(765 S. K. m. 49, 50, 448, 452)
Firari durumunda bulunan maktul S.S.'nin yakalanması hususunun maktulün babasının arkadaşı olan tanık O.F.G. tarafından Osmangazi J.Komutanlığına telefonla ihbar edilmesi, maktulü, plâkasını ve markasını açıkladığı kendi aracı ile Osmangazi otobüs terminaline getireceğini söylemesi üzerine, aralarında sanığında bulunduğu bir kısım erin J.Astsb.Çvş.N.A. komutasında, 5.8.1998 günü, İç İnzibat Devriyesi olarak görevlendirildiği, görevlilerin terminale geldikleri, daha sonra Ö.F.G. ile maktulün de terminale geldiği, İç İnzibat Devriyesi olarak görevli erlerden J.Er M.E.'nin eşkali daha önce tarif edilen maktule yaklaşıp kimliğini sorduğu, yakalanacağını anlayan firarı durumundaki maktulün kaçmaya başladığı, sanık ile beraber diğer İnzibat Devriyesi Erler O.Ö. ve A.İ.'nin maktulün arkasından koşmaya ve onu takip etmeye başladıkları, maktulün, Terminalin yakınında olan Nilüfer Deresine dalıp karşı tarafta bulunan Şeftali Bahçelerinin içine doğru koşmaya başladığı sırada, sanık ve yanında bulunan diğer inzibat devriyesi erlerin kimseden emir almadan kendiliklerinden hamili bulundukları MP-5 silâhları ile, durdurmak, kaçmasına engel olmak ve yakalamak amacıyla, maktule doğru ateş etmeye başladıkları, ancak; çamur ve pis olan dereyi geçip maktulü takip etmedikleri, daha sonra Askerî araç gelip onunla maktulün geçtiği bölgeye gidilip kontrol edildiğinde, maktulün otlar arasında vurulmuş vaziyette bulunduğu, derhal Bursa Asker Hastanesine kaldırılan maktulün Hastaneye gelmeden öldüğünün tabip raporu ile belirlendiği, şeklinde cereyan eden olayla ilgili olarak yapılan soruşturma sonunda, maktulün ölümüne neden olan merminin sanığın MP-5 tabancasından çıktığı gözönünde bulundurularak, sanığın hakkında TCK.nun 49/1, 50, 452/1, 448 As.C.K.nun 50, 5 l/B maddeleri gereğince tecziyesi istemi ile kamu davası açılmış, yapılan yargılaması sonunda TCK.nun 452/1, 448, 49/1, 50, 59 ncu maddeleri uygulanarak mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm Askerî Savcı tarafından sanık aleyhine temyiz edilmiş, tebliğnamede sanığın eyleminin kasten adam öldürme suçunu oluşturacağı görüşü ile hükmün esastan bozulması yolunda görüş bildirilmiş, Dairece sabit olan eylemin TCK.nun 455 nci maddesine uyan suçu oluşturduğu görüşü ile hüküm suç vasfından bozulmuş, Başsavcılık tebliğnamesi ile Daire bozma kararı arasında ortaya çıkan farklılık nedeni ile Daire bozma kararma Başsavcılıkça itiraz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Dosyada bulunan iç inzibat devriyesi hizmet kağıdı, tüfek teslim senedi, maktulün Bursa Asker Hastanesine ölü olarak duhûl ettiğine dair tabip raporu, tutanak, olay yeri basit krokisi, olay yeri keşif zaptı, ölü muayene zaptı, otopsi tutanağı, silah ekspertiz raporu, otopsi raporu, sanığın maktulün arkasından kimse emir vermeden iki el ateş ettiğine ilişkin aşamalardaki beyan ve ikrarları, tanıklar J.Er O.Ö. ve A.İ.'nin yeminli ifadelerinden sanığın olay günü hamili bulunduğu ve kendisine hizmet nedeni ile teslim edilmiş olan MP-5 marka silâh ile kaçmakta olan firari Er durumundaki Maktulün arkasından kendiliğinden ateş ettiği ve silâhından çıkan mermilerden birinin Maktule isabet edip, her iki akciğer delinmesi ile gelişen iç ve dış kanama ile ölümüne sebep olduğu kesin olarak anlaşılmakta ve bu hususta herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı şekilde geliştiği ve oluştuğu tartışmasız kabul edilen eylemin hangi suçu oluşturacağı hususu incelendiğinde;
Sanığın, ilk defa olay günü ve olay anından kısa bir süre önce gördüğü Maktul ile aralarında kasden öldürmeyi gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmaması, Maktulün görevli olan sanığa ve diğer görevlilere aktif şekilde direnmemesi ve taarruz etmemesi, sadece görevlilerden kaçarak kurtulma (yakalanmama) gayreti içerisinde olması, olay sırasında sanığın önünden kaçırdığı Firari Er'i (Maktulü) yakalamak amacıyla ve TCK. nun 49/1 nci maddesindeki vazifeyi yerine getirmeme telaşı içerisinde iki kez ateş etmesi, kullanılan silahın etkili bir silah, Maktulün kaçan, hareketli bir hedef olması, birlikte değerlendirildiğinde;
a) Sanığın, Maktule karşı bilerek ve isteyerek, vazifesinin hududunu aşarak müessir fiilde bulunmak, yaralayıp yakalamak kasdı ile ateş ettiği, ancak; Maktulün "ölümü gibi, istemediği bir sonucun meydana geldiği;
b) Sanıkta olayın başında veya daha sonra gelişen ani kasıtla Maktul Firari Eri öldürmek kasdı olduğu ve bu kasıtla hareket ederek ateş ettiği hususunda dosyada bir delil ve belge bulunmadığı,
c) Sanığın yukarıda açıklanan eyleminin oluş biçimine göre olayın sanık tarafından yaralamak kasdı ile bilerek ve isteyerek gerçekleştirildiği esas alındığında, olayın sanığın taksirli bir hareketi sonucu meydana geldiğinin de söylenemeyeceği, sübuta eren eylemin TCK. nun 452/1 nci maddesinde düzenlenmiş suçu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Emir ve talimatlara riayet etmeme hali TCK. nun 50 nci maddesinde de öngörülmüştür. Riayet etmeme sonucu TCK. nun 49/T deki görev sınırı aşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer olaylarla ilgili yaptığı inceleme sonunda verdiği 19.10.1987 gün ve E.327, K.477; 6.10.1986 gün ve E.199, K.419; 12.06.1995 gün ve 1-119/198; 17.10.1994 gün ve 1-193/225; 7.3.1994 gün ve 1-51/75 sayılı kararları da bu görüş ve kabulü doğrular mahiyettedir.
Bu nedenlerle Askerî Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülmeyen itiraz sebeplerinin reddine, ancak; itiraza atfen Daire bozma kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy