(1632 S. K. m. 66)
Yargılama aşamalarında ortaya konan kanıtlardan; sanığın Şemdinli'de bulunan birliğinden rahatsızlığı nedeniyle görülen lüzum üzerine 1. 2.2000 tarihinde 100 Yataklı Van Asker Hastanesine sevk edildiği, konvoyla hareket eden sanığın 7.2.2000 tarihinde Van'a geldiği ve Askeri Hastane'ye başvurduğu, yapılan muayenesi sonucunda 8.2.2000 tarihinde Van Devlet Hastanesine sevk edildiği 9.2.2000 tarihinde Devlet Hastanesine başvurduğu ve tomografi çekimi için 16.2.2000 tarihine gün aldığı, 17.2.2000 tarihinde tomografisinin çekildiği, filmi ile Van Asker Hastanesine geldiği ve buradan Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edilen sanığın 18.2.2000 tarihinde Van Kabul Toplanma Merkezine (KTM) başvurup 19.2.2000 tarihinde helikopter ile Diyarbakır'a sevk edildiği anlaşılmaktadır.
Daire ile Yerel mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken husus; birliğince muayene ve tedavisi için Van'a sevk edilen sanığın, Van'da bulunduğu sürece (7.2.2000-18.2.2000 tarihleri arasında) Van K.T.Merkezinde kalmasının gerekli olup olmadığına, dolayısı ile burada kalmamasının "Firar" suçuna vücut verip vermeyeceğine ilişkindir.
Dairece; sanığa verilen emir gereğince sanığın bu süreler arasında, "vazifenin, bulunmayı gerektirdiği yer" olması nedeniyle, bu yerde kalarak, tedavisini sürdürmesi, aksi davranışın "firar" suçuna sebebiyet vereceği sonucuna varılmış iken,
Askeri Mahkemece, Kabul Toplanma Merkezinde kalma ile ilgili emirlerin, asker için "kolaylık oluşturması" nedeniyle verilmesi karşısında, bu Komutanlığa uğramamasının Emre İtaatsizlikte Israr suçuna sebebiyet vermeyeceği, bu nedenle KTM' ye katılmayan sanığın firar kastı ile hareket ettiğinin söylenemeyeceği kanısına varılmıştır.
Askeri Mahkemece, firar suçunun oluşmadığı sonucuna varılırken, sanığın Van Kabul Toplanma Merkezi Komutanlığında kalması gerektiğine ilişkin emre uymak mecburiyetinde olmadığı görüşüne dayanıldığından, firar suçunu düzenleyen hükümlerle, "Hastaneye Sevk edilen Er ve Erbaşlar Hakkında Yapılacak İşlemler i gösteren mevzuat hükümlerinin incelenmesi zorunlu görülmüştür.
TSK. İç Hizmet Kanunun 33-a maddesinde; vazifenin bulunmayı icap ettirdiği yerden izinsiz hiçbir Askerin gündüz ve gece ayrılamayacağı hüküm altına alınmış, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 12 nci maddesinde de, askere girdikten sonra izin almaksızın savuşmak firar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 97 nci maddesinde de kıta ve kurumlardan kaçan erbaş ve er hakkında Askeri Ceza Kanununa göre işlem yapılacağı belirtilmiştir. Nitekim firar eylemi Askeri suç sayılarak hem Askeri Ceza Kanununda hem de 477 sayılı Kanunda yaptırım altına alınmıştır.
Diğer taraftan, asker kişilerin "sağlık işleri" TSK. İç Hz. K. nun 57-70 nci, Yönetmeliğin 271-327 nci maddelerinde düzenlenmiş, hastalanan er ve erbaşlar hakkında yapılacak işlemler ise Kanunun 58-60,Yönetmeliğin 283-291 nci maddelerinde gösterilmiştir. Bu hükümlere göre, askerlerin fizik ve moral durumlarını takip ve koruyucu tababetin uygulanması Askeri bir hizmet kabul edilmiş ve bu hizmetin yürütülmesinden ve görülmesinden kıta komutanları ve kurum amirleri ile bunların emrinde bulunan hekimler sorumlu tutulmuştur. Hastaneye sevk edilen er ve erbaşların muhakkak bir vasıta ile gönderilmeleri ön görülmüş, vasıtanın temin ve hastanın hastaneye nakli birlik veya karargâh komutanı veyahut kurum amirlerine, hastaneden taburcu olanların birliklerine şevki ise ilgili Askeri hastanelere bir görev olarak verilmiştir (Md.287). Ayrıca hastaların hastaneye geliş ve birliklerine dönüşlerinde gerekli olan paranın MSB. lığı veya J.Genel Kliği Bütçesinden ödeneceği vurgulanmıştır (Md.276,282 ve 291).
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde hastalanan er ve erbaşların Askeri hastaneye sevk edilmeleri, kıta komutam veya kurum amirleri açısından Askeri bir görev olmakla beraber, hastaneye sevk edilen er ve erbaşları izinli saymak mümkün değildir, bunların, kıtalarından ayrılmalarıyla ilgili işlem, Askeri Yargıtay İ.B.K.nun 12.4.1996 tarih ve 1-1 sayılı kararında belirtildiği gibi bir "sevk işlemi" dir. Dolayısıyla, hava değişiminde, izinde ve gönderildiği bir görevde bulunmayan er ve erbaşların bulunmaları gereken yer kıtaları olduğundan, birliklerinin bulundukları yer dışındaki bir hastaneye sevk edilenler, hastaneye yatırılmayıp tetkik ve tedavilerine ayaktan devam ediliyorsa, bu süre içinde kendilerine kalacakları yer gösterilmeli ve iaşeleri sağlanmalıdır. Çünkü ihtiyaçları Devlet tarafından karşılanan Askerin ihtiyaçları iaşe, giydirme ve iskândır. Bunun sonucu olarak da kendisine yer gösterilen er ve erbaşlar burada kalmak zorundadır. Hâlbuki izne veya hava değişimine giden ya da dönen er ve erbaşlara "KTM" de kalmaları gibi bir mecburiyet yüklenemez. Bir başka ifadeyle, izne gönderilen veya izinden dönenlerin vazifeleri gereği bulunmak zorunda oldukları yer kıta veya kurumlandır; dolayısıyla bunlara izne gidiş ve dönüşlerinde Kabul ve Toplanma Merkezlerine uğramaları konusunda verilen emir, As. Yargıtay Daireler Kurulunun 14.4.1994 tarih ve 33-37 sayılı kararında belirtildiği üzere tek taraflı bir hizmet arzı niteliğinde olup hizmete ilişkin bir emir olarak kabul edilemeyeceğinden, bu Komutanlıklara uğramamaları emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayacaktır. Buna karşılık hastaneye sevk edilen er ve erbaşların vazifesi gereği bulunmak zorunda olduğu yer, komutan ya da amiri tarafından kalması için gösterilen kıta veya kurum olduğundan, buradan izinsiz uzaklaşmaları firar suçuna sebebiyet verecektir. Bununla beraber bu gibi kimselerin doğrudan doğruya kıtalarına katılmalarına da yasal bir engel bulunmamaktadır.
Öte yandan firar suçunda, manevi unsur, "kıta veya kurumdan bilerek ve isteyerek izinsiz uzaklaşmak iradesi" olduğundan, firar suçunun oluşup oluşmadığı failin dış dünyaya yansıyan davranışı göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.
Somut olayda, sanık rahatsızlığı nedeniyle birliğinin bulunduğu il olan Hakkâriden Van'da bulunan Askeri hastaneye, hasta olan bir kısım er ve erbaşlarla birlikte kafile halinde Askeri araçla sevk edilmiş ve tetkik ve tedavisi süresince Van Kabul ve Toplanma Merkezinde kalması gerektiği kendisine önceden tebliğ edilmiştir. Sanık buna rağmen Kabul Toplanma Merkezinde kalmamış ve savunmasında; "KTM deki yaşam koşullarının uygun olmaması sebebiyle burada kalmadığını" söylemek suretiyle firar kastını açıkça ortaya koymuştur.
Bu nedenle sanığın, buraya uğramaması ile firar durumuna düştüğünde kuşku yoktur; ancak, tedavi amacıyla önce Askeri hastaneye daha sonra da Van Devlet Hastanesine başvurduğu dikkate alındığında, firarının Devlet hastanesinden tomografi için gün aldığı 9.2.2000 tarihinden başlatılması mevcut düzenlemeye ve Askeri Yargıtay'ın kabulüne uygun düşecektir. Dolayısıyla, Dairenin, suçun buna ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmamakta ise de, temadinin kesildiği tarih konusunda kuşku bulunduğu görülmektedir. Sanığın, 16.2.2000 tarihinde Devlet hastanesine geldiğine dair savunmasının araştırılmadığı anlaşıldığından bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sanığın, 16.2.2000 tarihinde Devlet Hastanesine gelmiş olması halinde eylemin; yedi günü aşmadan altı gün içinde kalması nedeniyle, suçun kısa süreli firar olarak (477 S.K.nun 50/A maddesine uygun) değerlendirilmesi olası bulunmaktadır. Bu itibarla, noksan olan bu arattırmanın yapılması gerektiği gibi, sanığın kendisinde mevcut bu rahatsızlığın ne olduğu, Askerlik durumunu etkileyip etkilemediği de anlaşılamadığından bu hususların da araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bir kısım üyeler, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 12 4.1996 gün ve 1996/1-1 Sayılı Kararına göre, sanığa kıt'asına dönmek için gerekli yol süresi tanınması gerektiğini ileri sürerek bu konuda eksik soruşturma bulunduğunu ileri sürmüşler ise de;
Sanığa tetkik ve tedavisinin devam ettiği sürece kalacağı yer gösterilmiş ve bu konuda kendisine önceden tebligat yapılmış olduğundan, hastaneden taburcu edilenler gibi mütalaa edilerek birliğine katılmak mecburiyeti yüklenemeyeceği cihetle, sanığa ayrıca yol süresi tanınamayacağı, bu nedenle de bu konuda eksik soruşturma bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy