(353 S. K. m. 61)
Dosya içeriğine göre, Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, istinabe mahkemesinde dinlenen tanıkların dinleniş biçiminin usule aykırı olup olmadığı, eğer usule aykırı ise, bunun bozma nedeni sayılması gerekip gerekmediğidir.
Dairece; tanıkların hep bir arada iken dinlenilmiş olduğu, CMUK. nun 54/1 inci maddesine güre, sonradan dinlenen tanığın kendisinden önce dinlenen tanık dinlenirken duruşma salonunun bulunmaması gerektiği, diğer taraftan hazırlık ifadesini tekrar eden tanıkların talimat ekine kıt'a komutanı taralından alınan ifadesinin mi yoksa Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinin mi konmuş olduğunun talimattan ve istinabe duruşma tutanağından anlaşılmadığı dolayısıyla tanıkların beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediği, bu usule aykırılığın bozma sebebi sayılacağı sonucuna varılmıştır.
Başsavcılık ise, istinabe tutanağından tanıkların hep bir arada iken dinlendikleri sonucunun çıkarılamayacağı, olayın esaslı tanıklarının bizzat istinabe mahkemesinde ayrıntılı olarak dinlenilmiş olmaları nedeniyle, talimata ekli hazırlık ifadesin in Kıt'a Komutanlığınca alınan ifadesi mi, yoksa Askeri Savcı taralından alınan ifadesi mi olduğunun anlaşılmamasının öneminin bulunmadığı; usule aykırılık söz konusu olsa bile sonuçta görevsizlik kararı verildiğine göre, bunların görevsizlik kararının bozulmasını gerektirmeyeceği görüş ve düşüncesindedir.
Temyiz kanun yolunda görev, usulden önce incelenecek bir husustur. Ancak, eğer görevin belirlenmesi delil değerlendirmesine bağlı ise, delillerin elde edilişinin ve duruşmada ortaya konulmasının usule uygun olup olmadığının, özetle vurgulamanın usul hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının incelenmesi öncelik kazanacaktır. Bu nedenle, yerel mahkemece iddianamede tanımlanan eyleme göre mi, yoksa delil değerlendirmesi yapılmak suretiyle mi görevsizlik kararı verildiğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Gerekçeli hüküm incelendiğinde; maddi olayın kabulünün iddianameye göre farklılık arz ettiği görülmekledir. Şöyle ki;
Askeri mahkemece; "evrakı alan sanığın birkaç dakika kadar sonra Karakol Komutanının odasına geldiği ve sen bana savunma veremezsin deyip, evrakı Karakol Komutanı J.Kd Üçvş. F.Ş nin masasına bırakıp dönüp çıktığı, çağrılmasına rağmen odaya dönmediği, mağdurun onu takip etliği, koridorda da yüksek sesle konuşmayı sürdürdükleri, sanığın hakaret içerikli söz sarf etmediği" kanısına varılmıştır. Bu kanıya varılırken tanık beyanları, olay tutanakları ve vaka kanaat raporuna dayanılmıştır. Bir başka İfadeyle, duruşmada ortaya konulan delillerin değerlendirilmesi suretiyle iddianameden farklı bir kabule ulaşılmış, suç vasfı bu kabule göre belirlenmiş ve buna bağlı olarak da Askeri mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Hâlbuki iddianamede maddi olay, (sanığın karakol komutanının odasına gelerek yazıyı karakol komutanının yüzüne doğru masaya fırlattıktan sonra dönüp çıktığı, Komutan tarafından çağrılmasına rağmen dönmediği, koridorda elini kolunu sallayarak "gelmiyorum, daha dün geldin yahu yaptığına bak senin emrini dinlemiyorum" diye bağırdığı)
Şeklinde açıklanmıştır. Açıklanan bu eylem bir bütün olarak ele alındığında, âmirin vakar ve haysiyetine taarruz teşkil eden unsurlar taşıdığından, sübutu halinde As. C.K.nun 85. maddesinde düzenlenen âmire hakaret suçuna vücut verecektir.
Bu nedenle. Dairece, tanıkların dinlenilmelerinde ön görülen emredici hükümlere uyulup uyulmadığının öncelikle incelenmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer taraftan, her tanığın ayrı ve sonradan dinlenecek tanıklar yanında olmadım dinleneceğine ilişkin CMUK. nun 54/1 inci maddesi ile tanığın son tanıklığı ile evvelki ifadesi arasında çelişki bulunması ve bu çelişkinin duruşmayı kesmeksizin başka türlü giderilmesinin mümkün olmaması halinde evvelki ifadesinin okunabileceğine ilişkin 246/2 inci maddeleri ile tanıkların gerçeğe uygun beyanda bulunmaları amaçlandığından, bu hükümlere uyulup uyulmadığının duruşma tutanağına yazılması şarttır. Bu husus ayni zamanda CMUK nun 266. ve 353 sayılı kanunun 178. maddeleri gereğidir.
Somut olayda; istinabe duruşma tutanağında, sanık ve tanıklarla ilgili talimatın kaydı yapıldıktan ve tanıklarla ilgili yoklama alındıktan sonra, tanıkların duruşma salonundan dışarı çıkarıldıklarına ve sanığın sorgusu tespitini takiben tanıkların tek tek duruşma salonuna alınıp dinlenildiklerine dair bir kayıt yoktur. Bu nedenle, Dairece; duruşma tutanaklarından tanıkların hep bir aradayken dinlenildikleri sonucunun çıkarılmasında bir isabetsizlik bulunmamakladır.
Bu bakımdan Dairece: hem tanıkların hep bir aradayken dinlenilmiş olmalarının, hem de talimata hangi hazırlık ifadesinin eklenmiş olduğunun belli olmamasının bozma sebebi sayılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer taraftan, yapılan incelemede; 353 sayılı Kanunun 159 ncu maddesi gereğince, dinlenen tanık ifadelerine karsı, bu sırada hazır bulunan sanığa bir diyeceği olup olmadığının sorulmadığı görülmüş, bu husus da usule aykırı ve bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy