(353 S. K. m. 165)
Dosya münderecatına nazaran olay; Kuleli Askeri Lisesinde İngilizce Öğretmeni olarak görev yapan sanığın, 27.5.2000 (Cumartesi) günü hazırlık sınıfı nöbetçi öğretmenlik görevi olduğunu bilmesine rağmen nöbete gelmediği, 29.5.2000 (Pazartesi) günü ve müteakip 30-31.5.2000 günlerinde de mesaiye gelmediği, 1.6.2000 tarihinde sabahleyin mesaiye katıldığı anlaşılmaktadır.
Bu olay nedeniyle düzenlenen iddianamede, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği belirtilerek As. C.K.nun 87/1 nci maddesi uyarınca cezalandırılması istenmiştir.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, nöbete gelmeme eylemi dışında mesaiye gelmeme eyleminin de iddia konusu yapılıp yapılmadığı, Mahkemece 353 sayılı Kanunun 165 nci maddesine muhalefet edilip edilmediğine ilişkindir.
Daire; 353 sayılı Kanunun 8, 95, 103, 167 ve 165 nci maddelerine göre, Askerî Savcılığın iddianamesinde sanığın, sadece nöbete gitmeme eyleminin dava konusu yapıldığını, sanığın mesaiye gelmeme (29.5.2000-1.6.2000) eylemiyle ilgili açılmış bir dava bulunmadığını bu nedenle mahkemece verilen görevsizlik kararının usûle aykırılık oluşturduğunu kararlaştırmıştır.
Başsavcılık ise; iddianamede anlatılan eylemlerinin 27.5.2000 ile 1.6.2000 tarihleri arasında kısa süreli kaçma suçunu oluşturduğu, 27.5.2000 tarihinde nöbete gelmeme dışında 29.5.2000 ile 1.6.2000 tarihleri arasındaki mesaiye gelmeme eyleminin de iddianamede yer aldığı, bu itibarla temyiz konusu görevsizlik hükmünün 353 Sayılı Kanunun 165 nci maddesine aykırılık teşkil etmediği, ayrıca eksik soruşturma bulunmadığı görüş ve düşüncesindedir.
353 sayılı Kanunun 115 nci maddesinde; "iddianame, sanığın kimliğini, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile delillerin, uygulanması istenen kanun maddelerinin ve varsa hazine zararını ve duruşmanın hangi Askeri Mahkemede yapılacağını gösterir" hükmü yer almaktadır.
165 nci madde de ise; "Hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. Eylemin değerlendirilmesinde askeri mahkeme; iddianame, iddia ve savunma ile bağlı değildir." hükmüne yer verilmiştir.
Şu halde, hüküm ile iddianamenin aynı maddi olaya ilişkin olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, iddianamede dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm vermek imkanı yoktur. Bununla beraber iddianamede açıklanan ve kanuni unsuru gösterilen maddi olayın sınırları aynı kalmak şartıyla, duruşma sırasında ortaya konulan delillere göre hükümde; eylemin nitelendirilmesinde işleniş biçiminde yer ve zamanında değişiklik yapılabilir. Zira, suç teşkil eden eylemin belirtilmesinden maksat, dava konusu olayın başka olaylardan ayırt edebilecek şekilde sınırlandırılmasıdır. Ancak olayın sınırlandırılmış olması esaslı olmayan noktalarda değişiklik yapılmasına engel değildir. Fail ve fiil hakkında dava açılmıştır, bunlar değiştirilemez. Bunun dışında suçun vasıtalarında, suçun işlendiği yer ve zamanda vasfında duruşma sırasında ortaya konulan delillere göre değişiklik olabilir. Bu değişikliğin mahkemece göz önünde bulundurulması ve buna göre hüküm kurulması zorunludur. Buna karşılık iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında da kamu davası açıldığını göstermez.
Bu açıklamalar ışığı altında davaya konu olayda; öncelikle soruşturma emrinde; "...sanığın 27 Mayıs 2000 Cumartesi günü hazırlık sınıfı nöbetine gelmemesi nedeniyle üzerine atılan emre itaatsizlikte ısrar suçundan gerekli soruşturma yapılması", iddianamede ise, sanığın 27.5.2000 tarihindeki nöbetine gitmemesi ve 29.5.2000 tarihinde mesaiye gelmemesi eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği, sanığın 27.5.2000 Cumartesi günü nöbete gelmemek suretiyle hizmete ilişkin bir emri yerine getirmeyerek emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği açıkça belirtilmiştir. İddianamenin birinci paragrafında "daha sonra 29.5.2000-1.6.2000 tarihleri arasında mesaiye katılmadığı" şeklinde yer alan husus, olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan bahsedilmesinden ibarettir. Bu husus o olay hakkında da dava açıldığını göstermez. 28.5.2000 günü Pazar günüdür ve resmi tatildir. Dosyada bu gün için sanığa özel bir görev verildiğine dair bir delil de yoktur. Bu nedenle mesaiye gelmesi de düşünülemez. 27.5.2000 günü nöbeti olduğu halde sanığın nöbete gelmemesi ile emre itaatsizlikte ısrar suçu, maddi unsur yönünden tamamlanmıştır. Bu eylemi 28.5.2000 ve müteakip günlere yayarak, kısa süreli firar suçu olarak kabul etmek mümkün değildir. Bu itibarla askerî mahkemece kısa süreli kaçma suçundan dolayı dava açıldığı kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesi 353 Sayılı Kanunun 165 nci maddesine aykırı bulunmuştur.
Diğer taraftan, nöbete gelmemenin, nöbet emrine uymama kastıyla değil de firar kastıyla hareket edilmesinden kaynaklandığı durumlarda emre itaatsizlikte ısrar suçunun değil, firar suçunun oluştuğunun kabulü gerekir. Nöbet görevinin, failin firar etmesinden sonra, fakat temadinin sona ermesinden önceki bir tarihte olması halinde durum böyledir. Askeri Yargıtay'ın içtihatları da bu yönde istikrar kazanmıştır.
Dava konusu olayda, sanığın 27.5.2000 Cumartesi günü nöbetine gelmeme eyleminden dolayı yargılandığı, fakat bu nöbetini takip eden ilk mesai günü olan 29.5.2000 Pazartesi günü ile bunu takip eden Salı ve Çarşamba günleri de görevine gelmediği anlaşılmaktadır. Sanık avukatı müvekkilinin bu eyleminden dolayı cezalandırıldığını ileri sürmüş ise de bu husus mahkemece araştırılmamıştır. Dosyada da bu konuya açıklık getirecek bilgi ve belge bulunmamaktadır. Mesaiye 3 gün gelmemenin "nöbete gelmeme" eyleminin hemen sonrasında gerçekleşmesi karşısında, sanığın firar ettiğine ilişkin savunması da dikkate alınacak olursa, bu hususun suç kastının değerlendirilmesi açısından önem taşıdığı muhakkaktır. Bu itibarla Dairenin eksik soruşturma bulunduğuna ilişkin kabulü de yerindedir.
Bu nedenle görevsizlik hükmünü bozan Daire kararında isabetsizlik görülmemiş ve Askerî Yargıtay Başsavcılığının tüm itiraz nedenlerinin reddi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy