(4616 S. K. m. 1)
Sanıklardan Er T.T.'nin olay günü Bl.Nöb.Önb.sı olarak görevli bulunduğu, hakkında itiraz yoluna gelinmeyen diğer sanık Er C.K.'nın da saat 02.30-04.40 Cephanelik Nöbetçisi olduğu nöbet yerine gidilirken sanıkların tartıştıkları ve bu tartışma sonunda sanık Nöb.Onb.Er T.T.'nin diğer sanık C.K.'ya küfür edip vurduğu, sanık C.K.'nin da, tüfeğin dipçiği ile sanık T.T.'ye vurduğu anlaşılmakta, olayın bu şekilde oluştuğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.
Ayrıca; Nöb.Onb.Er T.T.'nin diğer sanığa küfür edip vurması nedeniyle hizmet dışına çıkması, dolayısı ile hizmetin sağladığı amirlik statüsünden yararlanmayacağının kabulü ile, hem rütbe olan bu kişilerin birbirlerine vaki bu eylemlerinin "karşılıklı müessir fiil" olduğu şeklinde yapılan değerlendirmede de yasal isabet bulunduğu anlaşılmakla bu konuda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken husus; her iki sanığın eylemi "karşılıklı müessir fiil" olarak kabul edildiğine göre, terhis olduklarına nazaran Askerî Yargı ile ilgilerinin kesildiği birlikte gözetildiğinde, sanık Er T.T. hakkında da, diğer sanık gibi görevsizlik nedeniyle bozma kararı verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Daire; eylem karşılıklı müessir fiil ise de; sanık T.T. hakkında verilen hükmün, 4616 sayılı Yasa kapsamında olması, aleyhe bir temyiz bulunmaması nedeniyle de, sonuç karar gözetilerek, bu yasanın uygulanması gerektiği sonucuna varmış iken, Başsavcılık; her iki sanık yönünden yargılamayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, 4616 sayılı Yasa ile ilgili uygulama yapma görevinin, görevli mahkemeye ait olduğu, bu nedenle bu sanık hakkında suç niteliğine bağlı görevsizlik kararı verilmesi gerektiği görüşündedir.
Yapılan İncelemede;
22.12.2000 tarihli ve 24268 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 21.12.2000 Tarihli ve 4616 sayılı "23 Nisan 1999 tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun"un 1 nci Maddesinin 4 ncü Fıkrası "23 Nisan 1999 Tarihine" kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı On Yılı geçmeyen suçlardan dolayı hakkında...veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın...kesin hükme bağlanması ertelenir...Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir...hükmünü taşımakta,
Anılan yasa hükümlerine göre, atılı Asta Müessir Fiil suçunun da bu yasa kapsamı içinde bulunduğu anlaşılmakla birlikte, kanıtlardan yukarıda açıklandığı gibi, Nöb.Onb. olması nedeniyle "Amir" konumunda olan sanık T.T.'nin, astına küfür etmek sureti ile yasal olmayan bu davranışları sonucu, hizmetin kendisine tanıdığı "Amir"lik statüsünü yitirmekte ve bu suretle eylemi "kasten müessir fiil" suçuna dönüşmüş bulunmaktadır. Bu sonuca göre; Dairece, hükmün bu yasanın uygulanmasını teminen bozulmasına karar verilmiş ise de; sanığın terhis olduğu da gözetildiğinde, Askerî Yargı'da yargılamayı gerektiren ilginin kesildiği Askerî Mahkemenin görevsiz hale geldiği anlaşılmaktadır.
Askerî Yargıtay bu konudaki yerleşik uygulamalarında; 4616 sayılı Kanun ile ilgili yapılan yerindelik denetiminde; öncelikle, görev konusu ile zamanaşımı veya diğer sebeplerle düşme kararı yahut derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun mevcut olup olmadığını dikkate alıp irdelemekte, bu hususlara ilişkin bir aykırılık saptanmadığı takdirde, suç vasfı (bu konuya ilişkin aleyhe temyiz yoksa mevcut durum esas alınarak), suç tarihi ve sanığın adli safahatı göz önüne alınmak suretiyle erteleme kararının bu yasaya uygun olup olmadığı karara bağlanmakta, usul ve esas yönlerinden inceleme yapılmamaktadır.
Bu uygulama dikkate alındığında, somut olayda aleyhe temyiz olmasa bile Yerel Mahkemenin görevli olmadığı, görevsiz bulunduğu anlaşıldığı cihetle, Dairece, görev konusunun öncelikle ele alınarak, sanık Er T.T. hakkındaki kararın da, suç niteliğine bağlı görev yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekirdi.
Bu nedenle; Başsavcılığın itirazı yerinde görüldüğünden itirazın kabulüne, Dairenin sanık Er T.T. hakkındaki kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
NOT: As.C.K. Md. 145 Bölümünde yer verilen As. Yrg.Daireler Kurulunun 22.2.2001 tarih ve 2001/20-23 sayılı kararına bakınız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy