(1632 S. K. m. 66)
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın, 18.12.1998 tarihinde verilen (1) Ay Hava Değişimi süresini mazeretsiz olarak aşıp Birliğine 16.3.1999 tarihinde dönmek suretiyle müsnet suçu işlediği konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın konusu, sanığın sabit olan Hava Değişimi Tecavüzü suçunun hangi tarihte başladığına ve suçun başlangıç tarihi ile ilgili yanlışlığın bozma sebebi yapılıp yapılmayacağına ilişkindir.
İlk aşamada sanık hakkında 18.12.1998 tarihinde verilen (1) Ay süreli Hava Değişiminin hangi tarihte sona erdiği konusu incelenmiştir.
Ay olarak ifade edilen hava değişimi süresinin nasıl hesaplanacağına ilişkin olarak sağlık işlemlerini düzenleyen mevzuatta açık bir hüküm bulunmamaktadır 1111 Sayılı Yasanın 5 nci maddesinde askerlik hizmet süresi (18) Ay olarak belirtilmiş keza, 78 nci maddesinde muvazzaf hizmetten sayılacak hava değişimi süresinin (3) Ay şeklinde yani Ay olarak ifade edilmiştir. MSY. 70-11 sayılı Terhis Yönergesinde ve MSY/146-1 (A) sayılı Erbaş ve Erlerin Yiyecek Bedellerinin Ödenmesi Hakkındaki Yönergede açıklanan örneklerde belirtildiği ve uygulandığı üzere, ay olarak ifade edilen sürelerde Takvim Ayının esas alındığı görülmektedir. Yani 21.2.1999 tarihinde 18 Ay Askerlik hizmetine tabi olarak asker edilen kişinin askerlik süresinin (1) Yıl (6) Ay sonraki tarih olan 21.8.2000 tarihinde sona ereceği, 21.7.1999 tarihinde 8 Ay Askerlik Hizmetine tabi olarak asker edilen kişinin 21.3.2000 tarihinde askerliğinin sona ereceği, 18.12.1999 tarihinde (3) Ay hava değişimi alan kişiye Askerlik Şubesince 18.3.2000 tarihine kadar yiyecek bedeli ödeneceği örneklerle açıklandığı için. Bir Ay Hava Değişimi süresinin de verildiği ayı takip eden ayın sayı itibariyle aynı olan tarihinde sona ereceği ve dolayısıyla dava konusu olayda, sanığa 18.12.1998 tarihinde verilen (1) Ay süreli hava değişiminin 18.1.1998 tarihinde sona erdiğinin kabulü gerektiği sonuç ve kabulüne varılmıştır.
As.Yrg.Drl.Krl.nun ay olarak belirtilen askerlik süresinin hesabında ayların (30) güne çevrilemeyeceğine ilişkin olan 14.2.1991 tarih ve 1991/47-33 sayılı İlâmı ve 3 ncü Dairenin benzer olayla ilgili olan 12.3.1996 tarih ve 1996/136-135 sayılı İlâmları da bu yönde olduğundan, Dairenin, 1 Ay hava değişimi süresinin 16.1.1999 tarihinde sona erdiğinin kabulüne ilişkin olan kararı isabetli bulunmamıştır.
Hava değişimi sonunda sanığa İzmir'den İstanbul'daki Birliğine dönmesi için gerekli olan (1) günlük yol süresinin verileceği konusu tüm uygulamalarda tereddütsüz biçimde kabul edilmekte olduğundan, sanığın 18.12.1998 tarihinde başlayan hava değişimini dönüş için gerekli olan (1) günlük yol süresi de dikkate alındığında en geç 19.1.1999 günü saat 24.00'e kadar Birliğine katılması gerektiği, bu itibarla suçun başlangıç tarihinin 20.1.1999 olarak kabul edilmesi gerekirken, Mahkemece sanığa yol mehli tanınmamış dahi olsa, suçun başlangıç tarihinin 18.1.1999 olarak kabulüne sonuç itibariyle bozmayı gerekli kılacak bir hata bulunmadığına ilişkin olan Daire kararı isabetli görülmemiştir.
Suçun başlangıç tarihinin 20.1.1999 yerine 18.1.1999 olarak kabul edilmesindeki bu yanlışlığın, bozma nedeni olup olamayacağı konusuna gelince; firar ve izin tecavüzü suçlarında suç tarihi maddi vakıanın özünü teşkil ettiği için, suç tarihlerinde yapılan yanlışlık öz vakıanın yanlış olarak kabulü sonucunu doğuracağından, konu ile ilgili Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.2.1997 tarih ve 1997/35-34 sayılı, 2.Dairesinin 25.3.1998/191-190, 14.1.1998/10-9, 3.Dairesinin 25.8.1999/526-520, 28.7.1999/468-458, 4.Dairesinin 5.5.1999/349-343, 14 2.1999/119-117, 5.Dairesinin 13.7.1999/453-451, 4.2.1998/74-72 tarih ve sayılı İçtihatları da dikkate alınarak suçun başlangıç tarihindeki bu yanlışlık bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy