(353 S. K. m. 1)
Jandarma Asayiş K.lığı Askerî Mahkemesince, hükümlünün (sanığın) 5.11.1999 - 26.4.2000 tarihleri arasında İzin Tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, As. C.K.nun 66/1-b ve T.C.K.nun 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten On Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm sanığın yüzüne karşı tefhim olunmasına ve sanık tarafından ileri sürülmüş bir temyiz istemi bulunmamasına karşın, gerekçeli hüküm zuhulen tebliğ için sanığın Birliği Komutanlığına gönderilmiş, hüküm sanığa 1.8.2000 tarihinde tebliğ edilmiş, tam olarak hangi komutanlığa verildiği belli olmamakla birlikte 2.8.2000 tarihli bir dilekçe ile hükümlü (sanık) temyiz isteminde bulunmuş, dilekçesi 7.8.2000 tarihli üst yazı ile mahkemeye gönderilmiştir.
Askerî Mahkemenin 14.8.2000 gün ve 2000/795 - 16 Müt. Esas-Karar sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararıyla hükümlünün (sanığın) temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı hükümlü tarafından, mahkûmiyet hükmünün kendisine 1.8.2000 tarihinde ulaştığı ve aynı gün hükmü temyiz ettiği halde kabul edilmediği, yasal süre geçmiş ise bundan Bölük Komutanı ve Bölük Astsubayının sorumlu olduğu ileri sürülerek, süresinde itiraz edilmiştir.
Dairece yapılan incelemede; Askerî Mahkemede 353 sayılı Kanunun Ek-1 nci maddesinde belirtilenlerin dışındaki bütün kararların Askerî Mahkemece Heyet (Kurul) halinde verilmesi gerektiği, oysa temyiz isteminin süre yönünden reddine dair Duruşmasız İşlere Ait Kararın tek hâkimle verildiği, bunun usule aykırı olduğu kabul olunup, müteferrik kararın kaldırılmasına ve esastan inceleme yapılmasına karar verilmiş, esastan yapılan inceleme sonucunda da, temyiz süresinin geçtiği saptanarak, hükümlünün temyiz isteminin 353 sayılı Kanunun 217/1 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Başsavcılık; Askerî Mahkemenin tek hâkimle verdiği kararın doğru olduğunu, Dairenin verdiği kararın sonuç itibariyle tebliğnameye uygun olmakla beraber, Yerel Mahkemenin tek hâkimle verdiği Duruşmasız işlere Ait Kararının kaldırılmasına karar verilmesinde yasal isabet bulunmadığını belirterek, Daire kararının ilk bölümüne itiraz etmiştir.
Bu çerçevede yapılan incelemede; Dairece verilen sonuç karar tebliğnameye uygun olup Başsavcılıkça Askerî Mahkemenin tek hâkimle tesis ettiği Duruşmasız İşlere Ait kararının kaldırılmasına dair Daire kararına karşı itirazda bulunulduğundan, Başsavcılığın sadece Daire kararının bu bölümüne itiraz edip edemeyeceği ön mesele olarak tartışılmıştır. Yapılan müzakere sonunda; Başsavcılığın itirazının doğrudan doğruya kararı veren mahkemenin kuruluşuna yönelik olması, Daire kararının gerekçesini ilgilendirmesi ve böylece Dairenin vereceği sonuç kararı usul yönünden etkilemesi sebebiyle itiraza konu olabileceği değerlendirilmiştir.
Bu aşamadan sonra hükmü veren tek hâkimli Askerî Mahkemenin temyiz kanun yoluna başvurmayı süre yönünden inceleyip inceleyemeyeceği tartışmaya açılmıştır.
Bu husustaki yasal düzenlemeler incelendiğinde;
353 sayılı Kanunun 2 nci maddesi; "Askerî Mahkemeler iki askerî hâkim ve bir subay üyeden kurulur. Ancak Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki askerî mahkeme, general ve amiralleri yargıladığı zaman üç askerî hâkim ile iki general veya amiralden kurulur.
200 ve daha fazla sanık hakkında açılan davalarda askerî mahkeme dört hâkim ve bir subay üyeden kurulur. Duruşma sonuçlanıncaya kadar birleştirme veya başka nedenlerle sanık sayısının 200 veya daha fazla miktara ulaştığı davalarda da bu hüküm uygulanır. Ancak duruşma sonuçlanıncaya kadar görülmekte, olan davadaki sanık sayısının bu miktardan aşağı düşmesi halinde, askerî mahkeme kuruluşunda değişiklik yapılamaz.
Askerî Mahkeme kurulunda bulunanlardan en kıdemli mahkeme sanlığı görevini yapar.
353 sayılı Kanunun Ek Madde 1:
"Subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalar hariç olmak üzere, aşağıda yazılı suçları işleyenlerin davalarına askerî mahkemelerin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılır.
a) Ağır hapis ve ölüm cezasını gerektiren halleri hariç olmak üzere, Askerî Ceza Kanununun 63, 66, 68 ve 78 nci maddelerinde yazılı suçlar,
b) (Anayasa Mahkemesi'nin 14.06.1999 gün ve 13-26 Esas-Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir.)
c) Askerî Ceza Kanununun 137 nci maddesinde yazılı suç,
d) Para cezasını veya hafif para cezasını veya yukarı haddi üç seneye kadar hapis cezasını gerektiren, diğer ceza kanunlarında yazılı suçlar.
Bir kimse tarafından işlenmiş müteaddit fiillerin yargılanması en ağır cezayı müstelzim fiile bakmakla görevli mahkemeye aittir. Fiilde irtibat halinde de aynı hüküm uygulanır. Suçun subay ve astsubayla birlikte işlenmesi halinde birinci fıkra hükmü uygulanmaz,
Birinci fıkrada yazılı suçlardan sanık olanların soruşturma sırasında tutuklanıp tutuklanmayacağına ve tutukluluk halinin devamına ilişkin kararları, askerî mahkemenin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi verir. Bu kararlara karşı itirazı incelemeye, bu Kanunun 74 ve 75 nci maddelerinde belirtilen askerî mahkemelerin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi yetkilidir.
Görülmekte olan davalar nedeniyle tek hâkimle askerî mahkeme arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını Askerî Yargıtay çözümler." hükümlerini içermektedir.
İtiraza konu hususta sağlıklı bir sonuca ulaşmak için, Başsavcılık tebliğnamesinde belirtildiği üzere zikredilen yasa hükümlerini yorumlarken madde metinlerine sadık kalınmakla birlikte, yasa koyucunun amacı ön planda tutulmalıdır.
353 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre, askeri mahkemelerde açılan davalara iki hakim ve bir subay üyeden kurulu askerî mahkeme heyetince bakılması asıl olup, subay ve astsubay olmayan sanıkların bazı suçlarından dolayı yargılanmalarının askeri mahkemelerin hakim sınıfından olan üyelerden biri tarafından yürütülmesi halleri istisnadır. Bu istisnalar ise aynı kanunun Ek 1 nci maddesinde sayılmıştır. Bu maddede temyiz isteminin reddine dair kararlara yer verilmemiş olunmakla birlikte; Kanun koyucunun davanın esasına hükmetmeye ve bu dava ile ilgili olarak sanığın hürriyetinden yoksun kalması sonucunu doğuran tutuklama veya tutukluluk halinin devamına dair kararları dahi vermeye yetkili kıldığı hak temyiz isteminin reddine karar verme hususunda yetkisiz kılmayı amaçladığı söylenemez. 2376 sayılı Kanunla 353 sayılı Kanuna eklenilen Ek Madde 1in amacının da yargılamayı süratlendirmek, sıkıyönetim ortamı da dikkate alınarak Askerî Mahkemelerde hâkim tasarrufu sağlamak olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Öte yandan; tutuklama ile ilgili konunun Ek Madde 1 de özellikle zikredilmesinin sebebi, tutuklamanın genellikle kamu davası açılmadan hazırlık soruşturması sırasında istenebileceğindendir. O aşamada iddianame yazılmadığı için, suç nitelendirmesi kesin olarak yapılmadığı gibi, davaya bakacak mahkeme de henüz kesinlik kazanmamıştır. Ek Madde 1 de tutuklama kararı dışında başka kararlardan bahsedilmemiş olması sebebiyle asli davaya bakan tek hâkimin bu davanın rüknünü teşkil eden tali ceza davalarına bakamayacağı sonucunu çıkarmanın amacı aşan bir yorum olacağı kuşkusuzdur.
Bu hale göre, Yerel Mahkemenin tek Hâkimle tesis ettiği müteferrik karar yerinde olduğundan Başsavcılığın itirazının kabulü gerekmektedir.
Bu aşamadan sonra sanığın temyiz itirazının süresinde olur olmadığı incelenmiş, yapılan müzakere sonunda hükmün sanığın yüzüne karşı tefhiminden sonra kendisine yeniden tebligat yapılması, temyiz için yeni bir hak yaratmayacağından, hüküm mahkemesinin vermiş olduğu kararda ve bu hususta gösterdiği gerekçede bir isabetsizlik görülmemiş ve hükümlünün itirazının 353 sayılı Kanunun 214/2 nci maddesine göre reddi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy