(1632 S. K. m. 146)
Başsavcılık ile Daire arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken anlaşmazlığın konusu, suçun vasfına ilişkindir. sanık Er E.E.'nin, Bölük Komutanının şoförü olması nedeniyle zimmetli olarak üzerinde taşıdığı 7.65 mm.çaplı Unigue marka tabanca ile bir el ateş ederek, 8.3.1999 tarihinde Er T.O.'yu öldürmesi eylemi, Başsavcılığa göre, sanığın dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesi vukua gelmiş, Daire kararına göre ise, kasten gerçekleştirilmiştir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, olayda müteveffa Er T.O. 'nun ölümüne neden olan tabanca sanık tarafından ateşlenmiştir. Otopsi raporuna göre atış 40 cm.den daha yakın olmayacak bir mesafeden, tanık anlatımlarına göre yarım metre mesafeden yapılmıştır. Bu nedenle sanığın, "T. sağ bileğimden tutarak tabancayı kendi şakağına dayayarak vur lan vuracaksan dedi, Bilgisayara eğildi, ben namluyu yukarı doğru kaldırırken silah patladı" şeklindeki savunması mevcut delillerle bağdaşmadığından savunmaya itibar olunmamıştır. Esasen Başsavcılık ve Dairenin kabulleri de bu yönde olup, bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak; sanığın olay sırasında tabancasını Er T.'yi öldürmek kastı ile mi ateşlediği, yoksa tabancanın sanığın dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesi mi ateş aldığı konusunun incelenmesine gelince; sanığın iç dünyası ile ilgili olan kast unsurunun açıkça anlaşılamadığı bu gibi hallerde, sanığın harici aleme yansıyan fiil ve davranışlarından hareketle suç kastının ne olduğu ortaya çıkarılabilecektir.
Davada yeminli ifadelerine başvurulan tüm tanıkların anlatımlarına göre, sanığın olay öncesi şakalaştığı arkadaşı Er T.'yi öldürmesini gerektirecek hiç bir nedenin olmadığı, olayı müteakip kendisinin şoka girip, "Ben ne yaptım, arkadaşımı vurdum, ben bittim, ben mahvoldum, yardım edin, kurtarın onu" şeklinde bağırıp, dövünmesi de dikkate alınarak, sanığın "Kast" unsurunun gerçekleşmesi için gerekli olan "Hareketin İradi Olması"nın yanı sıra "Sonucun da İstenmesi" koşulunun dava konusu olayda gerçekleşmediği ve en azından bu konunun kuşkulu kaldığı, sanığın olay sırasında, adam öldürmek kastı ile hareket ettiğini hiç bir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koyacak nitelikte bir delil bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, Dairenin; sanığın eylemini, Kasten Adam Öldürmek suçu olarak vasıflandırıp, bu vasfa göre tesis edilmiş olan mahkûmiyet hükmünü onaması isabetsiz bulunmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy