(1632 S. K. m. 131)
Dosya içeriğine g5re; 1996-1997 yıllarında Muradiye İlçe Jandarma K.lığında İdari İşler Astsubayı, 1997 yılında İdari İşler Astsb. lığının Harekat ve İşlem Astsubayı ile Personel Lojistik Astsubayı olarak ayrılmasından sonra, Trabzon'a atandığı 1998 yılına kadar aynı Komutanlıkla Personel ve Lojistik Astsubayı olarak görev yapan sanık T.A. ve emrindeki tini 17.8.1996 tarihinde Muradiye Ovapınar Köyü yol ayrımında yol kontrol ve arama görevini yaptığı sırada 132 kg. eroin ele geçirmiştir. 1918 Sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 60 ncı maddesi gereğince müsadirlere tahakkuk ettirilen ikramiyenin Sağlık Bakanlığı Saymanlığından alınması için, Van İl J. K.lığında görevli olan J.Astsb.Çvs. M.B., müsadirler tarafından 27.11.1996 ve 28.11.1996 tarihlerinde, noter vekaletnameleriyle mutemet tayin edilmiştir. Astsb. M.B. sadece adı geçen musadirlerin değil, Van İl Jandarma K.lığına bağlı diğer İlçe Jandarma K.lıklarının benzeri olaylar nedeniyle ata ikramiyeleri için de mutemet tayin edilmiştir. Astsb.M.B., musadirlerin ikramiyelerini Ankara'dan alıp geldikten sonra, Bölüklerin İdari İşler Astsubaylarına, bu bağlamda Muradiye İlçe J.K.lığının Bölük Astsubayı sanığa da Van'a gelip ikramiyelerini almaları hususunda bildirimde bulunmuştur. Bu çağrı üzerine sanık 17.4.1997 tarihinde Van İl Jandarma K.lığına gelip, Kaçakçılık Şb. Müdürü Bnb. F.K.' den toptan 11 kişiye ait 841.500.000 TL ikramiyeyi teslim almıştır. Sanığın 6 terhisli mağdur er dışındaki 5 rütbeliye ait ikramiyeyi sahiplerine verdiği halde, Şubat 1997 ayında terhis edilmiş olan 6 erin ikramiyelerini adreslerine göndermediği gibi, paraları K.lığa, saymanlığa da iade etmemiştir. Müsadirlerden H.H.K.' nin hak kazandığı ikramiyenin kendisine ödenmediğini bildiren 15.4.1999 tarihli bir dilekçeyle J.Genel K. lığına başvurması üzerine, soruşturma başlatılmış, bunu öğrenen sanık müsadirlerin her biri için ödenmesi gereken 76.500.000 TL. olan ikramiyelerini, 2 yılı aşkın bir süre sonra Trabzon Ziraat Bankası aracılığıyla göndermiştir.
Olayın bu şekilde gerçekleştiği konusunda bir kuşku bulunmadığı gibi, uyuşmazlık da yoktur
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın sübut bulan bu eylemiyle tek bir zimmet suçunu mu, yoksa müteselsil zimmet suçunu mu işlemiş olduğudur.
Dairece; 6 terhisli erin ikramiyesini zimmetine geçiren sanığın fiilinin, Askeri Mahkemenin kabul ettiği gibi, müteselsil zimmet suçunu oluşturduğu sonucuna varmıştır.
Başsavcılık ise, sınığın fiilinin tek bir zimmet suçunu oluşturduğu görüş ve düşüncesindedir.
Bu nedenle, suç vasfına ilişkin uyuşmazlığın çözümü gerekmekte ise de, bir kısım üyeler tarafından, ikramiyeleri hak sahiplerine ödeme görevinin Astsb. M.B.' ye verildiği, sanığa resmi bir görev verildiğinden söz edilemeyeceği, görev verilmiş olsa bile bu görevin Askeri bir görev sayılmayacağı yolunda görüşler ileri sürüldüğünden Kurulumuzca, öncelikle olayda sanığın konumu, sanığa bu yönde verilmiş bir görevin bulunup bulunmadığı, buna göre sanığın eyleminin niteliği müzakere edilmiştir.
12.3.1983 gün ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 7. maddesi Jandarmanın Mülki, Adli ve Askeri Görevlerinin bulunduğunu; Kaçakçılığı Men. Takip ve Tahkik etmek görevinin bir mülki görev olduğunu düzenlemiştir. Dolayısıyla 17.8.1996 tarihinde yapılan operasyon ve 132 kg. eroinin elde edilmesi olayının mülki bir görev olduğu kuskusuzdur. Mülki görevin yapılmasından sonraki safhada müsadirlere dağıtılacak ikramiyelerin tahakkuku, bunların Ankara'dan alınıp getirilmedi ve hak sahiplerine dağıtılması ise; 257 Sayılı Erbaş ve Er Harçlıkları Kanununa ve bu kanuna göre çıkarılmış olan Erbaş ve Er Harçlıklarının tevzi şekilleri. Takdir mevzuu olan miktarların Tayin ve Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğe göre ve kıyasen yapılmaktadır. Yönetmeliğin 12/b maddesine göre; "Herhangi bir sebeple mutemet tayın etmeden ayrılan er ve erbaşların tahakkuk eden harçlıkları, dağıtımı yapan komutan veya amir tarafından posta ücreti istihkak sahibine ait olmak üzere, adreslerine" postalanacak ve makbuz ait olduğu ayın bordrosuna eklenecektir. Nitekim olayın ihbar edilmesi üzerine sanık ikramiyeleri banka aracılığıyla müsadirlere yollamıştır. Adı geçen yasa ve yönetmeliye paralel olarak çıkarılan KKK.lığı Devamlı Yönergesi (KKY:368/1-5.1.1994) 7. Babının (Maliye ve Bütçe Konuları) 39, (Özel İşlemler) h: Erbaş ve Er harçlarının dağıtılması ve denetlenmesi, posta maddelerinin PTT. den alınması bendinde; "Mutemet tayin etmeden ayrılan, herhangi bir sebeple sahibine verilmeyen harçlıklar birlik maaş mutemedine iade edilir. Birlik maaş mutemetlerince de ilgili saymanlıkta emanet hesabına yatırılır. İstihkak sahibinin müracaatı halinde ödeme buradan yapılır" hükmü yer almaktadır. Sanık da ifadesinde, böyle hır görevinin bulunduğunu bildirmektedir.
Dolayısıyla sanığın, kaçakçılığın men ve takibine ilişkin mülki görevinin sona ermesinden sonra müsadirlere verilecek ikramiyelerin hak sahiplerine verilmesi, terhis olanların adreslerine bu paraların yollanması Askeri hizmete ilişkin bir görevdir. Esasen bu niteleme As. C.K. nun 12 nci maddesindeki hizmet tanımına da uygundur. Bu maddede "Bu kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir Askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir" denilmektedir. Bölük İdari İşler Astsb. yı olan sanığın yaptığı iş malum ve muayyen olan bir görevin yapılmasından başka bir şey değildir.
Müsadirler tarafından mutemet tayin edilen Astsb. M.B'nin. ikramiyeleri Ankara'dan alıp getirdikten sonra sanığı Muradiye'den Van'a çağırması, sanığın bu iş için Van'a gelmesi kendiliğinden olan, özel hukuk ilişkisi sayılacak yada eylemin emniyeti suiistimal denmesini gerektirecek bir hal değildir. Asysb. M.B. nin sanığı Van'a çağırması İdari İşler Astsb. lığı yaptığı bölüğün 11 personelinin ikramiyelerinin ödenmeye hazır olduğuna ilişkin bilgi verme işlemidir, Astsb. M.B., diğer bölüklerdeki görevlilere de aynı şekilde haber vermiş Van'a gelip paralarını alabileceklerini duyurmuştur. Keza sanığın Muradiye'den Van'a gelişi de kendiliğinden değil, haber üzerine İlçe J.Komutanının izni ve görevlendirmesi üzerine olmuştur. Muradiye İlçesinin Van'a olan uzaklığı göz önüne alınacak olursa, bu isin sanığın en az yarım gün Muradiye'deki görevinin başından ayrılmasını gerektireceği görülecektir. Bu nedenle sanığın Van'a kendiliğinden değil, görevli olarak gönderildiği sonucunu varılmıştır.
Askeri Mahkemenin kararında ayıklandığı gibi sanık, Askeri bir hizmeti yaparken Askeri hizmetin yapılması ve vazifenin suiistimal ile kendisine tevdi ve emanet edilmiş olan paraları, iki yıl suresince zimmetinde tutmuş ve bundan yararlanmıştır. As. Yargıtay 2 nci D.nin 9.1.1964 gün ve 1963/2113, 64/3 sayılı içtihatlarında da belirtildiği gibi, sanığın olaydaki fiili kaçakçılığın men ve takibi ile ilgili idari görev bittikten sonra, sanığın sıfat ve memuriyet vazifesinin suiistimalinden kaynaklanan zimmet suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulde isabet görülmüştür.
Sanığın Karakolun İdari İşler Astsubayı olarak yasadan ve uygulamadan kaynaklanan (malum ve muayyen olan) Askeri görevini suiistimal ederek 6 terhisli Askerin ikramiyelerini zimmetine getirdiği kararlaştırıldıktan soma olayda tek bir zimmet suçunun mu? yoksa müteselsilen zimmet suçunun mu söz konusu olduğu hususu müzakere edilmiştir.
TCK. nun 80 nci maddesine göre teselsülün uygulanabilmesi için "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi" gerekmektedir. Yani aynı suçu işlemek kararının icrası nedeniyle bir suçu birden çok kez işlemek gerekmekledir. Bir suçun işlendiğinin kabulü için ortada bir harekelin (maddi unsur), bir neticenin ve ikisi arasında bir illiyet bağının bulunması yanında manevi unsurunda bulunması gerekmektedir. Olayımızda ise, 6 mağdura karşı aynı anda, tek hareketle işlenen bir tek zimmet suçu söz konusudur. Zimmet suçu, TCK. na göre Devlet idaresi aleyhine, As. C.K. na göre mal aleyhine işlenen suçlardan sayıldığından teselsülün söz konusu olabilmesi için farklı görevlerden kaynaklanmış, farklı hareken içeren, ancak aynı kasıt altında işlenmiş neticelerin söz konusu olması gerekmektedir. Yani birden fazla hareket ve birden fazla neticenin bulunması ancak bunun bir suç işleme kararının icrasından kaynaklanması halinde teselsülden bahsedilecektir. Birden çok eylemin bulunması, her eylemin ayrı suçu oluşturması gerekecektir. Sanık ise, kendisine aynı anda teslim edilmiş olan 6 terhisli erin ikramiyelerini yollayarak zimmetine geçirmiş ve tek bir suç işlemiş olmaktadır. As. Yargıtay 3 ncü D.nin 25.2.1997 gün ve 1997/112-109 sayılı. Drl.Krl. nun 13.11.1986 gün ve 1986/110-107 sayılı içtihatları da bu görüşü doğrular niteliktedir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy