(353 S. K. m. 207)
Sanığın; askere sevk edileceğine ilişkin, adına çıkarılan celp için çağrı pusulasının abisine 9.2.2000 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra, sevk için istenen gün olan 20.2.2000 tarihinde şubeye gelmediği, gecikerek 25.10.2000 tarihinde gelmekle, 28.2.2000-25.10.2000 tarihleri arasında Bakaya; bu tarihte (2) gün yol süresi verilerek sevk edilen sanığın 28.10.2000 tarihinde katılması gerekirken gecikerek 30.10.2000 tarihinde katılmakla da; 28.10.2000-30.10.2000 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediğinin iddia konusu bulunduğu ve Yerel Mahkemece, atılı suçları sabit görülerek sanığın kararda yazılı olduğu biçimde mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken husus; Bakaya suçu nedeni ile sanığın sorgusunun yapılmamış olmasının usule aykırı olup olmadığına ilişkindir.
Daire; sorgunun yapılmamış olmasına karşın, bu işlemle ilgili sanığın "susma" hakkını kullandığı savunma hakkının ihlâl edilmediği sonucuna varmış iken,
Başsavcılık; "susma hakkı" olduğunun sanığa hatırlatılmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, bunun usul yasalarına aykırılık teşkil ettiği görüşündedir.
Aşamalarda ortaya konan kanıtlardan; sanığın Malkara Asliye Ceza Mahkemesince istinabe yolu ile sorgusunun yapıldığı, ancak sorgu tutanağına göre, sadece geç iltihak sureti ile bakaya suçundan sorgulandığı, Bakaya suçu ile ilgili "sorgu" yapılmadığı, bu konuda hazırlık tahkikatı sırasında da ifadesine başvurulmadığı görülmektedir.
Dairece; sorgu ve savunmaya ilişkin bütün usul hükümlerinin yerine getirildiği, bakaya suçundan savunma yapmayan sanığın istinabe talimatının okunmuş, iddianamenin tebliğ edilmiş, atılı suç anlatılarak savunma delilleri sorulmuş olmasına karşın bakaya suçundan savunma yapmaması nedeniyle, "susma hakkını" kullandığı belirtilmekte ise de; tutanaklardan böyle bir hakkı olduğunun sanığa hatırlatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi; "sorgu" bir çeşit "savunma" vasıtası olup, sorguya çekilmek sanık için bir haktır. Bu nedenle, sanığın, iddia ile ilgili anlatabileceği, söyleyebileceği şeylere imkân verilmesi gerekmekte, ancak, bu bir hak olduğu cihetle, konuşmak istemeyebileceğini de kabul etmek gerekmektedir. Sanığın konuşmak istememesi halinde konuşması için zorlanamayacağından sorgu sırasında "susma" hakkının bulunduğunu bilmesi gerekmekte (çoğu kez böyle bir hakkın var olduğu sanıklar tarafından bilinmediğinden), bu hakkın varlığının sorgu ile görevli bulunanlar (Birlik Komutanları, Kolluk, C.Savcısı, As.Savcı, Sulh Yargıcı, As.Mahkeme Yargıcı gibi) tarafından her kademede sanığa hatırlatılması gerekmektedir.
Bir hakkın varlığının bilinip bilinmediği kuşkulu ise, örneğin, sanıkların böyle bir hakkının var olduğunu bilip bilmedikleri anlaşılamıyorsa, bu hakkın sağlıklı biçimde kullanılabildiği konusunda bir değerlendirme yapmak da mümkün bulunmamaktadır. Gerçekten hakların varlığı bilinebildiği sürece, bu hakların tanıdığı olanaklardan yararlanmak mümkündür.
Sorgu ile ilgili diğer usul hükümleri yanında;
CMUK. nun, "İfade ve Sorgunun Tarzı" başlığı altında düzenlenen 135 nci maddesinin 4 ncü bendinde; sanıklara, "isnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının (susmanın) kanuni hakkı olduğunun söyleneceği açık biçimde belirtilmiş olup, yukarıda belirtildiği gibi, somut olayda; tutanaklardan böyle bir hatırlatmanın yapılmadığı anlaşılmakta, yapılan işlemlerden susma hakkını kullandığı şeklinde bir yorum yapmak mümkün olmadığı gibi, aksine, geç iltihak suretiyle bakaya suçundan kendini savunması karşısında sanığın gerçekte, "susma" iradesi içinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; sanığın, susma hakkını kullanmadığı, aşamalarda, Bakaya suçundan sorgusunun yapılmadığı, böylece "savunma hakkı" ile ilgili esaslı usul kurallarına aykırılık yapıldığı anlaşılmakta, Dairenin onama kararı yerinde bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Başsavcılığın itirazı yerinde görüldüğünden, her iki suçun uygulama yönü ile birbirine bağlılığı birlikte gözetildiğinde, hükmün tümü ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy