(1632 S. K. m. 66)
Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, müsned suçun sübutuna yönelik olarak, dava dosyasında noksan soruşturmanın mevcut olup olmadığı konusuna ilişkindir.
Başsavcılık, nihai karara varabilmek için sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü konuların Askeri Mahkemece ulaştırılması gerektiğini ileri sürürken, Daire buna gerek olmadığını ve suçun mazeret unsuru yönünden de oluştuğunu kabul etmiştir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın Kıbrıs'taki Birliğinde askerlik hizmetini yaparken, 9.6.1999 tarihinde Ankara'daki adresine (4) gün yol mehli tanınarak (10) gün süreyle gönderildiği izinden 23.6.1999 tarihinde (saat 24.00'e kadar) dönmesi gerekirken 5.7.1999 tarihinde döndüğü sabit olup, bu konuda bir ihtilaf yoktur. Ancak, mazeret unsuruna yer veren izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için sanığın geçerli bir mazeretinin bulunmaması gerektiği kuşkusuzdur.
Başsavcılık Tebliğnamesinde de açıklandığı üzere, sanık tüm aşamalardaki savunmalarında ısrarla izninin bitimine iki gün kala annesinin ilk evliliğinden olan ağabeyi MA ile birlikte Kastamonu yakınlarında trafik kazası geçirdiklerini, kendisinin hafif sıyrıklarla kurtulduğunu, ağabeyinin kolunun kırıldığını, hasara uğrayan aracın Ankara'ya getirilmesi ve Hacettepe Hastanesinde tedavi olan ağabeyinin sağlık işlemleriyle ilgilendiğini, kendisinden başkasının ilgilenecek durumlarının olmadığını ileri sürmüştür. Sanığın bu beyanları soyut nitelikte değildir. Sanık şahıs, zaman, yer ve olayı açıkça belirtmiştir. Bu verilerle araştırma yapılması pekala mümkündür Sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü konuların doğru olması halinde izin tecavüzü süresinin 12 gün gibi fazla sayılmayacak bir süre olması da dikkate alındığında, bunun müsned suçun oluşmasına engel olacak nitelikte, geçerli mazeret olarak kabul edilebileceği şüphesizdir. Nitekim Askeri Mahkeme de bu hususu kabul etmiş, ancak sanığın izin tecavüzüne mazeret olarak ileri sürdüğü konuların doğru olup olmadığını re'sen araştırması gerekirken, sanığın savunmasında geçen hususları kanıtlayacak belge ve bilgileri kendisinin temin edip, Mahkemeye ibraz etmesini istemiştir. Ceza davasında vicdani kanaati oluşturacak ve dolayısıyla hükme esas olabilecek her türlü delili Mahkemenin re'sen araştırıp, toplaması gerekirken, adeta dava hukuk davasıymış gibi, sübuta ilişkin delillerin sanıktan istenmesi (sanığın mazerete ilişkin iddiasını kendi imkanları ile kanıtlamasının istem Ceza Muhakemesi Usûlüne aykırı olmuştur. Sanığın savunma sadedinde ileri sürdüğü hükme esas olabilecek her konunun araştırılması, bununla ilgili delillerin toplanması, hazırlık soruşturması sırasında Askeri Savcılığın; son soruşturma safhasında ise Askeri Mahkemenin görevi cümlesindendir. Bu itibarla mahkemenin ( üstelik asker olması nedeniyle araştırma ve soruşturma yapma imkanlarından tamamen yoksun olan) sanığa, sübûtun yokluğuna ilişkin delilleri temin edip Mahkemeye sunması için mehil verilmesi ve bu mehil sonunda sanığın istenen belge ve bilgileri temin edemediğini açıklaması karşısında, sanığın mahkemeyi oyaladığı gerekçesiyle, söz konusu mazereti re'sen araştırma cihetine gitmeden eksik soruşturma ile nihai hükme varması usûl ve kanuna aykırı olduğu halde, Daire'nin, Sanığın savunmalarında mazeret olarak belirttiği hususlar doğru olsa bile, gecikilen süre de dikkate alınarak, bunun geçerli özür olgusu içinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle hükmü onaması isabetsiz bulunmuştur.
Bu nedenle, Başsavcılık itirazının kabulü ile, sanığın savunmalarında mazeret olarak ileri sürdüğü konuların doğru olup olmadığının saptanması bakımından, sanığın kendisine ve annesine ait Vukuatlı Nüfus Aile Tablosunun getirilerek, annesinin ilk evliliğinden olma M.A. isimli oğlunun mevcut olması halinde, bu kişinin de yeminli anlatımına başvurularak, sanıkla birlikte Haziran 1999 tarihinde Kastamonu yakınlarında kaza geçirip geçirmediği, bu kaza sonucu yaralanıp yaralanmadığı, yaralandı ise, nerede ve ne tür bir tedavi gördüğü, sanığın kendisi ile ilgilenip ilgilenmediği konularının sorulmasından sonra, bu tanıktan elde edilecek bilgilerden de yararlanılmak suretiyle, trafik kazasına ait bilgi ve belgelerin ilgili güvenlik kuruluşundan ilgili (Jandarma veya Trafik Bürosundan); yaralanma ve tedaviyle ilgili bilgilerin de tedaviyi yapan hastaneden araştırılması ve belirtilen bu eksikliklerin giderilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir tartışma ve değerlendirme yapılarak nihai hükme gidilmesi için hüküm noksan soruşturmadan bozulmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy