(1632 S. K. m. 66)
Sanığın Manisa'daki eğitimini müteakiben 5.2.2000 tarihinden itibaren 6 gün dağıtım iznine gönderildiği, 11.02.2000 tarihinde saat 24.00'e kadar dağıtım edildiği birlik olan Erzurum Askerlik Daire Başkanlığına katılması gerekirken, 21.02.2000 talihinde saat 12.00'de kendiliğinden katıldığı, bu suretle 12.02.2000 ile 21.02.2000 tarihleri ırasında iznini tecavüz ettiği anlaşılmakta olup, bu hususta Mahkeme, Daire ile Başsavcılık arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın İstanbuldan dağıtım edildiği birliğinin bulunduğu Erzurum'a 16.2.2000 tarihinde uçakla hareket etmiş olmakla "izin tecavüzü kastını" sona erdirip erdirmediğine, bu hususun dehalet sayılıp sayılmayacağına, uçağın olumsuz hava koşulları sonucu Erzurum'a inemeyip Trabzon'a inmesi ve sonrasında gelişen olayların mazeret teşkil edip etmediğine ilişkindir.
Mahkemenin kararı ve bu kararı onayan Daire kararında belirtildiği üzere, 5.2.2000 tarihinde gönderildiği dağıtım izninden en geç 11.2.2000 tarihi saat 24.00'e kadar tertip edildiği Erzurum'daki birliğine katılması gereken sanığın, aynı tarihte katılmayarak 16.2.2000 tarihinde İstanbul Hava Yollarına ait bir uçakla Erzurumdaki birliğine yola çıktığı, ancak kötü hava şartları nedeniyle Erzurum'a inemeyen uçağın Trabzon hava alanına mecburi iniş yaptığı, 16.2.2000 tarihinde aynı uçakla İstanbul'a döndüğü, aynı gün bilet parasını aldığı, 18.2.2000 tarihindeki uçuş için bir müracaatının olmaması, diğer ulaşım araçlarında da boş yer bulunmasına rağmen birliğine dönmek üzere 20.2.2000 tarihini beklemesi hususları birlikte değerlendirilerek, sanığın 16.2.2000 tarihinde uçağın Erzurum'a inememesini fırsat bilerek bir müddet daha izin tecavüzünü devam ettirme düşüncesi ile hareket ettiğinin açık olduğu gerekçesiyle Askeri Savcının temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiş iken;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının tebliğnamesinde ise, sanığın 16.2.2000 tarihinde İstanbuldan uçakla yola çıkmakla izin tecavüzü kastını sona erdirdiğini, bundan sonra sanığın olumsuz hava şartları nedeniyle uçağın Erzurum'a inememiş olması sonrasında ödemiş olduğu bilet parasının karşılığını alamadığından ve yetkililer tarafından 2 gün sonra İstanbul'dan sefer düzenleneceğinin bildirilmesi, dönecek toplam yolcu sayısının da bildirilmiş olması karşısında kendilerine rezervasyon yapılmış olduğunu düşünmesinde bir isabetsizlik olmadığı, en azından bu konuda savunmanın aksinin kanıtlanamadığı, sanıktan ödediği uçak biletinin karşılığını kendi huzuru olmaksızın alamamış durumda iken Erzuruma Trabzondan karayolu ile gitmesinin istenemeyeceği, 18.2.2000 tarihinde bilet parasını geri almasından sonra İstanbul-Erzurum arasındaki 2 günlük yol süresi dikkate alındığında 19 ve 20 Şubat 2000 tarihlerini yolda geçirdikten sonra 21.2.2000 tarihinde birliğine katıldığından, eylemin 11.2.2000 ile 16.2.2000 tarihleri arasında tek bir kısa süreli izin tecavüzü disiplin suçu oluşturduğu ve bu suça bakma görevinin Disiplin Mahkemesi olduğundan Askeri Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyete hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek Daire kararının kaldırılarak mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulması görüş ve düşünce olarak ileri sürülmüştür.
İzin Tecavüzü suçu mütemadi suçlardan olup, bu suçta temadi ya iradi (dehalet-t esi i m) ya da gayri iradi (yakalanma) olarak sona erer.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakacak olursak; sanık 11.2.2000 tarihinde saat 24.00'e kadar kıtasına katılması gerekirken dosya münderecatına nazaran askerliğe tercih edilebilecek hiçbir mazereti olmaksızın bilerek ve isteyerek birliğine katılmamış ve iznini tecavüze başlamıştır. 16.2.2000 tarihinde İstanbul'dan-Erzurum'a uçakla hareket etmekle iznini tecavüz etme kastını sona erdirmeyi düşünmüş, ancak beklenmedik kötü hava şartları sonucu uçak Trabzon hava alanına mecburi iniş yaptığından birliğine katılamamıştır. Bununla beraber Trabzon'da temadiyi kesmek bakımından askeri veya sivil bir merciye dehalet-teslim için başvurmamış, 16.2.2000 tarihinde aynı uçakla İstanbul'a geri dönmüştür. İstanbul'a döndüğünde aynı gün bilet bedelini almıştır (16.2.2000 günü). Bu tarihten sonra, 18.2.2000 tarihinde talep eden yolcuların, İstanbul-Erzurum uçuşu Van bağlantılı olarak yapıldığı halde, sanığın bu hususta bir müracaatı olmamıştır. Diğer taraftan 16.2.2000 tarihinden sonra uçaktan başka ulaşım vasıtaları ile birliğine katılmak üzere hareket etmesi mümkün bulunmaktadır. Nitekim tespit edilen 17 firmaya ait 35 otobüsle Erzurum'a sefer düzenlediği ve bu otobüslerde boş koltukta bulunduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki, sanık İstanbul'da da askeri veya sivil bir merciye dehalet-teslim için başvurması mümkün iken başvurmamıştır. Bu durum karşısında sanığın 16.2.2000 tarihinde izin tecavüzü kastını sona erdirdiğinden bahsedilemez. Her ne kadar uçağın Erzurum'a inememesi beklenmedik bir olay ise de, 16.2.2000 tarihinde İstanbul'a dönen sanığın, birliğine dönmesini engelleyen mücbir sebep ortadan kalmasına rağmen yeniden birliğe katılmak için gayret göstermemesi nedeniyle sanığın bir süre inkıtaya uğrayan iznini tecavüz ettirme kastının devam ettiği, 21.2.2000 tarihinde kendiliğinden kıtasına katılmakla (dehalet-teslim) temadinin sona erdiğinin kabulü gerekmiştir.
Bu kabule göre sanığın 12.2.2000 ile 21.2.2000 tarihleri arasında mazeretsiz izin tecavüzü suçunun sübutundan bahisle mahkemece tesis edilen mahkûmiyet hükmü ile bu hükmün Dairece onanmasında kanuna aykırılık bulunmadığından Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy