(353 S. K. m. 8)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, hükmü (Görevsizlik Kararını) temyiz eden Adli Müşavirin temyiz isteminin süresinde olup olmadığına ilişkindir.
Yapılan incelemede;
Sanık hakkında müsned suçu nedeni ile yapılan yargılama sonunda, Mahkemece verilen görevsizlik kararının 5.1.1999 günü Komutan tarafından yetki verilen Adli Müşavire tebliğ için Adli Müşavirliğe gönderildiği ve 6.1.1999 günü kararın Adli Müşavirlik personeline zimmetle teslim edildiği, Askeri Mahkemeye ait evrak zimmet defterinin tasdikli fotokopisinden anlaşılmaktadır. Kendisine resmi yazı ile Komutan tarafından 353 sayılı Kanunun 8 nci maddesi gereğince yetki verilmiş olan Adli Müşavir temyiz dilekçesinde, hükmü (Görevsizlik Kararını) 18 Mart 1999 günü gördüğünü ve temyiz ettiğini belirtmektedir.
23.10.1963 gün ve 353 sayılı Askeri Yargılama Usulü Kanunu'nun 8 nci maddesinde 3034 ve 4191 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerle, Teşkilatında Askeri Mahkeme Kurulan Komutanın yoğun işlerini hafifletebilmek ve suç evrakının adli mercilere daha çabuk intikâlini sağlamak için, subay ve astsubaylar dışındaki asker kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle Askeri Savcılığa gönderme (soruşturma açtırma) ve sonucuna göre gereğini yapma (Tutuklama istemi, İtiraz, Temyiz vs. gibi) yetkisi, Komutan tarafından yazılı yetki verilen Askeri Hakim sınıfından Adli Müşavirlere tanınmıştır. Teşkilatında Mahkeme Kurulan Komutanın yazılı yetki verdiği konularda Komutan ve Kurum Amirine tanınan kanuni yetkilerin Adli Müşavirler tarafından kullanılacağı hususu 353 sayılı Kanunun 4191 sayılı Kanunla değişik 8/Son maddesinde açıklanmış bulunmaktadır.
Asile tanınan bütün hak ve yetkiler vekile veya yetkilendirilene de aynen tanınır. Bunun aksini gösteren bir hüküm 8 nci maddede yoktur. Adli Müşavirin görevi asile (Komutana) yardım etmekten ibarettir. Asilin (Komutanın) temyiz hakkının olduğu yerde, yardımcının yeğlikle vardır. Temyiz hak ve yetkisini haiz olan yardımcının ilâmı tebliğ ve görme hak ve yetkisi de vardır. Daha büyük yetkiyi haiz olan daha az yetkiye de sahip olur.
Gerçekten; 9.10.1996 gün ve 4191 sayılı Kanunun Genel Gerekçesinde;
"...Tasarı ile; yargılamanın süratle sonuçlandırılması, zaman israfının önlenmesi ve bürokratik işlemlerin azaltılması bakımından, kendilerine kıta komutanı ve askeri kurum âmiri tarafından yazılı yetki verilen hâkim sınıfından olan adli müşavirlerin askeri savcıya soruşturma açtırma hususundaki yetkilerini artıran ve aynı zamanda yetki verilen konularda kıta komutanı veya kurum amirine tanınan kanuni yetkileri kullanabilmelerine imkân sağlayan yeni hükümler getirilmekte; hazırlık soruşturmasında tanıklara yemin verdirilmesi, tutukluluk halinin incelenmesi, bilirkişilerin tayin ve tespiti, hükümde yer alması gereken unsurlar, duruşmanın tatili veya düşme kararı verilemeyecek haller, davanın reddine karar verilecek haller, yayım yasağına aykırı hareket edenlere uygulanacak cezai müeyyide, ek savunma işlemleri, temyiz incelemesine esas para cezalarının miktarları ve temyiz incelemesinin reddi, isteme bağlı temyiz layihası, sanığın eşine kanun yollarına başvurma hakkı tanınması, askeri hakim sınıfından olan üyelerden birisi tarafından bakılabilecek suç ve davaların mahiyeti, müsadere esasları gibi konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile paralellik sağlanmakta; ayrıca askeri mahkemelerin görev sınırları ve yetkileri, kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının tebliği, duruşma ve hüküm safhalarında tutuklu bulunan sanıkların tutukluluk durumlarının Askeri Mahkemelerde doğrudan incelenebilmesi hususları yeniden düzenlenmektedir.." denilmekte, 8 nci maddenin değişiklik gerekçesinde de; "...25.10.1963 tarihli ve 353 sayılı Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunun 8 nci ve 95 nci maddeleri uyarınca Askeri Yargıya tabi kişilerden suç işleyenlere ait suç evrakı, teşkilatında Askeri Mahkeme kurulu Komutan veya Askeri Kurum Amirlikleri Adli Müşavirlerince komutana arz edilmekte ve komutan tarafından incelenip, soruşturma açılması uygun görülenlere ilişkin bu evrak, bizzat komutanca imzalanan bir soruşturma açılma istemi yazısına bağlanarak Adli Kovuşturmanın yapılması için Askeri Savcılıklara gönderilmekte, dolayısıyla Askeri Yargıda, Askeri Savcıların "ağır cezalı veya gecikmesinde sakınca umulan hallerde" soruşturma açılma yazısı olmaksızın olaya el koymaları imkanı dışında suçlu kişinin Askeri Savcılığa sevki yöntemi genelde bu şekilde olmaktadır.
Ancak, 28.6.1984 tarihli ve 3034 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce soruşturma açtırmak münhasıran, nezdinde Askeri Mahkeme Kurulan Kıta Komutanı veya Askeri Kurum Amirinin yetkisinde iken, anılan Kanunla "kıta komutanı veya askeri kurum amirlerinin soruşturma açma yetkisi ile Adli Müşavirlerin görevlerini belirleyen 353 sayılı Kanunun 8 nci maddesine "yeni bir fıkra eklenerek komutanlara tanınan soruşturma açtırma yetkisinin Adli Müşavirlerce hangi suçlarda ve nasıl kullanabileceği hususu düzenlenmiştir. Buna göre Adli Müşavirler, komutan veya Askeri Kurum Amirinin yazılı yetki vermesi halinde istisnaları dışında, Askeri Ceza Kanununun 63, 66, 68, 76 ve 137 nci maddelerinde yazılı suçları işleyen kişilere ait suç evrakını Askeri Savcılıklara soruşturma yapılmak üzere gönderebileceklerdir. Ancak subay ve astsubayların işledikleri suçlara ilişkin suç evrakı ile yukarıda yazılı suçların ağır hapis ve ölüm cezasını gerektiren hallerine ilişkin suç evrakı ile Askeri Eşyayı Hasara Uğratmak suçunun işlenmesi halinde verilen zararın 50.000.TL. sını geçmesi haline ilişkin suç evrakı bu yetki kapsamı dışında bırakılmaktadır. Keza, Silâhlı Kuvvetlerdeki hiyerarşik yerleri ve rütbeli personel olmaları dolayısıyla, subay ve astsubayların işledikleri suçlar yetki kapsamı dışında tutulduğu gibi, Komutan veya Askeri Kurum Amirince devredilen yetkinin mutlaka Askeri Hâkim sınıfından olan Adli Müşavirlerce (uygulamada Adli Müşavirlik görevini vekaleten yürüten ve Askeri Hâkim sınıfından olmayan subaylar mevcut olduğundan) kullanılması şartı konularak, işlenen suçun ve sanığın Askeri Savcılıklarca soruşturulacak nitelikte olup olmadığı hususunda düşülebilecek yanılgılar ve takdir hatalarından kaçınılması amaçlanmaktadır.
Adli Müşavirler yukarıda belirtilen yetki kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma açtırabildikleri halde, cezası daha az olan Askeri suçlar ile kabahat neviden olsa dahi TCK. nun kapsamına giren suçlar için soruşturma emri verememektedirler. Keza soruşturma emri verebilen Adli Müşavirler tutuklama isteminde bulunamadıkları gibi soruşturma sonucu Askeri Savcılıklarca ve dava açılmışsa Askeri Mahkemelerce verilmiş bulunan kararlara karşı da kanun yollarına (itiraz-temyiz) başvuramamaktadırlar. Zira Adli Müşavirler kendilerine verilen yetkiye dayanarak soruşturma açtırmış olsalar dahi, Askeri Savcılar tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı, yetkisizlik ve görevsizlik kararlarına karşı itiraz, keza dava açılması durumunda Askeri Mahkemelerce verilen kararların temyizi konularında yetki halen Teşkilatında Askeri Mahkeme kurulan Kıta Komutanı veya Askeri Kurum Amirleri uhdesinde bulunmaktadır. Belirtilen bu durum çelişki yaratmaktadır. Diğer taraftan, Adli soruşturma açtırma yetkisini haiz komutanların, özellikle Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Ordu ve Kolordu Komutanlıklarını deruhte eden Komutanların gerek yoğun iş hacimleri, gerekse denetleme, tatbikat, manevra ve protokol gereklerinden dolayı karargâhlarında bulunmadıkları zamanların fazlalığı nedeniyle, imzalanması gereken suç evrakı birikmekte ve dolayısıyla Adli mercilere intikali gecikmektedir.
Madde ile, 353 sayılı Kanunun 8 nci maddesinin değişik beşinci fıkrası değiştirilerek, Adli Müşavirlerin soruşturma açtırma hususundaki yetkileri arttırılmakta, Teşkilatında Askeri Mahkeme kurulan Kıta Komutanı veya Askeri Kurum Amirinin yazılı yetki vermesi halinde, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında, askeri kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını soruşturma yapılması istemiyle Askeri Savcılığa gönderme konusunda Askeri Hakim sınıfından olan Adli Müşavirlere imkan sağlanmakta, bu düzenleme yapılırken askeri yargıya tabi suçların mahiyeti ve öngördüğü cezalar konusunda herhangi bir ayrım yapılmadığı gibi, yetki verilen konularda Kıta Komutam veya Kurum Amirine tanınan kanuni yetkilerin (tutuklama istemi, itiraz, temyiz, vs.) Adli Müşavirler tarafından da kullanılabilmesi imkânı getirilmektedir. Aynı zamanda, yargılamanın süratle sonuçlandırılması, zaman israfının önlenmesi, bürokratik işlemlerin azaltılması, teşkilatında Askeri Mahkeme Kurulu Komutan veya Askeri Kurum Amirlerinin adli görevlerine ilişkin iş hacminin hafifletilmesi de amaçlanmaktadır." denilmek suretiyle (TBMM.Dönem 20, Yasama Yılı: 1, S.Sayısı 59, Sayfa 2-3) çoğunluk görüşü doğrulanmaktadır.
Bütün bu açıklamalar ışığı altında itiraza konu olan olay incelendiğinde,
Askeri Mahkemece, 5.1.1999 günü Kendisine Komutanca yetki verilmiş olan Adli Müşavirliğe gönderilen, 6.1.1999 günü Müşavirlik personeline teslim edildiği anlaşılan, ancak Adli Müşavir tarafından 18.3.1999 günü görüldüğü belirtilip aynı gün temyiz edilen kararın (Adli Müşavirin temyiz süresinin teşkilatında mahkeme kurulan komutana veya kurum amirine tebliğde olduğu gibi, hükmü gördüğü 18.3.1909 günü başladığı kabul edilerek) süresinde temyiz edildiği, bu nedenlerle Adli Müşavirin temyiz istemini süresi dışında gören Daire kararında isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından itirazın kabulüne ve Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy