(1632 S. K. m. 135)
Dosyada mevcut delil durumuna göre sanık Tbp.Yb.A.G.'nin zaten Psikiyatrik yönden hasta olup, daha önce sırasıyla Bir buçuk Ay ve Bir Ay olmak üzere iki kez hava değişimi raporu verilmiş olan Er H.A.'yi görevli bulunduğu Diyarbakır Askeri Hastanesinde fazla yatırmadan, kısa sürede Askerliğe Elverişsizlik raporu vermesi için kendisine Er H.A'nın yakın aile dostu olan ve sanığı tanıyan A.O. vasıtasıyla Altı yüz Milyon TL. verildiği, sanığın önerisiyle 2.6.1998 tarihinde Batman'daki Birliğine gidip aynı gün Kıt'a anket formu ile beraber Diyarbakır Askeri Hastanesine sevki yapılan Er H.A.'nın, 3.6.1998 tarihinde sanığın görevli olduğu Diyarbakır Askeri Hastanesi Psikiyatri servisine yatırıldığı ve sanığın imzaladığı müşahade kağıdı ve 5.6.1998 tarihli Sağlık Kurulu Muayene Fişi ile aynı gün çıkarıldığı Sağlık Kurulunun 5.6.1998 tarih ve 1998/2821 sayılı raporu ile Er H.A.'ya Depresif Bozukluk tanısıyla C/16 SMK Üç Ay hava değişimi verilerek, aynı gün Askeri Hastaneden taburcu edildiği, Sanığa verilen Altı yüz Milyon TL.nın çürük raporu için verildiği, bu paranın Üç Ay Hava Değişimi Raporu için çok olduğunu ileri süren Er H.A.'nın bu duruma çok kızarak, yanında Ankara'dan Diyarbakır'a birlikte geldikleri halasının oğlu Y.B. ve sanığa Altı yüz Milyon Lirayı veren A.O. olduğu halde, sanığın işlettiği Güney Doğu Sağlık Tesislerine giderek verilen paranın yarısı olan Üç yüz Milyon TL.yı sanıktan; Askeri Mahkemenin, Başsavcılığın ve Dairenin kabul ettikleri şekilde geri aldıkları sübuta ermiş olup, esasen olayın bu şekilde geliştiği konusunda Başsavcılık ile Daire arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Başsavcılık Tebliğnamesinde; Sanıkla, hakkında Rüşvet Vermek suçundan beraat kararı verilen Er H.A. arasında rüşvet anlaşması olduğu konusu her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulmadığından, sanığın eyleminin Memuriyet Görevini Kötüye Kullanma suçu olarak vasıflandırılabileceği ileri sürülmekte ise de;
Er H.A. hakkında Rüşvet Vermek ve Er H.A.'nın işi için sanık Tbp.Yb.A.G.'ye Altı yüz Milyon lirayı veren A.O. hakkında Rüşvet Vermeye Aracılık Etmek suçundan beraat kararı verilmesi ve bu beraat kararlarının taraflarca temyiz olunmamak suretiyle kesinleşmiş olması, sanığın sübut bulan eyleminin kanuna uygun şekilde vasıflandırmasına (ceza yönünden kazanılmış hak kuralı ihlâl olunmamak kaydıyla) engel olmayacağı pek tabiidir.
İtiraz olunan Daire kararında da açıklandığı üzere;
TCK. nun 212 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir memurun kanun ve nizam hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak veya yapmamak zorunda olduğu şeyi yapmamak için rüşvet alması veya bir vaat veya taahhüt kabul etmesi "Basit Rüşvet" suçu olarak düzenlenmiştir.
Rüşvet almak ve vermek suçunun maddi unsuru, memurun yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak veya yapmamak için bir menfaat temin etmesi veya memura böyle bir maksat için menfaat temin edilmesidir.
Rüşvet suçunun teşekkülü için, memurun memuriyetine müteallik muayyen işlerde, vazifesi hilâfına hareket etme karşılığında fertle bir anlaşmaya varması lâzımdır. Bir başka deyimle, rüşvet alan ile verenin bir işin yapılması veya yapılmaması konusunda iradelerinin birleşmesi, bir anlaşmaya varmaları gereklidir.
Basit rüşvet suçunun Maddi unsurları;
a) Failin memur olması,
b) Memurun görevine giren bir işin yapılması veya görevi gereği yapmaması gerekli bir işin yapılmaması için birisiyle anlaşması,
c) Memurun bu amaçla para, vaat veya taahhüdü kabul etmesi, sair menfaatler temin etmesidir.
Manevi unsur olarak ise, genel suç kastı yeterlidir.
Rüşvet alan ile rüşvet verenin iradeleri birleşmekle suç teşekkül eder.
TCK. nun 240 ncı maddesinde ise, yasada yazılı olan hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memurdan söz edilmektedir.
Türk Ceza Kanununda, gerek Rüşvet suçu, gerekse Memuriyet ve Mevki Nüfuzunu Suiistimal, Memuriyet Vazifesini Yapmamak suçu "Devlet İdaresi Aleyhine İşlenen Cürümler" bölümünde düzenlenmiştir.
Memurun rüşvet alması da bir nevi memuriyet görevini kötüye kullanmak, memuriyet görevini kötüye kullanarak menfaat sağlamaktır. Diğer bir ifadeyle Rüşvet suçu, memuriyet görevi kötüye kullanılarak işlenen daha özel bir suçtur. Kanunda, memuriyet görevini kötüye kullanarak işlenen zimmet, ihaleye fesat karıştırma, irtikâp, rüşvet, memuriyet ve mevki nüfuzunu suiistimal gibi suçlar kanunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup, kanunda yazılı bu hallerin haricinde kalan şekil ve nedenlerle memuriyet görevinin kötüye kullanılması ise, ayrıca T.C.K.nun 240 ncı maddesinde müeyyide altına alınmıştır. Bu itibarla memuriyet görevi kötüye kullanılarak ihlal edilmiş özel bir madde varken (T.C.K. nun 212/1), genel madde niteliğinde olan T.C.K.nun 240 ncı maddesinin uygulanmayacağı açıktır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya dönüldüğünde;
Sanık Psikiyatri Uzmanı Tbp.Yb.A.G.'nin, psikiyatrik yönden rahatsız olan Er H.A.'ya, rahatsızlığının seyrine ve derecesine göre, şartları varsa bu rahatsızlığından dolayı Hava Değişimi (istirahat) veya Askerliğe Elverişli Olmadığına Dair Rapor vermesi görevinin gereğidir.
Sanık Tbp.Yb.A.G., şartları oluşmadığı halde, hiç bir menfaat temin etmeden Er H.A.'ya hava değişimi raporu vermiş olsaydı, memuriyet görevini kötüye kullanmış, yani TCK.nun 240 ncı maddesini ihlâl etmiş olacaktı. Şayet sanık, Er H.A.'ya, şartları oluşmadığı halde karşı tarafla anlaşarak bir menfaat karşılığı hava değişimi raporu vermiş (T.C.K.212/2) veya hava değişimi alma hakkı olduğu halde, karşı tarafla anlaşıp, kendisine menfaat sağlayarak bu raporu vermiş (T.C.K.212/1) ise, Rüşvet Almak suçunu işlemiş olacaktır.
Er H.A., askere gelmeden önce de psikiyatrik rahatsızlığı olan, bu rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören ve halen de tedavisi devam eden bir kişidir. Dava konusu üç aylık hava değişimi raporundan önce Diyarbakır Askeri Hastanesinden "depressif bozukluk" tanısıyla S.M.K. ile Bir buçuk ay hava değişimi almış, bu hava değişimi sonunda müracaat ettiği GATA'da "kısmi remisyonda anksiyete bozukluğu" tanısıyla 1 ay hava değişimi verilmiş; dava konusu hava değişimi raporundan sonra da GATA Sağlık Kurulunun 12.10.1998 tarihli raporu ile "Nevrotik kişilikte uyum bozukluğu" tanısıyla 1,5 ay hava değişimine gönderilmiştir. Dolayısıyla, Er H.A.'ya dava konusu 5.6.1998 gün ve 2821 sayılı "depressif bozukluk" tanısı ile verilen üç aylık hava değişimi raporunun. Er H.A.'in psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle verilmiş olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda sanık Tbp.Yb.A.G., Er H.A.'ya Askerliğe Elverişsizlik Raporu verilmesi konusunda A.O. aracılığıyla anlaşmış, karşılığında Altı yüz Milyon TL para aldıktan sonra, 3.6.1998 tarihinde görevli olduğu kliniğe yatırılan eri hastanede fazla yatırmadan 5.6.1998 tarihinde sağlık kuruluna çıkarmış ve sanığa Depresif Bozukluk tanısıyla aynı gün SMK ile Üç Ay Hava Değişimi Raporu verilmesini sağlamıştır.
Sanığın, bu işlemi, rapor öncesi yapılan rüşvet anlaşması uyarınca yaptığının kabulü için ortada herkesin gözleri önünde ve bilgisi dahilinde yapılmış, yazılı bir metin halini almış ve her yönüyle tekemmül etmiş bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Esasen gizli olması doğal olan rüşvet anlaşmasının, gerçekleşen bir takım vakıalarla ve diğer delillerle ortaya çıkarılması mümkündür, Bu husus 353 sayılı Yasanın "
eğer delil başka vak'alardan çıkarılmış ise, bunlar da hükümde gösterilir..." şeklindeki 173 ncü maddesi hükmünden de açıkça anlaşılmaktadır.
Sanığın, Er H.A.'ya hastanede fazla yatırılmadan Askerliğe Elverişsizlik raporu verilmesini sağlamak için A.O. aracılığı ile aldığı Altıyüz Milyon TL.paranın; Askeri Hastanede ücretsiz yalma ve tedavi olma hakkı bulunan Er H.A.'nın Askeri Hastaneye yatırılmasının temini veya tedavi ücretinin karşılanması gibi bir sebeple alınmış olması mümkün olmadığı gibi, Mahkemenin ve Dairenin kabulünde belirtildiği gibi, A.O.'ın Diyarbakır 7 nci Kolordu Komutanlığında görevli bulunan amcasının oğlu Bnb.N.G. dururken ve üstelik tüm iaşesi ve hastane gideri Devletçe karşılanan bir er için normal kabul edilemeyecek miktardaki bir paranın (3.6.1998 tarihinde Altı yüz Milyon TL.nın) Sanığa emaneten verildiğini kabul etmek de mümkün görülmemiştir.
Er H.A.'nın, sanığın para almadan iş görmediği yolundaki beyanları ve keza tamamen A.O.'nun kendisine anlattıklarının Kolordu Komutanına aktarılmasından ibaret olan tanık Bnb.N.G.'nin; evinde kalan A.O.'nun konuşma sırasında, Tbp.Bnb.A.G.'nin Er H.A.'ya Altı yüz Milyon TL. karşılığında Üç Ay Hava Değişimi raporu verdiğini, Er H.A.'nın sanık A.G.'ye "sen bana çürük verecektin. Üç Ay Hava Değişimi verdin, bu para fazla" diyerek sanıkla tartıştığını ve sanığın Bankadan çekerek Üç yüz Milyon Lirayı iade ettiğini kendisine anlattığı ve kendisinin de bu durumu Kolordu Komutanına arz ettiğinde, Komutanın; bunun ilk olmadığını, bu yüzden sanığın Asayiş Komutanlığı emrine tayin edildiğini söylediği, yolundaki yeminli anlatımları ile; Er H.A.'nın aile dostu olan ve sanığı da tanıyan A.O. ve sanığın halası oğlu olan Y.B. ile beraber Ankara gibi 1000 km.ye yakın bir uzaklıktan, suç tarihindeki alım gücüne göre çok yüksek miktardaki bir para ile (Sekiz yüz Milyon TL.) Diyarbakır'a gelmeleri, Diyarbakır'a gelir gelmez Er H.A.'nın Batman'daki Birliğine gidilmeden önce sanıkla görüşmeleri, Hastaneye 3.6.1998 tarihinde yatıp iki gün gibi kısa bir sürede, Er H.A.'nın istediği gibi hastanede fazla yatırılmadan 5.6.1998 günü Üç Ay Hava Değişimi raporu verilmesi, rapor sonrasında sanığın aldığı paranın yarısı olan Üç yüz Milyon TL.yı Yüz elli Milyonunu bankadan çekerek, Yüz elli Milyon Lirasını da cebinden tamamlayarak iade etmesi olguları birlikte değerlendirildiğinde, esasen etraftan gizlenmesi doğal olan rüşvet anlaşmasının rapor öncesi yapılmış olduğu hiçbir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ve banka kayıtlarıyla açıkça ortaya çıktığından, Dairenin, eylemin T.C.K.nun 212/1 nci maddesinde düzenlenen Rüşvet suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, ceza yönünden kazanılmış hak kuralı gözetilerek hükmü suç vasfından bozmasında bir isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy