(353 S. K. m. 44)
Daire ile Başsavcılık arasında onaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, kendisini yargılayacak olan Askeri Mahkeme kurulunu davada tarafsız kalamayacakları görüsü ile dilekçe vererek sebep göstermek süreri ile ret eden, bu istemini yargılamanın başında iddianame okunmadan önce askeri mahkeme huzurunda sözlü olarak da yineleyen sanığın, ret istemini ret eden Askeri Mahkemenin bu Kararını, hükmün sanık tarafından temyizi Üzerine "Usule" aykırı bularak bu noktadan bozan ve sanığın ret işleminin kabulüne karar verilmesi gerekliğini belirten Dairenin bozma kararına karşı Askeri
Yargıtay Başsavcılığınca yapılan itirazın isabetli olup olmadığı hususunun incelenmesinden ibarettir.
Yapılan incelemede;
A) Hâkimlerin reddinin reddine dair Askeri Mahkemece verilen karan karşı temyiz istemi olup olmadığı hususu ile ilgili inceleme:
Sanık hakkında müsned suçlardan tesis edilen mahkûmiyete ilişkin hükümler, Sanık Müdafii tarafından 2.11.1999 tarihli dilekçe ile temyiz edildiğinde, temyiz sebepleri sayıldıktan sonra, ayrıca; temyiz layihasının "Sonuç ve İstem" kamında "Re'sen saptanacak hususlarla da hükümlerin bozulması" istendiğine, temyiz edenin temyiz sebeplerinin tamamını teker teker açıklama (temyiz sırasında ileri sürme) mecburiyeti bulunmadığına, 353 sayılı Kanunun 207 net maddesinde "Temyiz, kural olarak hükmün kanuna aykırılığı sebebine dayanır. Hukuki bir kuralın uygulanmaması yahut yanlış uygulanması kanuna aykırılıktır", 213 ncü maddesinde ise "Temyiz layihasının verilmemesi ve yahut temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz incelemesi yapılmışına engel değildir" dendiğine göre, sanığın, hâkimleri red isteminin reddine ilişkin olarak mahkemece verilen kararın temyiz konusu olduğu, hükmün hu nedenle de temyizen incelenebileceği sonucuna varılmıştır
B) Sanığın Hâkimleri (Mahkeme Heyetini) ret istemine ilişkin olarak Askeri Mahkemece verilen ret kararın yasal ve isabetli olup olmadığı hususu ile ilgili inceleme;
Müsned suçlarla ilgili olarak yasal soruşturmayı Teşkilatında Mahkeme Kurulan Komutan olarak başlatan (Bu konuda Askeri Savcıya sözlü emir veren), sanık hakkında kendi el yazısı ile "Vak'a ve Kanaat Raporu düzenleyen, suçun mağdura olan ve tanık sıfatı ile Askeri Savcıya ve Askeri Mahkemeye yeminli ifade veren teşkilâtında mahkeme kurulan Tuğgeneral Ş.D., Mahkeme Kurulunda bulunan Askeri Hakimler ile Subay Üyenin âmiridir. Sanık yasal süresi içinde ve sebeplerini belirterek, Askeri Mahkeme Kuruluna dâhil olan Askeri Hâkimleri ve Subay Üye'yi ret ettiğini, verdiği 29.12.1999 tarihli dilekçesinde açıkça belirtmiş, yargılama başladığında mahkeme huzurunda da kimlik tespitinden sonra, iddianame okunmadan önce söz alarak yazılı olan istemini sözlü ve gerekçeli olarak tekrarlamıştır. Buna göre; sanığın istemi zamanında, sebep gösterilerek ileri sürülmüş bir istemdir. Askeri Mahkeme, sanığın bu istemini değerlendirerek, sanığın ret sebebini "makul olmadığı", "inandırıcı delillerin bulunmadığı" görüşü ile ret etmiştir.
Sanık, Hâkimleri ve Subay Üyeyi ret işlemini sadece suçun Mağduru ve Teşkilâtında Mahkeme Kurulan kişi olan ve davada tanık olarak dinlenen Tuğgeneral Ş.D. ile Mahkeme Heyetinin yasal ilişkileri ve Tuğgeneral ŞD.'nin Askeri Hâkimlerin Disiplin Âmiri, Subay üyenin ise hem sicil, hem disiplin amiri olması sebebine) dayandırmakladır, başkaca özel bir neden ileri sürmemektedir. Dava konusu olayda;
a) Teşkilâtında askeri mahkeme kurulan komutanın suçun mağduru olması,
b) Sanığa müsned suç ile ilgili olarak mağdur tanık sıfatı ile aşamalarda tanık olarak dinlenmesi.
c) Sanığın âmiri sıfatı ile dava konusu olayın cereyanı ve sanık hakkındaki düşünceleri ile ilgili olarak "El yazısı" ile Vaka ve Kanat raporu düzenleyip dosyaya koydurması,
d) Soruşturmayı bizzat başlatması, verilecek her türlü karara karşı yasadan kaynaklanan kanun yollarına başvurma hakkının olması gibi sebepler hep birlikte nazara alındığında, inceleme konusu olayda Mahkeme Kuruluna dâhil olan Askeri Hâkimlerin ve Subay Üyenin "Sübjektif olarak tarafsız kalamayacaklarını, kalmadıklarım söylemek mümkün değil ise de olaya genel olarak bakıldığında "Objektif olarak tarafsız kalamayacakları şüphesi vardır. Adaleti korumak ve sanığın içindeki şüpheyi yenerek tarafsız olduğuna inandığı bir mahkeme kurulu önünde yargılanmasını sağlamak için Askeri Mahkemece, sanığın hâkimi ret isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir iken, reddine karar verilmesi isabetli görülmediğinden, Askeri Mahkemenin, sanık hakkında her iki suçtan tesis ettiği mahkûmiyet hükümlerini bu nedenle usul noktasından bozan Daire Bozma Kararında isabet görüldüğünden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy