(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, atılı suçta temadinin başladığı, tarih ve buna bağlı olarak eylemin hangi suça vücut verdiği ve dolayısıyla görevli mahkemenin Askeri Mahkeme mi1' yoksa Disiplin Mahkemesi mi? olduğudur.
Başsavcılık maddi olayda temadinin 9.5.2000 günü saat 08.30'da başladığını ve eylemin 25.5.2000 tarihinde saat 18.55'de kıf'aya dönmekle sona erdiğini, hu duruma göre maddi olgunun izin tecavüzü suçuna vücut verdiğini söylerken, Daire, izin belgesine göre sanığın izninin başlangıcı 9.5.2000 günü saat 08.30 olarak belirtilmekle beraber dosyada bulunan Hudut Geçiş Belgesine nazaran 10.5.2000 tarihinde Girne Liman İnzibat Subaylığınca çıkış kaydının yapıldığı göz önüne alındığında ve izne gidişinde birliğinden ayrıldıktan sonra gezmek için Kıbrıs'ta kaldığına dair bulgu da olmadığından, izninin başlangıç tarihinin 10.5.2000 tarihli olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda da suç tarihlerinin 20.5.2000-25.5.2000 olduğu ve eylemin 477 S.K. nun 50/B maddesindeki kısa süreli kaçma kapsamında bulunduğunu belirterek, mahkûmiyet hükmünü suç vasfına bağlı görev noktasından bozmuştur.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Dosya içeriği ve delillere göre; Kıbrıs 61 nci P.A.l.P.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, izin belgesindeki "ayrılış tarihi" bölümündeki kayda göre 9.5.2000 tarihinde saat 08.30'da 10 gün memleketi Diyarbakır'a izne gönderildiği izin belgesinin arkasına nizamiyeden çıkış saatinin yazılmadığı. Liman İnzibat Subaylığınca Hudut Geçiş Belgesi arkasına yazılan kayda göre 10.5.2000 tarihinde Kıbrıs'tan çıkış yaptığı, izin bitiminde bir süre geciktikten sonra 24.5.2000 tarihinde uçakla Kıbrıs'a geldiği, bu tarihteki gelişinin Ercan inzibat Subaylığınca görüldüğü, aynı gün Lefkoşada bir arkadaşının evinde kaldığı belirtilmektedir.
24.5.2000 tarihinde Kıbrıs'a gelen sanığın, bir gün arkadaşının evinde kaldıktan sonra 25.5.2000 tarihinde birliğine katılmış olması, tamamen kendi isteğine bağlı bir davranış olduğundan, temadinin sona eriş tarihi olarak birliğine katılış tarihinin kabul edilmesi isabetli olup, bu konuda bir ihtilaf bulunmadığı gibi, sanığın iznini özürsüz aşırdığı konusunda da duraksama yoktur.
Ancak; Dosya içeriğinden sanığın 10.5.2000 tarihine kadar hangi maksatla Kıbrıs'ta kaldığı anlaşılmaktadır. Kendisinin zorunlu olarak bir gün Kıbrıs'ta bekletildiği ya da bekletildiği yönünde bir beyanı yoksa da maddi gerçeğin ortaya konulabilmesi için, sanığın 9.5.2000 tarihinde hangi saatte birliğinden ayrılmasına müsaade olunduğunun, 9.5.2000 tarihinde hangi saatlerde Türkiye'ye feribot kalktığının, bu konuda fiili bir imkansızlığın bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Keza, temadinin başlangıç tarihinin sağlıklı bir şekilde saptanabilmesi için, K.T.B.K.K. lığı Personel Hizmetleri Yönergesi hükümlerine göre, Kıbrıs'tan Türkiye'ye izne gidecek personel için MSB lığının izne gidecek personele tanınacak yol hakkı çizelgesinde edilen yol surelerine ilaveten ayrıca yol tanınıp tanınmadığının da tahkiki gerekmektedir izin tecavüzü süresinin kısalığı da bu araştırmaları zorunlu kılmaktadır.
Bu hususların araştırılmasından sonra belirecek duruma göre temadinin başlangıç tarihi dolayısıyla görev konusu saptanarak hükme varılması gerekmekte olduğundan, itirazın kabulü ile aksi düşünceye dayanan Daire kararının kaldırılması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy