(1632 S. K. m. 131)
Dosya içeriği ve delillere göre, sanığın 30.1.2000 günü 11.00-13.00 saatlerinde Kuzey Yol Devriye nöbeti nedeniyle kendisine tevdi edilmiş olan G-3 Piyade tüfeği mermilerinden 6 adedini şarjörden çıkarıp yerine boş kovan koymak suretiyle 6 adet dolu mermiyi temellük kastıyla aldığı ve gizlemesi için (temyize gelmeyen diğer sanık) M.L. G.ye verdiği, yapılan tahkikat sonucu durumun ertesi gün anlaşıldığı ve mermilerin birlik içerisinde ele geçirildiği maddi olgu olarak kesinlik kazanmış olup, eylemin bu şekilde gerçekleştiği hususunda anlaşmazlık bulunmamaktadır
T.C.Yasasının 202, As. C.K.nun 131 nci maddelerinde düzenlenen zimmet suçu, bir memurun görev sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim ve sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak ve senetleri veya diğer malları zimmete geçirmek olarak tanımlanmaktadır.
Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere zimmet suçu ancak bir memur tarafından işlenebilir, suçun maddi konusu ise para, para yerine geçen belge ve senetler ile sair mallar oluşturur. Bu suç konusunun memura görevi nedeniyle tevdi edilmiş olması veya onun koruma denetim yada sorumluluğu altında bulunması gerekir. Suçun maddi öğesi ise, "zimmete geçirme" dir. O halde bu suçun maddi öğesi yönünden oluşabilmesi için memurun suçun maddi konusu olan şeyi tahsis edildiği amaç dışında kendisine veya üçüncü kişiler yararına mal edinmek üzere alması, bir başka anlatımla bu mallar üzerinde amaç dışı tasarrufta bulunması gerekir.
Zimmet suçu hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra bu suça teşebbüsün mümkün olup olmadığı hususundaki öğretideki görüşlerin ve uygulamaların bilinmesinde yarar vardır.
Faruk EREM, "zimmete teşebbüsün husulü müşküldür. Zira mal edinmekle suç teşekkül eder. Buna takaddüm eden hareketler ise ihzari hareketlerden ibaret kalır" (T.C. Ceza Hukuku Özel Hükümler, Cilt I, sayfa 278),
ERMAN-ÖZEK, "zimmetin teşebbüse elverişli olduğu kabul edilmekle beraber, somut olaylarda teşebbüsün ne suretle gerçekleşebileceği aydınlığa kavuşmuş değildir. Hırsızlıktan farklı olarak, mal esasen failin zilyetliğinde bulunduğundan, bunu zilyetliğe geçirmek için yapılan hareketlerin tamamlanıp tamamlanmamasına bakılarak ayrım yapılmamaktadır" (Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, sayfa 28).
Sedat BAKICI "mal edinmekle suçun tamamlandığı ve mala temellük olunmadan eşyanın elde bulundurulmasının suç teşkil etmeyeceği bu nedenle zimmet suçunda teşebbüs mümkün olmadığı ileri sürüldüğü gibi, hareketin bölünmesi halinde eksik teşebbüsün mümkün olduğu da kabul edilmiştir (A.ÖNDER). Kanaatimizce, zimmete eksik kalkışma mümkündür.Tam teşebbüs olanaksızdır" (Açıklamalı Zimmet-İrtikâp-Rüşvet Suçları, Sayfa 47).
Şeklinde bilimsel görüşlerini açıklamaktadırlar. Bu açıklamalardan zimmete eksik teşebbüsün mümkün olduğunun kabul gördüğü anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın ve Askeri Yargıtay'ın muhtelif kararlarından, zimmete geçirilen eşyaların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mıntıkada ele geçirmiş olması nedeniyle zimmete teşebbüsün kabul gördüğü belirlenmektedir (As. Yrg.Drl.Krl.nun 12.2.1987 tarih ve 1987/ 34-25; 3 ncü Dairenin 27.1.1987 tarih ve 1987/63-35; Yargıtay 5.C.D.nin 23.12.1986 tarih ve 645/5610 sayılı kararları).
Yine As. Yargıtayın istikrar kazanmış pek çok içtihadında, Askeri eşyayı çalmak suçlarında, kışla hudutları dışına çıkarılması halinde yararlanılabilecek olan silah ve benzeri eşyanın çalınması, ancak kışla dışına çıkarılmadan yakalanması halinde "almak" unsurunun tam olarak gerçekleşmediği, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmiştir. Silah ve benzeri eşyadan ancak bunların kışla dışına çıkarılması halinde yararlanılabileceği düşüncesinden hareket edildiği takdirde, zimmete geçirilen bu tür eşyaların kışla dışına çıkarılmadan ele geçirilmesi halinde zimmet suçunun da teşebbüs aşamasında kaldığını somut olay yönünden kabul etmek gerekmektedir. Zira gerek hırsızlık suçunda gerekse zimmet suçunda suçun tamamlanması, failin malı hakimiyet sahasına sokması ve mal üzerinde serbestçe tasarruf etme imkanına bağlıdır. Bu açıdan bakıldığında çalınmak veya zimmete geçirilmek suretiyle haksız olarak elde edilen malın fail tarafından tam olarak hakimiyet sahasına sokulmadığı hallerde teşebbüs ahkamının tatbiki açısından, malın çalınmak ya da zimmete geçirilmek suretiyle elde edilmiş olması arasında bir fark olmaması gerekir. Yukarıda değinilen Yargıtay ve As. Yargıtay kararlarında da zimmete geçirilen eşyanın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mıntıkada ele geçirilmiş olmaları nedeniyle cürümlerin teşebbüs aşamasında kaldıklarını vurgulamışlardır.
Somut olayda da zimmete geçirilen mermilerin henüz birlik dışına çıkarılmadan ele geçirilmiş olmaları nedeniyle mermilerin fail tarafından tam olarak hakimiyet sahasına sokulamadığı, bir başka ifadeyle "temellük" ün tam olarak gerçekleşmediği, dolayısıyla icrai hareketlerin sona ermediği sonucuna varılması ve suçun nakıs teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü gerekmekte olduğundan, itirazın kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy