(353 S. K. m. 133)
Daire ile Başsavcılık anısında onaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık tutuklu olarak sorgusu tespit edilip tahliyesine karar verilen, daha sonraki duruşmalara çağrılmayan, kendiliğinden de gelmeyen sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususuna ilişkindir.
Yapılan İncelemede;
Sanık, hakkında Kendini Askerliğe Yaramayacak Hale Getirmeye Tam Teşebbüs suçundan yapılan soruşturma sırasında Mahkemece 8.4.1999 Tarihinde tutuklanmış 21.4.1999 gün ve 1999/1011-2S3 sayılı iddianame ile tutuklu sanık hakkında kamu davası açılmış, 27.4.1999 tarihinde duruşma hazırlığı tensip kararı ile duruşmanın 25.5.1999 günü yapılmasına, tutuklu sanığın Askeri Cezaevinden duruşmaya çağrılmasına karar verilmiş ve çağrılmış, 25.5.1999 günü duruşmaya gelen tutuklu sanığın iddiaya karşı sorgusu tespit edilmiş, kamu tanıkları S.D., Y.B., A.A.. G.Y, dinlenmiş, duruşma sonunda tutuklu olan sanığın tahliyesine tanıklar hakkında yazılan talimat ve diğer hususlarla ilgili tezkere cevaplarının beklenmesine, duruşmanın 3.8.1999 gününe bırakılmasına karar verilmiş ancak er olarak askerlik görevini yapan sanığın duruşmanın bırakıldığı günde tekrar duruşmaya gönderilmesi için Kıtası K.lığına yazı yazılması hususunda karar alınmadığı gibi bu hususta yazı da yazılmamış, daha sonraki 3.8.1999, 5.10.1999, 16.11.1999, 24.12.1999 tarihli duruşmalar duruşmaya çağrılmayan, kendiliğinden de gelmeyen sanığın yokluğunda yapılmış, 24.12.1999 tarihli celsede sanığın gıyabında mahkûmiyet kararı verilmiştir,
Sanığın tutuklu iken sorgusunun tespit edildiği ilk celseden sonraki duruşmalara mahkemece çağrılmaması ve sanığın da gelmemesi hususunun sanığın savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı yönünden yapılan incelemede;
Ceza Yargılamasında "Yüze Karşılık" ilkesi esastır. Buna göre sanık talep etmediği, yasal şartlar oluşmadığı ve mahkemece duruşmadan vareste tutulma kararı verilmediği takdirde sanık duruşmanın başlangıcından sonra (hüküm verilene) kadar kendisini yargılayan mahkemenin huzurunda bulunmak, duruşmalarına katılmak ve kendini savunmak hakkına sahiptir. Bu halin istisnaları sebepleri belirtilerek kanunda gösterilmiştir.
353 sayılı Kanunun 133 ncü maddesinde gelmeyen sanık hakkında duruşma yapılamayacağı, 136 ncı maddesinde ise, sanığın veya vekilinin talebi ile ya da mahkemece lüzum görülür ise mahkemece sorguya çekilen, huzurda bulunmasına mahkemece lüzum görülmeyen sanığın duruşmadan vareste tutulabileceği, 147 nci maddesinde ise sorgusu yapılmadan ikame edilen delillerin içeriğinin gelen sanığa bildirileceği açıklanmıştır. Ayrıca 353 sayılı Kanunun 81 ncı maddesinde ifadesi alınacak asker kişilerin mahkemeye ne şekilde getirileceği (çağrılacağı) "Asker kişilerin getirilmesi" baslığı altında, 119 ncu maddesinde ise, sanık olan kişilerin çağrılması usulü ise "Tutuklu olan ve olmayan sanıkların çağrılması" başlığı altında düzenlenmiştir.
Bütün bu genel açıklamalardan sonra itiraza konu olan olaya bakıldığında;
Sanığın tutuklu olarak sorgusunun tespit edildiği ilk duruşma celsesinin sonunda mahkemece salıverilmesine karar verilir iken yeni duruşma günü duruşmaya çağrılması hususunda bir karar alınmadığı ve böyle bir karar alınmamış olsa bile sanığın duruşmaya gönderilmesi hususunda Kıta sı K.lığına mahkemece yazıda yazılmadığı, sanığın duruşmadan vareste tutulma talebi olmadığı, mahkemece alınmış bir kararda bulunmadığı, daha sonraki celselerde de aynı durumun devam ettiği, duruşmaya gönderilmesi için Kıta sı K.lığına mahkemece yazılmayan sanığın kendiliğinden de duruşmaya gelmediği (Duruşmalarına hangi nedenle gelmediği/gelemediği kesin olarak dosyadan anlaşılamıyor), sorgusunun tespit edildiği duruşmanın ilk celsesinden sonra ikame edilen delillere karşı varsa diyeceklerini diyemediği (sanığın duruşmada hazır bulunmadığı celselerde, hakkında dava konusu olaydaki yaralanması sonucu düzenlenen raporla ilgili hasta taburcu tezkeresi, kati tabip raporu, sanığın askerlikle ilgili yakınmaları olup olmadığı yönünden Kıt'a K.lığınca iradeleri tespit edilen tanıkların ifadeleri, silah muayenesi ile ilgili silah teknisyenince düzenlenen bilirkişi raporu, tanık İ.K. nın ifadesi okunmuş ve diğer bazı tanıklar dinlenmiştir) hususları nazara alındığında;
a) Tutuklu olarak yargılanan sanığın sorgusunun tespit edildiği ilk celsede mahkemece tahliyesine karar verildiği, yeni duruşma gönü mahkemede hazır bulundurulması için Kıta sı K.lığına yazı yazılması için mahkemece karar verilmediği gibi karar verilmeksizin yazıda yazılmadığı,
b) Sanığın sorgusunun tespit edildiği ilk celseden sonraki duruşmalara katılmak istemediği ve duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği yolunda bir talebinin, bu konuda mahkemece verilmiş bir kararın olmadığı, dosyadaki delillere göre, sanığın kendi iradesi ile duruşmalarına gelmek istemediğini söylemenin mümkün olmadığı.
c) Ceza Yargılamasında Vicahilik" (Yüze Karşılık) kuralının esas olduğu,
d) Mahkemece sanık veya müdafii talebi olmaksızın re'sen (kendiliğinden) alınacak duruşmadan vareste tutulma kurarının (353 sayılı Kanun Md.136) vicahilik (yüze karşılık) kuralını ortadan kaldıracak şekilde alınamayacağı,
Hususları nazara alınarak yapılan değerlendirme sonucunda itiraza konu olayda Daire bozma kararında belirtildiği gibi, sanığın savunma hakkının kısıtlandığı sonuç ve kanaatine varılmış, bu nedenle Başsavcılığın İtirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy