3 milyarın Temmuz ayından itibaren faizi ile birlikte maaş oranına göre şahsıma düşen paranın verilmesi" şeklinde beyan ve talepte bulunmuş. Askeri Savcıya bu dilekçesi ile ilgili olarak verdiği ifadesinde olayın ikinci kısmını "ilgili komutana ambulans alımı için protokol karşılığı 3 milyar TL verildiği belirtildiğinden söz konusu dilekçemde bankaca verilen 3 milyarın nereye harcandığını öğrenmek için ve ayrıca şayet bu para harcanmamış ise personel maaşlarının banka vasıtasıyla ödenmesine karşılık olarak verildiği öne sürülen bu paranın tüm personele verilmesi yani dağıtılması için verilen 3 milyarın Temmuz ayından itibaren faizi ile birlikte maaş oranına göre şahsıma düşen kısmının verilmesini istemiştim" şeklinde anlatmıştır.
Sanığa ait bu dilekçe ve beyandan, sanığın bankada O.Ç. ile tartışırken, O.Ç.'nin başlangıçta rüşvetten veya bu anlama gelecek bir sözden bahsettiği, sanığın tepkisi üzerine lâfını değiştirip ambulans alımı için Komutanlığa bağış yapıldığını söylediği ve bu şekilde sanığın Askeri personelin maaşlarının ödenmesi karşılığında Komutanlığa 3 milyar lira bağış yapıldığını öğrendiği anlaşılmaktadır. Sanık yapılan bu bağıştan maaş oranına göre hissesine düşenin kendisine ödenmesini talep etmiştir. Yoksa yasa dışı ve gizli bir şekilde gerçekleşen bir rüşvetten pay istediğini düşünmek, akıl ve mantık kurallarına ters düşmektedir. Sanığın bu talebi usulüne uygun, haklı ve yasal bulunmamakla birlikte, herhangi bir suç teşkil etmemektedir. Bu dilekçe ile sanık bir Komutanlık tasarrufuna karşı çıkmış, maaşların ödenmesi karşılığında Komutanlığa bağış yapılmasını kabul etmediğini belirtmiştir. Sanığın bu konudaki savunmasının aksini kanıtlayacak bir delil mevcut değildir. Olayın cereyan tarzı da bu savunmayı doğrulamaktadır Böylece sanığın verdiği dilekçede de üste hakaret kastı ile hareket etmediği sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy