(353 S. K. m. 9)
6.3.1999 tarihinde, saat 18:40 sıralarında 15 nci Füze Üs. K.lığına bağlı 4 ncü Füze Filo Komutanlığı (Kayışdağı-Maltepe) kışlası sınırları ve arazisi içerisinde bulunan ve birliğe su sağlayan su deposundaki görevli Er E.D.'ye sivil şahıs M.E.'nin saldırıp, ere zimmetli 457 94 68 seri No.lu M-l Piyade tüfeği ile 16 adet mermiyi aldığı, durumu erin telsiz ile Filo Güvenlik Harekat Merkezine bildirmesi üzerine, bunu duyan sivil saldırganın birlik dışına araziye kaçtığı, olayı haber alan Güvenlik Harekat Merkezi görevlisi ve Filo Nöbetçi Subayı Bşçvş. M.B. tarafından Kd.Üçvş. Z.U. komutasındaki Filo SAK Timinin olay yerine gönderildiği, durumun Maltepe Polis Karakoluna bildirildiği, saldırganın araçla kaçabilmesi ihtimaline binaen sanık Kd.Çvş. E.Ö. komutasındaki TAK Timinin de, SAK Timine takviye amacı ve yol kontrolü göreviyle olay mahalline sevk edildiği, sivil saldırganın SAK timince depo yakınındaki arazide yapılan uyarı atışları sonucu teslim olduğu, bu esnada sanık Astsubay E.Ö.'nün komutasındaki altı erle birlikte birlik sınırları dışında bulunan yolda sivil araçları durdurarak, araçlarda arama yaptığı, bu esnada elindeki fenerle araçları ikaz ettiği, orman istikâmetinden yaklaşmakta olan 34 RSD 41 plakalı Şahin marka bir arabanın yapılan uyarılara rağmen durmadığı, sanığın araç tekerleklerine ateş edilmesi emrini verdiği, yapılan atışlar sonucu araç içerisinde bulunan ve % 35 promil seviyesinde alkollü olduğu belirlenen şoför sivil şahıs A.D.'nin hayati tehlike geçirmeyecek, 60 gün iş ve gücünden kalacak derecede sağ omuzundan bir kurşunla vurulduğu, araçta yanında bulunan diğer sivil şahıs A.D.'nin yara almadığı, aracın Maltepe Polis Karakolundan gelen ekipçe durdurulduğu ve yaralının hastaneye sevk edildiği, olay esnasında 24 adet G-3 piyade tüfeği mermisi, 3 adet Browning marka tabanca mermisi kullanıldığı, olay mahallinde bulunabilen 6 adet boş kovanın bir adedinin Hv.P.Çvş. M.A.'ya zimmetli 427829, dört adedinin Hv.P.Çvş. A.K.'ya zimmetli 427845, l adedinin 427852 seri nolu G-3 piyade tüfeklerinden atıldığının belirlendiği, sivil şahıs A.D.'yi kimin yaraladığının anlaşılamadığı, sivil saldırgan M.E. hakkında yine Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde başka bir kamu davası açıldığı, maddi vakıanın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Esasen somut olayın gerçekleşme biçiminde bir anlaşmazlık yoktur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık göreve ilişkin olmakla beraber suçun işlendiği yerin Askeri mahal olmadığı ve suçun sivil kişiye karşı işlendiği hususunda da görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Her ne kadar, sanığa isnat olunan suç, mahiyeti ve içeriği itibariyle 4616 sayılı Kanunun kapsamında olup 1 nci maddesinin 5 nci bendinde sayılan istisnalar arasında yer almadığından, söz konusu kanunun 1 nci maddesinin 4 ncü bendi gereğince işlem yapılması gerekip gerekmeyeceğinin tartışılması gerekmekte ise de; "görev" öncelik taşıdığından kurulumuzca olay evvela görev yönünden incelenmiştir.
Daire; sanığın Komutanı olduğu Tak Timinin görevinin birlik hudutları içindeki sabotaj olaylarıyla sınırlı olduğunu, birlik hudutlarına herhangi bir taarruz söz konusu olmadığı gibi sıcak bir takipten de söz edilemeyeceğinden halkın kullanımına açık olan yoldan gelip geçen araçları durdurup arama yapamayacağı, olayın yasal olmayan bir yetkinin kullanılması sırasında meydana geldiği, dolayısıyla suçun Askeri bir hizmet veya görevin ifası sırasında işlenmediği sonucuna varmıştır.
Başsavcılık ise sanığın, görevin gereği olarak Askeri mahal dışına çıktığı, açık yolda araçları durdurup arama yapmasının kendisine verilen Askeri bir görevin devamı niteliğinde olduğu, dolayısıyla suçun Askeri bir hizmet ve görevin ifası sırasında işlendiği görüş ve düşüncesindedir.
Şu halde çözümlenmesi gereken sorun, suçun Askeri bir hizmet veya görevin ifası esnasında işlenip işlenmediğidir. Bir başka ifadeyle, somut olayda, sanığın halka açık yolda araçları durdurma yetkisinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Askeri Ceza Kanunun 12 nci maddesi "Hizmeti"; "Bu Kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek, malum ve muayyen olan gerek bir âmir tarafından emredilen bir Askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir" şeklinde tanımlanmıştır.
T.S.K. İç Hizmet Kanunun 6 ncı maddesi de "Hizmeti"; "Kanunlarda nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, âmir tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir" şeklinde ifade etmiştir. Vazife ise T.S.K. İç Hizmet Kanununun 7 nci maddesine göre "Hizmetin icab ettirdiği şeyi yapmak ve menettiği şeyi yapmamaktır". AsC.K.nun 15 nci maddesi. Nöbetçi, Karakol ve Devriye kavramlarını tarif etmiştir.
T.S.K. İç Hizmet Kanununun 80 ve devamı maddelerinde; Karakol hizmetinde bulunan subay, astsubay, erbaş ve erler ile karakol nöbetçi ve devriyelerinin yakalama yetkileri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre karakol hizmetinde bulunan bu kişilerin kendi mıntıkaları dahilinde asker ve sivil her şahsı, adli takibat, muhafaza ve emniyet maksatlarıyla yakalayabilecekleri, ancak bu yetkileri karakol, karakol nöbetçileri ve devriyelere âmirlerinin emri ile verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca yakalama esnasında kaçmaya teşebbüs halinde silah kullanılmasına da yetki verilmiştir. Aynı kanunun 87-90 no maddelerinde de Askerin silah kullanma yetkisi düzenlenmiştir.
Yakalamayla ilgili olarak CMUK. un 127 nci maddesinde de düzenleme mevcuttur. Bu madde hükmüne göre işlenmekte olan suç meşhut suçtur. Bununla beraber henüz işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden hemen sonra veya suçun işlendiğini gösteren eşya veya
izlerle fail yakalanmış ise bu kimsenin işlediği suç da meşhut suç sayılmakta ve bu suçun failini gecikmesinde sakınca umulan hallerde herkes yakalayabilmektedir.
Diğer taraftan dosyada mevcut talimatlara göre SAK Timinin görevi sabotaj olaylarını bastırmak ve etkisiz hale getirmektir. TAK Timinin görevi ise SAK Timinin bastıramadığı sabotaj olaylarını bastırmak ve etkisiz hale getirmektir. Bu Timin 24 saat esasına göre görev yaptığı ve olay yerine sevkinin Nöbetçi Subayının sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda; SAK Timi, Nöbetçi Subayı Hv.Fz.Kd. Bşçvş. M.B. tarafından, birliğe ait su deposunda görevli Hv.İs.Er E.D.'ye taarruzda bulunup silahını ve mermilerini gasp eden sivil kişi M.E.'nin bu eylemini bastırmakla ve silahlı kuvvetlere ait silah ve teçhizatı kurtarmakla görevlendirilmiştir. Saldırgan tarafından time yapılan bir el atış sonucu Sak Timince ihtar atışı yapılması üzerine, Sak timine yardım amacıyla Tak timi görevlendirilmiştir. Bu Timin komutanı olan sanığın, T.S.K.leri İç Hizmet Kanununun 78 (Karakol), 80, 81, 82, 83 (Hazır kıta), 86, 87 ve 89 ncu maddeleri ile İç hizmet Yönetmeliğinin 648 ve 649 ncu maddeleri gereğince Askeri bir mahal içinde (su deposu etrafı çitle çevrili olup Askeri mahaldir) gerçekleştirilen, ağır cezalık bir suç olan gasp eyleminin failinin yakalanması ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ait silah ve teçhizatının geri alınmasını temin amacıyla, İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğinin verdiği görev ve yetkiye dayanarak Amirince verilen görevi yerine getirdiği ve bu hizmeti yaparken işlediği suçun, 353 sayılı Kanunun 9 ncu maddesinde belirtilen "askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlediği suç olarak" kabul edilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, dava konusu olayda, Askeri Mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılmış ve Başsavcılığın bu konuya yönelik yapmış olduğu itiraz kabule değer görülmüş ve itirazın kabulü ile, aksi yöndeki Daire kararının kaldırılması gerekmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy