(1632 S. K. m. 66)
Sanığa yüklenen suç konusu her iki Mükerrer Firar eyleminin sübutunda bir kuşku ve ihtilafın bulunmadığı. Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan ve Daireler kurulunca çözümlenmesi gereken sorunun, sanığın 4.2.1997 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişsiz hale gelmesine neden olduğu bildirilen Anti sosyal Kişilik Bozukluğu hastalığının özelliği gereği kronikleşme anının, sanığın suç tarihlerini kapsayıp kapsamadığı veya kronikleşme anının tıbben tespitinin mümkün olup olmadığının araştırılmasına yönelik bir noksan soruşturmanın mevcut olup olmadığı noktasında olduğu görülmektedir.
Daire, Askeri Mahkemenin bu konuyu yeterince araştırdığını ve Gölcük Dz. Hastanesinden alınan ve Askerliğe Elverişsizlik halinin 4.2.1997 tarihinden itibaren meydana geldiğini belirten 30.12.1998 tarihli "Ek Sağlık Kurulu Raporu" ile konunun açıklığa kavuşturulduğunu kabul ederken, Başsavcılık bu araştırmanın yeterli olmadığını ileri sürmektedir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın 4.12 1995-20.11.1996 ve 28.11.1996 - 27.1.1997 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren Firar eylemlerini gerçekleştirdiği, evvelce 13.8.1994-2.9.1994 tarihleri arasında işlediği ve cezasını da 4.11.1994 tarihinde çekmiş olduğu başka Firar suçundan hükümlü olması nedeniyle, bu iki firar eyleminin Mükerrer Firar niteliğinde olduğu anlaşılmakta ise de;
Sanığın 4.2.1997 tarihinden itibaren Askerliğe Elverişsiz Hale gelmesine neden olan hastalık "Anti sosyal Kişilik Bozukluğudur. Bilindiği üzere bu hastalık, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 17/B maddesine göre, askerliğe elverişsizlik nedenidir. Yine aynı yönetmelik hükümlerine göre en az üç Anti sosyal eylemlerinden dolayı almış oldukları cezaları infaz edilmesine rağmen, iyileşmeyerek hastalıkları kronik nitelik kazananların Askerliğe Elverişli olmadıkları yönünde karar verilebileceği belirtilmiştir.
Dosyanın 49, 36-37, 31-32, 39-40 ve 33 ncü dizilerinde yer alan belgelere göre, sanığın asker olmadan önce 4.11.1990 tarihinde işlediği Silahla Müessir Fiil suçundan sabıkalı olduğu, asker olduktan sonra sırasıyla 16.5.1994-6.6 1994 tarihleri arasında İzin Tecavüzü; 13.8.1994-2.9.1994 tarihleri arasında Firar ve 13.11.1994-24.1.1995 tarihleri arasında İzin Tecavüzü suçlarını işlediği ve bu cezaların sanığın işbu dava konusu Mükerrer Firar eylemlerinden önce infaz edildiği görülmektedir.
Özellikle sanığın son Mükerrer Firar eylemini, psikiyatrik yönden muayene ve tedavi edilmek üzere sevk edildiği Gölcük Dz. Hastanesinden kaçmakla gerçekleştirmesi ve akabinde bu firarından dolayı 27.1.1997 tarihinde yakalanıp Zonguldak/ Ereğli'deki Birliğine teslim edildiği 29.1.1997 talihinde hiç kıtada tutulmadan aynı gün yine Gölcük Dz. Hastanesine sevk edilen sanığın yapılan muayenesi sonucu Anti sosyal Kişilik Bozukluğu tanısı ile 4.2 1997 tarihinde Sağlık Kuruluna çıkarılmak üzere Birliğine geri gönderilip 2.2.1997 tarihinde tekrar Birliğince Askeri Hastaneye sevk edildikten sonra ayaktan çıkarıldığı Gölcük Dz. Hastanesi Sağlık Kurulunun 4.2.1997 tarih ve 1997/210 Sayılı Raporu ile, ilk sağlık işlemi neticesinde Sanığın Anti sosyal Kişilik Bozukluğu tanısı ile "B/17 F1 Askerliğe Elverişli Değildir" Raporu verilmiş olması ve sanığın önceki Firar ve Mükerrer İzin Tecavüzü suçlarından dolayı yargılanırken de cezai ehliyeti konusunda Mahkemece duyulan kuşku üzerine 1994 yılında Psikiyatri Uzmanı bilirkişilere muayene ettirilmiş olması dikkate alındığında, Ek Sağlık Kurulu Raporunda 4.2.1997 olarak bildirilen Askerliğe Elverişsizlik tarihinin, bu hastalığın kronikleşme tarihinden ziyade, Askerliğe Elverişsizlik raporunun düzenlenmesi için gerekli olan usulü işlemlerin tamamlandığı tarih olduğu izlenimi doğmakta, sanıktaki hastalığın bu tarihten (4.2.1997) önce kronik hale geldiği ve dolayısıyla askerliğe elverişsizlik halinin rapor tarihinden önce oluştuğu yönünde şüpheye düşülmektedir.
Ceza Hukuku yönünden, sanıkta teşhis edilen ve askerliğe elverişsizliğine neden olan Anti sosyal Kişilik Bozukluğundaki kronikleşmenin sadece tespiti yeterli olmayıp, bu anın kesin olarak belirlenmesi veya kronikleşme tarihinin kesin olarak tespiti tıbben mümkün değilse, bu durumun ayrıca belirtilmesi büyük önem arz etmektedir.
Dava dosyasında mevcut olan ve sanığın askerliğe elverişsizlik halinin rapor tarihi olan 4.2.1997 tarihinden itibaren başladığını, sanığa isnat edilen suç tarihlerini kapsamadığını belirten 18.11.1999 tarihli Ek Raporda ve bu karara varılmasına esas olan ölçütlerin açıklandığı bildirilen Gölcük Dz. Hastanesi Sağlık Kurulunun 4.2.1997 tarih ve 1997/210 sayılı ilk raporunda, hastalığın kronikleşme tarihinin neden daha önceki bir tarihe götürülmeyip, sanığın Sağlık Kuruluna çıkarıldığı 4.2.1997 tarihinden itibaren başlatıldığı konusu ile kronikleşme tarihinin kesin olarak tespitinin tıbben mümkün olup olmadığı konularında hiçbir açıklamaya ve tıbbi gerekçeye yer verilmediği görüldüğünden,
Sanığın Askerliğe Elverişsiz hale gelmesine neden olan Anti sosyal Kişilik Bozukluğunun hangi tarihten itibaren kronikleştiği, kronikleşme tarihinin sanığın Sağlık Kuruluna çıkarıldığı tarihten önceki bir tarihe götürülüp götürülemeyeceği, kronikleşme tarihinin kesin olarak tespit edilmesinin tıbben mümkün olup olmadığı konularının (GATA Profesörler Kurulunun lüzum görmesi halinde sanığın tekrar müşahede altına aldırılarak) tıbbi gerekçeleri ile bildirilmesi için GATA Profesörler Kurulundan görüş alınmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir tartışma ve değerlendirme yapılıp nihai hükme gidilmesi gerektiğinden, Dairenin onama kararı isabetli bulunmamıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy