(647 S. K. m. 4, 6) (5816 S. K. m. 1)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sabit görülen suçundan 5816 sayılı Kanunun 1/1 nci maddesi gereğince mahkûmiyetine karar verilen sanık hakkında tayin edilen cezanın para cezasına çevrilmemesi ve ertelenmemesi hususunda Yerel Mahkemece gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkindir.
Sanık hakkında 5816 sayılı Kanunun 1/1 nci maddesi gereğince tesis edilen bir yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine ilişkin hükmün sanık müdafilerinin temyizi üzerine Askerî Yargıtay 5 nci Dairesince incelenip Askerî Yargıtay Başsavcılığının mahkûmiyet hükmünün esastan bozulması gerektiği yolundaki 9.11.1998 gün ve 1998/ 3452 sayılı Tebliğnamesine aykırı olarak esasa ilişkin bozma görüşünün reddi ile 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 nci maddelerinin sanık hakkında uygulanmaması için gösterilen gerekçelerin yerinde görülmemesi nedeni ile bozulmasına karar verilmiş; As. Yargıtay Başsavcılığının 5.1.1999 gün ve 1998/3452 (İtiraz: 1) sayılı Tebliğnamesi ile Daire bozma kararma esastan itiraz edilmesi üzerine dosya Askerî Yargıtay Daireler Kurulunda esastan incelenmiş ve inceleme sonunda Daireler Kurulunun 4.3.1999 gün ve 1999/46-47 sayılı kararı ile Başsavcılığın esasa ilişkin itirazının Reddine karar verilerek sanığa müsnet eylem ve suçun sübuta erdiği kabul edilmiş, Dairenin 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanmama nedeni ile yaptığı bozma gereği yargılamaya devam edilmek üzere dava dosyası tekrar Yerel Mahkemeye gönderilmiş, Yerel Mahkemede yeniden yapılan yargılama sonunda bu Mahkemenin 13.7.1999 gün ve 1999/645-435 sayılı kararı ile sanık hakkındaki bozulan ilk hükümde direnilmesine, 5816 sayılı Kanunun 1/1 nci maddesi gereğince bir yıl hapis cezası ile mahkumiyetine TCK. nun 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiş, direnilerek tesis edilen bu hükümde sanık müdafileri tarafından sebep gösterilerek temyiz edilmiş, Askerî Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen 12.11.1999 gün ve 1999/3404 (Direnme:41) sayılı Tebliğname ile direnilerek tesis edilen mahkûmiyete ilişkin hükmün 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı Maddelerinin uygulanmaması yönünden gösterilen gerekçelerin yetersizliği nedeni ile bozulması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan İncelemede;
Yukarıda da açıklandığı gibi sanığa müsnet eylemin ve suçun sübuta erip ermediği hususu As. Yargıtay Başsavcılığının 5 nci Dairenin esasa (sübuta) ilişkin kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesi sırasında Daireler Kurulunda incelenmiş, Daireler Kurulunun 4.3.1999 gün ve 1999/46-47 sayılı kararı ile sanığa müsnet eylemin (suçun) sübutu As. Yargıtay Başsavcılığının bu hususa ilişkin itirazı red edilerek Oyçokluğu ile kabul edilmiş olduğundan, Dairenin 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanmaması ile ilgili olarak gösterilen gerekçelerin isabetsiz olduğu görüşü ile yaptığı bozma üzerine bu hususa direnilerek yeniden tesis edilen mahkumiyet hükmünün temyizen incelenmesi sırasında Öncelikle Daireler Kurulunda sübuta (esasa) ilişkin tekrar inceleme ve oylama yapılıp yapılmayacağı hususu üzerinde durulup, tartışılmış, yapılan oylama sonunda sübut konusunda tekrar inceleme ve oylama yapmaya gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilmiş;
İnceleme Yerel Mahkemenin sanık hakkında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerini uygulamama gerekçesi olarak ileri sürdüğü sebepler üzerinde yapılmıştır.
Sanık hakkında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanmama gerekçesi olarak Yerel Mahkemece ileri sürülen hususlar ve direnme sebepleri üzerinde yapılan incelemede;
A) Cezanın para cezasına çevrilmemesi ile ilgili temyiz incelemesi:
647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinde düzenlenmiş olan şartlara göre sanık hakkında tayin olunan (1) yıl hapis cezasının para cezasına çevrilmesine ve ertelenmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Sanık müsnet suçu işlediği sırada sabıkasız, Askeri görevi nedeni ile çok sayıda takdirleri olan bir Kurmay Subaydır. Ancak sanık Atatürk'ün büstü ile ilgili olarak hakaret ve suç teşkil eden sözü söyleyerek müsnet suçu işlemiştir. 5816 sayılı Kanunda bu suçun faili olarak asker veya sivil şahıs ayrımı yapılmadığından, bu kanunda düzenlenen hususlara aykırı hareketle oluşan suçların failleri asker veya sivil şahıslar olabilir. Bu nedenle 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinde düzenlenmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi şartlarını bu yasal düzenlemenin amacı dışına çıkarak sanık aleyhine genişletmek ve sanığın "Subay" olmasını cezanın para cezasına çevrilmeme sebebi olarak sanık aleyhine sebep olarak kabul etmek, sanığın durumunu yeterli ve yasal gerekçe göstermeden, dosya içeriğine uygun olmayan 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinde düzenlenmiş olan "sair haller" kapsamında değerlendirmek, yasal ve isabetli görülmemiş, bu nedenle cezanın para cezasına çevrilmemesi hususunda mahkemece re'sen gösterilen gerekçenin isabetsiz olduğu sonucuna varılmıştır.
B) Cezanın ertelenmemesi ile ilgili temyiz incelemesi: Hürriyeti bağlayıcı cezaların ertelenmesi ile ilgili şartlar 647 sayılı Kanunun 3506 sayılı Kanunla değişik 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bu yasada açıklanan diğer şartların yanında sanığın "geçmişteki hali" "suç işleme eğilimi" "Cezanın ertelenmesinin ileride suç. işlemekten çekinmesine sebep olacağı" şartlarının oluşması halinde tayin edilen hürriyeti bağlayıcı cezası ertelenebilecektir. Kanun Koyucu ertelemenin yasal şartlarının bir kısmını kesin ibarelerle belirlemiş (Daha önce para cezasından başka bir ceza ile mahkûm olmamak, ertelenecek cezanın hapiste 2 yıldan, ağır hapiste 1 yıldan fazla olmaması gibi), bir kısmının oluşup oluşmadığının tayin ve tesbitini Hakimin takdirine bırakmıştır. Mahkeme/Hakim takdire ilişkin olan şartlarda takdirini kullanır iken doğal olarak takdirini neden ve ne şekilde kullandığını hükümde (Cezayı neden ertelediğini veya neden ertelemediğini) gerekçesi ile birlikte gösterecek, bu gerekçe üst mahkeme tarafından yapılan incelemede irdelenip yasaya ve dosya içeriğine uygunluğu denetlenecektir.
İnceleme konusu olaya bu açıdan bakıldığında; yukarıda da açıklandığı gibi sanık sabıkası olmayan, Askerî görevi nedeni ile çok sayıda takdirleri bulunan bir subaydır. Yerel Mahkemece sanığın müsnet suçu iki Subay bir Astsubayın yanında işlemesi hususu cezanın ertelenmeme gerekçesi olarak gösterilmiş ise de sanık bu suçu özellikle ve bu kişilere veya çok sayıda kişiye duyurmak amacı ile onların yanında işlememiş, gemi ikinci komutanı olarak görev ve yetkisi gereği yaptığı denetleme sırasında tesadüfen olay mahallinde bulunan ve kendi ma'iyetinde görevli olan (2) subay olayı görmüştür. Üçüncü kişi ise İdari işler Astsubay olarak görevli olan, sanığın önce müdahale ettiği, daha sonra kendisine karşı müsnet suçu oluşturan sözleri söylediği kabul edilen Astsubay Y.A.'dır. Netice olarak sanıkta söylediği sübuta eren ve suç teşkil eden sözleri olay mahallinde bulunan olay tanığı olan Teğmenlere de özellikle duyurma kasıt ve gayreti olduğu söylenemez.
Ayrıca kendisine karşı suç işlenen kişinin şahsından (sıfatından, statüsünden) kaynaklanan ceza artırım nedenleri kanunlarda özel olarak düzenlenmiş olup, kanunlarda böyle bir düzenleme yapılmamış olsa bile şartların oluşması halinde Mahkeme/Hakim kendisine karşı suç işlenen kişinin sıfatını, statüsünü nazara alarak bu hususu ceza tayininde ve temel cezanın belirlenmesinde şiddet sebebi sayabilir ve tayin edeceği cezayı ceza alt sınırından ayrılarak tesbit edebilir. Ancak suçun, Mağdurunun sıfatından ve statüsünden kaynaklanan ve ceza tayini sırasında takdiri artırım sebebi olarak kabul edilebilecek bu hususlar tayin edilen cezanın ertelenip ertelenmemesi sırasında yasal ve hukuki gerekçe olarak kabul edilemez. Bu nedenle Yerel Mahkemenin sanık hakkında tayin ettiği cezanın ertelenmemesi için gösterdiği gerekçe yasal, yeterli ve isabetli görülmediğinden (sanığın geçmişteki, hali ve suç işleme eğilimi yönünden de aleyhine yorumlanabilecek dava dosyasına intikal etmiş bir belge veya bilgi olmadığından) hüküm bu nedenle bozulmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy