(1632 S. K. m. 132)
Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, suçun vasfına ve buna bağlı olarak görev konusuna ilişkindir.
Daire, sanığın eyleminin üst'ünün bir şeyini ve parasını çalmak suçunu oluşturduğunu belirtip buna ilişkin olan Askeri Mahkeme hükmünü onarken, Başsavcılık, eylemin bankanın tüzel kişiliğine karşı işlenmiş olması nedeniyle, davada Askeri Mahkemenin görevsiz olduğunu ve hükmün görev yönünden bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.
Dosyada mevcut delil durumuna ve özellikle bankadan Bnb.Y.E. adına gelen hesap ekstreleri ile sanığın yargılamanın her aşamasındaki açık ve samimi ikrarlarına göre, sanığın Bursa J.Bölge K.lığında dış posta olarak görev yaparken, Kur.Bşk J.Kur.Bnb.Y.E'nin geçici görevle Sivas'ta bulunmasından yararlanarak Bnb.Y.E, adına gelen ve içinde banka kartı olduğunu tahmin ettiği zarfı gizlice aşırıp, içinden Pamukbank Master kartını aldığı ve bilahare gönderileceği bildirilen şifrenin gelmesini bekleyip, buna ilişkin gelen zarfı da çaldıktan sonra, 30 Ağustos 1998 tarihinden 22 Eylül 1998 tarihine kadar devam eden süreç içerisinde banka ATM'lerinden müteaddit kez para çektiği, aynı kartı kullanarak ailesine ve bir yakınına müteaddit kez telefon ettiği, böylelikle üstü ve âmiri olan Kur.Bşk.J.Bnb.Y.E.'yi bankaya karşı borçlandırdığı, hiç bir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek biçimde sabit olup, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ancak; Başsavcılıkça, Banka tarafından posta marifetiyle birlik adresine gönderilen banka kartı ve şifresi sahibi olan Bnb.Y.E'nin eline geçmediği sürece, Bnb.Y.E.'nin hukuken sorumlu tutulamayacağı ve dolayısıyla, suçun Dairenin kabulünde olduğu gibi Bnb.Y.E.'ye karşı işlenmeyip, doğrudan doğruya bankanın tüzel kişiliğine karşı işlendiği ileri sürülerek, davada görevli mahkemenin Adliye Mahkemesi olduğu iddia edilmekte ise de;
Yapılan müzakere ve tartışma sonucunda, sanığın önce, üst'üne ait olduğunu bildiği içinde banka kartı olan zarfı bulunduğu yerden üst'ünün rızası hilafına alıp, kendi hakimiyet sahasına geçirmekle, Üst'ünün Bir Şeyini Çalmak suçunu işlediği, anılan suçun teşekkülü için başlı başına bu eylemin (banka kartının aşırılması eyleminin) yeterli olduğu, esasen Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.9.1999/ 200-163 ve 13.10.1994/ 97-106 tarih/sayılı İçtihatlarının da bu yönde olduğu, daha sonra sanığın, üstü ve âmiri olduğunu bildiği J.Bnb.Y.E.'nin zararına olduğunu bilerek ve isteyerek, çaldığı O'na ait banka kartını bir anahtar gibi kullanıp ATM makinelerinden para çekerek Bnb.Y.E.'yi bankaya borçlandırdığı, böylelikle sanığın baştan itibaren, yani, üst'üne ait banka kartını çaldığı andan itibaren, üst'ünün ekonomik varlığına tecavüzde bulunmak, O'na zarar vermek kastı ile hareket ettiği ve dolayısıyla sanığın eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eylemlerin tümünün J.Bnb.Y.E ye karşı gerçekleştirildiği kabul edilmiş olup, sanığın bu eylemleri nedeniyle, banka ile mağdur-müdahil Bnb. Y.E. arasında doğan hukuki ilişkinin, sanığın üst'üne karşı işlediği suçların teşekkülüne ve sanık hakkındaki ceza davasına bakacak olan mahkemenin belirlenmesine bir etkisinin olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bir an için, Tebliğnamede belirtildiği gibi, banka kartının ve şifresinin eline geçmemiş olması nedeniyle Bnb.Y.E.'nin hukuken bankaya karşı sorumlu olmayacağı kabul edilse dahi, mağdur-müdahilin kendisini borçlandıran Bankaya karşı sorumlu olmadığını kanıtlamaya çalışması, açılacak hukuk davasını takip etmesi, gerektiğinde davanın takibi için avukat tutma zorunluluğunda bırakılması gibi maddi ve manevi zararlara uğrayacak olması dahi, mağdur-müdahilin, sanığın dava konusu eylemlerinden dolayı zarar gördüğünü ve eylemlerin mağdurun aleyhine işlendiğini göstermekte olduğundan, 353 sayılı Yasanın 9 ncu maddesinde yer alan "Askeri şahsın Askeri şahsa karşı işlediği suçlarda Askeri Mahkemenin görevli olduğu" kuralı gözetilerek, işbu davada Askeri Mahkemenin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Bu itibarla, Askeri Mahkemenin; suç vasfını belirlerken, sanığın, visa kart kullanımında olduğu gibi, alışveriş sırasında satıcıya kartın gerçek sahibi olduğunu inandırmasına (aldatmasına) gerek bulunmaksızın, sadece banka kartını bir anahtar gibi kullanarak ATM'de para çekmesi eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul eden Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26.11.1998 tarih ve 1998/10848-10939 sayılı ve keza 22.4.1998 tarih ve 1998/3880-4044 sayılı kararlarına dayanarak, eylemin; hırsızlık suçunu oluşturduğunu ve bu suçu özel olarak düzenleyen As.C.K.nun 132 nci maddesindeki üst'ünün veya âmir'inin bir şeyini çalmak suçunun teselsülen işlendiğini kabul ederek tesis ettiği mahkûmiyet hükmünü onayan Daire ilamında bir isabetsizlik bulunmadığından, Başsavcılığın; suçun bankanın tüzel kişiliğine karşı işlendiğinden bahisle Askeri Mahkemenin görevsiz olduğuna ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy