(353 S. K. m. 133)
Yapılan incelemede;
Sanık hakkında Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca Hizmetten Sıyrılmak Kastı ile Emre İtaatsizlikte Israr suçundan kamu davası açıldığı, daha sonra Ankara'dan İskenderun'da bir Birliğe atanan tanığın iddiaya karşı sorgu ve savunmasının tespiti için Mahkemece Kıtası Komutanlığına yazı yazılarak sanığın en yakın mahkemeye şevki ile duruşmadan vareste tutulmayı talep ve kabul eder ise, iddianameye karşı sorgu ve savunmasının tespitinin istendiği, sanığın bu yazı gereğince Kıtası Komutanlığınca İskenderun 2 inci Adiye Ceza Mahkemesine sevk edildiği, bu mahkemeye giden sanığın duruşmadan vareste tutulmayı kabul etmediğini ve asıl Mahkemesinde ifade vermek istediğini açıkladığı, bunun üzerine Mahkemece duruşma gününün 1.9.1998 günü olduğunun sanığa tebliğ edildiği, 1,9.1999 ve 27.10.1998 tarihlerinde Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan duruşmalara sanığın katıldığı, 27.10.1998 günü yapılan duruşmanın 24.11.1998 tarihine bırakıldığı, bundan sonraki duruşmalara sanığın mahkemece çağrılmadığı sanığın da geleceğini beyan etmediği ve gelmediği, herhangi bir talebinin de olmadığı, 24.12 1998, 29.12.1998, 2.3.1999, 13.4.1999. 18.5.1999, 29.6.1999, 8.7.1999 tarihli duruşmaların sanığın gıyabında yapılıp 8.7.1999 tarihli duruşmada mahkûmiyet hükmü tesis edildiği, sanığın temyiz layihasında "Duruşmalarda savunma hakkımı kullanamadım. Gelebilecek olmama rağmen karar yüzüme okunmamış ve son savunmam istenmemiştir.." diyerek hükmü temyiz ettiği, temyiz incelemesi sonucu sanık hakkındaki hükmün Dairece savunma hakkının kısıtlandığı belirtilerek "Usûl "e aykırılık noktasından bozulduğu, bozma kararına Başsavcılıkça itiraz edildiği anlaşılmakta ve bu hususlarda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yapılan bu açıklamaya göre. Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık bu dava ve yargılama ile ilgili olarak sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususuna ilişkindir.
Sanık hakkında kamu davasının açılmasından hüküm tesis edilinceye kadar geçen aşamalar yukarıda açıklanmış olup, sanık yargılama başlamadan önce sorgu ve savunmanın tespiti amacı ile hakkında K.lığı vasıtası ile yazı yazıldığında istinabe sureti ile İskenderun Asliye Ceza Mahkemesinde ifade vermeyi kabul etmemiş, yargılamayı yapacak ve hükmü verecek mahkeme huzurunda sorgu ve savunmasını yapacağını açıkça belirtmiş, ilk duruşma günü İskenderun Asliye Ceza Mahkemesince kendisine tebliğ olunmuş, yargılamayı yapan mahkeme huzuruna gelerek ilk duruşmaya ve ikinci duruşmaya katılmış, daha sonraki duruşmalara ise. Sanık katılmamış, mahkemece de çağrılmamış, hüküm de gıyabında tefhim olunmuştur. Bu duruma göre; sanığın duruşmanın başlangıcından itibaren istinabe sureti ile ifade vermeyi kabul etmediği nazara alınarak, yargılamayı yapıp hakkında hüküm verecek mahkeme huzurunda bulunmayı ve duruşmalarında hazır bulunmayı arzu ettiğini kabul etmek ve asker kişi olan sanığı 353 sayılı Kanunda açıklanan asker kişi olan sanık ve tanıkların çağrılması usulüne uygun olarak hüküm mahkemesince çağırmak, buna rağmen sanık gelmez veya açıkça gelmeyeceğini beyan eder ise duruşmayı gıyabında devam ettirip bitirmek gerekir iken, sanığın hüküm mahkemesince 1 ve 2 inci duruşmalardan sonra duruşmaya çağrılmaması, katıldığı ilk iki celseden sonra mahkeme kararı ile temin edilen ve dosyaya girip hükme etkili olan bazı delil ve belgelere karşı (Sağlık Kurulu Raporu ve Adli Rapor gibi) sanığın diyeceğini diyememiş, olması, sanığın savunma hakkının kısıtlandığını göstermektedir.
Ayrıca Ceza yargılamasında asıl olanın yargılamanın tek celsede bitirilmesi gerektiği prensibi olduğu nazara alındığında da (Bu değişik hukuki ve fiili nedenlerden çoğu zaman gerçekleştirilmese bile) sanığın başlangıçta ortaya çıkan istinabe sureti ile ifade vermeyi kabul etmeme ve hakkındaki yargılamayı yapıp hükmü verecek mahkeme huzurunda bizzat bulunma iradesinin yargılamanın başlangıcından sonuna kadarki bütün süreci (bütün duruşma celselerini) kapsadığı da kabul edilerek, hüküm mahkemesince sanığın duruşmalarına çağrılması gerekir iken, çağrılmaması hususunu nazara alıp, hu durumun sanığın savunma hakkım kısıtladığı sonucuna varan Daire bozma kararında isabet görülmüştür. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy