(1632 S. K. m. 131)
Başsavcılık ile Daire arasında meydana gelen ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken anlaşmazlık suçun vasfına ilişkindir.
Başsavcılık; sanığın sübut bulan eyleminin "İhtilâsen Zimmet" suçuna vücut verdiğini ve bu yöndeki Askeri Mahkeme hükmünün onanman gerektiğini ileri sürerken, Daire; sanığın eyleminin "Zimmet" suçunu oluşturduğunu, olayda, zimmet suçunun nitelikli hali olan "İhtilas" unsurunun gerçekleşmediğini kabul ederek, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü suç vasfından bozmuştur.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın Iğdır İl Jandarma Komutanlığında Bakım Onarım Takım Komutanı olduğu, emir ve komutasındaki erbaş ve erlerin gerek harçlıklarını ve gerekse tayın bedellerini bankadan çekebilmesi için Astsubay C.Ç.' ye yetki verdiği, Astsb. C.Ç.'nin mutemet sıfatıyla bankadan çektiği ve sanığa teslim ettiği erbaş ve erlerin 1999 yılı Ocak ayı harçlıklarını, sanığın kendi ihtiyacı olduğu ve daha sonra ödeyeceğini içtima sırasında erlere söyleyerek dağıtmadığı ve temellük ettiği, avans olarak çekilen erbaş ve er harçlıklarının hak sahiplerine dağıtıldığını gösteren bordroların sanığın emri ile yazıcı Er H.P. tarafından, her bir hak sahibinin yerine sahte imzalar atılmak suretiyle tekemmül ettirilip Maliye-Bütçe Şubesine gönderildiği, akabinde mahsup ve avans kapatma işlemlerinin yapıldığı,
Sanığın emrindeki erbaş ve erlerin 1999 Yılı Şubat ayı harçlıklarını da yine kendilerini toplayıp, Ocak ayı harçlıkları ile beraber daha sonra ödeyeceğini söyleyerek dağıtmadığı ve temellük ettiği, dağıtım bordrolarını yine yazıcısı olan Er H.P.ye aynı şekilde imzalattırıp dairesine gönderdiği ve bilahare avans kapatma işleminin yapıldığı,
Sanığın ihtiyacı olduğu için sonradan ödeyeceğini söyleyerek dağıtmadığı erbaş ve erlere ait harçlıkları daha sonra hak sahiplerine ödemeyip temellük ettiği, olayın 9.7.1999 tarihinde İl Jandarma Komutanı J.Alb. Y.T.'nin Kışla bahçesinde gezinirken yanına gelen J.Er F C.'nin durumu kendisine bildirmesi üzerine ortaya çıktığı hiçbir kuşku ve tereddüde yer vermeyecek şekilde sabittir. Esasen olayın bu şekilde sübut bulduğu konusunda bir ihtilaf da bulunmamaktadır.
İhtilafın konusu olan İhtilasın, dava konusu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği meselesine gelince;
Askeri Mahkemece ve Başsavcılıkça, işbu davada ihtilası oluşturduğu kabul edilen "Harçlıkların hak sahiplerine ödendiğini gösteren dağıtım bordrolarındaki imzaların sanığın emri ile yazıcı er H.P. ye sahte olarak attırılmış olması" olgusu, zimmet suçunun ortaya çıkmasını engelleyecek nitelikte ve dolayısıyla bu suçu vasıflı zimmet suçuna dönüştürecek olan "İhtilas" unsurunu oluşturacak mahiyette ve yeterlilikte görülmediğinden itirazın reddi gerekmiştir.
Zira, dosyanın 17-20 nci dizilerinde yer alan, suç tarihlerine ait "Er ve Erbaş Harçlıkları ve Tayın Bedeli Dağıtım Bordrolarındaki, yazıcı er H.P. tarafından (kendi adına asaleten, diğer hak sahipleri adına sahte, uydurma olarak) atılmış olan imzalar, sanığın, harçlıkları kendisinin alacağını hap sahiplerine söyledikten sonra, onların bilgisi dahilinde ve bazıları yönünden kerhen de olsa muvafakatleri üzerine atılmıştır. Gelişen olayda, sanık bu imzaları hak sahiplerine de attırabileceği halde, hak sahiplerinin haberi olduğu için, işin süratle görülmesi ve kolaylık olması bakımından imzaların yazıcısı olan Er H.P. tarafından atılmasını söylemiş, adı gecen yazıcı er de hak sahiplerinin, sanığın harçlıkları kendisinin almasına itirazları olmadığı için imza hanelerini kendisi doldurmuş ve bunda bir beis görmemiştir, Esasen aynı imzalar, kendilerine harçlıkları verilmeyen hak sahiplerinin bir sonraki aylara ait olan tayın bedellerinin de kendilerine imzaları karşılığı ödendiğini göstermektedir. Yani, tayın bedelleriyle ilgili avans kapatma işlemleri de yazıcı Er H.P.'nin attığı bu uydurma, sahte imzalı dağıtma bordroları esas alınarak yapılmıştır.
Uygulamada hak sahibi er ve erbaşların intikal, görev, nöbet v.b. nedenlerle harçlıklarının ve tayın bedellerinin ödendiğini gösteren dağıtım bordrolarının başkaları ve özellikle bordroları hazırlayıp hak sahiplerine imzalatmakta olan yazıcı erler taralından imzalanıp, avans kapatma işlemine esas olacak usulü (formal) işlemlerin bu şekilde yapılmakta olduğu hususunun, avans kapatma işlemini yapan görevlilerce de bilinmekle olduğu, dağıtım bordrosunda başkasının yerine imza atmak için vekâletname veya mutemet dilekçesi aranmadığı ve aynı sahte imzalarla avans kapatma işlemi yapılan (aynı erbaş ve erlere ait) tayın bedellerinde herhangi bir yolsuzluğun yapılmadığı dikkate alındığında, söz konusu dağıtım bordrolarının, hak sahiplerinin dışında başkası tarafından imzalanmış olması keyfiyetinin, sanığın zimmet suyunun ortaya çıkmasını engelleyecek nitelikte ve değerde bir hareket olmadığı ve dolayısıyla dava konusu olayda "ihtilas" unsurunun gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
Bu itibarla, Başsavcılığın; Sanığın eyleminin ihtilâsen zimmet suçunu oluşturması nedeniyle Dairenin bozma kararının kaldırılmasına ilişkin olan itirazı yerinde görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy