(353 S. K. m. 207)
Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca inlenmesi gereken anlaşmazlığın konusu usule ilişkindir. Daire, sanığı yargılayan Askeri Mahkemenin, Milli Savunma Bakanlığınca lağv edilmesi nedeniyle vaki olan değişikliğini sanığa ve müdafiine bildirilmemiş olmasının ve keza hüküm fıkrasında Hâkimin Adı ve Soyadının yazılmamış olmasının bozmayı gerektirir nitelikte usule aykırılıklar olduğunu kabul ederken, Başsavcılık, Müdafiin Mahkemenin değiştiğinden bir şekilde haberdar olup, birkaç oturuma ve özellikle hükmün tefhim edildiği oturuma katılmış olması ve ayrıca; Hâkimin Ad ve Soyadının hükmün tefhim edildiği duruşma tutanağının ilk sahifesinde belirtilmiş olması nedeniyle, hüküm fıkrasında ayrıca belirtilmemiş olmasının, hükmün geçerliliğini etkileyecek bir hata olmadığını ileri sürmektedir.
Yapılan incelemeye göre; 33.Mknz.P.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesince yargılanırken, Gelibolu Askeri Hastanesinin 9.1.1997 tarih ve 14 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ve 13.1.1997 tarihli Adli Raporu ile "Kronik Nitelik Kazanmış Psikopatik Sosyapatik Reaksiyon" tanısı konan sanığın, suç tarihlerinde ve halen cezai ehliyetinin tam olduğu, ancak; 9.1.1997 tarihinden itibaren askerliğe elverişsiz hale geldiğinin saptanması üzerine, 16.1.1997 tarihli oturumda tahliyesine karar verildiği, bu safhaya kadar sanığın sorgu ve savunmalarının tespit edilmiş olduğu, delillerin toplandığı, sanık Müdafii'nin talebi üzerine 2.5.1997 tarihli oturumda, sanığın As.C.K.nun 46 ve 47. maddelerinden yararlanıp yararlanmayacağı ve askerliğe elverişliliği konusunda daha sağlıklı bir rapor alınması için GATA Profesörler Kurulundan görüş alınmasına karar verildiği, GATA'nın Mahkemece istenen konuda rapor verilebilmesi için, sanığın da Hastane'ye gönderilmesini istediği, sanığın GATA'ya sevki için aranması sırasında 33.Mknz.P.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin MSB.lığınca 1.9.1997 tarihinden itibaren kaldırılıp, davaya bakma görev ve yetkisinin 5.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesine verildiği, bu Mahkemece 10.11.1997 tarihinde yapılan ilk duruşmada, (9.1.1997 tarihli askerliğe elverişsizlik raporu üzerine 16.1.1997 tarihinde tahliye edilmesinden sonra, terhis edilmiş olması doğal olan sanığın elde edilememesi nedeniyle) gelmemiş olan (GATA Profesörler Kurulundan istenen) raporun beklenmesine karar verilirken, sanık Müdafiine de, duruşma gününden haberdar edilmesi için, davetiye çıkarılmasına karar verildiği, bu karar üzerine 11.11.1997 tarihinde sanık Müdafiine davetiye çıkarıldığı, 22.12.1997 tarihinde yapılan ikinci duruşmaya gelmeyen Müdafie 12.1.1998 tarihinde telefon edilerek bir sonraki duruşma tarihinin bildirildiği, 9.3.1998 tarihinde yapılan üçüncü duruşmaya da gelmeyen Müdafiin, 2.4.1998 tarihinde yapılan Dördüncü duruşma ile
3.8.1998 tarihli Altıncı duruşmaya geldiği, bu arada sanığın Hastaneye başvurusunun sağlanması için GATA Hastanesince, lağv nedeniyle değişen Askeri Mahkemenin (5.Kor. K.lığı) Askeri Savcılığına da müzekkere yazıldığı, Mahkemece, sanığın bulunup GATA'ya başvurmasının sağlanması için Müdafiin de yardımcı olmasının istendiği, sanığın Kastamonu C. Savcılığı marifetiyle GATA'ya sevkini müteakip, 17.3.1999 tarihinde GATA Psikiyatri Kliniğine yatırıldığı ve GATA Profesörler Kurulunun 19.4.1999 tarih ve 60 sayılı raporu ile sanığın askerliğe elverişli olduğuna ve TCK. nun 46 ve 47 nci maddelerinden yararlanmayacağına karar verildikten sonraki ilk duruşma olan 21.6.1999 tarihli On birinci duruşmaya sanık Müdafiinin yine geldiği ve aynı celse mahkumiyet hükmünün tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, Mahkemenin değişliğinden sanık Müdafiinin ve sanığın haberi olmuştur. Öyle ki, sanık Müdafii; Askeri Mahkemenin ısrarlı daveti üzerine duruşmaya iki kez geldikten sonra, GATA'dan istenen raporun beklenmesine karar vermekten başka hiç bir işlemin yapılmadığı duruşmalara gelmeyip, raporun düzenlenmesinden sonra gerçekleşen ilk duruşmada hazır bulunarak, savunma haklarını kullanmıştır. Bu durum, davanın; sanık ve müdafiince, değişen Askeri Mahkemeden de usule uygun ve ciddi şekilde takip edildiğini açıkça göstermektedir. Sanığın, GATA'da müşahede altına alınmak üzere uzun süre aranmakta olması, sanığın duruşmada hazır bulunmasını zorunlu kılacak bir durumun olmaması, aksine nihai karar için beklenen Profesörler Kurulu Raporunun düzenlenmesi amacıyla, sanığın bulunduğu anda GATA'ya sevk edilecek olması, esasen davanın Müdafii tarafından takip edilmekte olması, Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılan emirle değişen Mahkemenin yine Askeri Mahkeme olması nedeniyle, Anayasanın 37 nci maddesi anlamında Kanuni Hâkim Güvencesinin ihlâl edilmemiş olması, Mahkemenin değiştiğine muttali olan sanık ve Müdafii, davaya bakan Hâkimi ve Tutanak Kâtibini reddetme imkanından ve hakkından yoksun kalmadıkları gibi, bu yönde ileri sürülmüş bir iddia ve temyizin de bulunmaması nedenleriyle, Dairenin, sanığı yargılayan Askeri Mahkemenin değiştiğinden, sanığa ve Müdafiine haber verilmediği için Kanuni Hâkim Güvencesinin ve Yüze Karşılık İlkesinin ihlal edildiği yönündeki kabulü isabetli bulunmamıştır.
Diğer yandan; Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 9.12.1999 tarih ve 1999/237-217 sayılı içtihadı da dikkate alınarak, 353 sayılı Kanununun 4119 sayılı Yasa ile değişik 180/3 ncü maddesi gereğince, hüküm fıkrasında Hâkimin Ad ve Soyadının belirtilmesi gerekirken buna uyulmamış olması bir eksiklik ise de, Duruşma Tutanağının başında Mahkeme Kuruluna katılanların kimlikleri belirtilirken, Hâkimin de Adı, Soyadı ve Mesleki Sicil Numarasının yazılmış olması, dört daktilo sahifesinden oluşan aynı oturuma ait duruşma tutanağındaki imzaların aynı olması ve duruşmanın seyri sırasında hâkimin değiştiğine ilişkin bir iddia ve kuşkunun bulunmaması karşısında şekil eksikliğinden öteye gitmeyen ve davanın sıhhatini etkilemeyen hüküm fıkrasındaki bu eksikliğin Dairece bozma sebebi sayılması da isabetli görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy