(1632 S. K. m. 134)
Dosyada mevcut delillere, iddia ve kabule göre; Diyarbakır 8 nci Ana Jet Üs komutanlığı Destek Grup komutanlığında görevli iken 1998 yılı genel atamalarında M.S.B. lığı Seferberlik Daire Başkanlığı İdari İşler Şube Müdürlüğüne atanan sanığın 5.8.1998 tarihinde yeni birliğine katıldığı, daha önceki birliğinde 5.1.1998-11.1.1998 tarihleri arasında altı gün, 2.2.1998-28.2.1998 tarihleri arasında yirmi gün olmak üzere toplam 26 gün izin kullandığı, yeni birliğinde 17.8.1998-8.9.1998 tarihleri arasında yirmi gün izin kullanması nedeniyle bir yıl içindeki 45 günlük yasal izin suresini doldurduğu; buna rağmen, 2.10.1998-12.10.1998 tarihleri arasında on gün, 12.10.1998-17.10.1998 tarihleri arasında beş gün, 27.10.1998-8.11.1998 tarihleri arasında on gün olmak üzere 25 gün daha izin kullandığı, 12.10.1998 tarihinde kullandığı izne ait izin belgesinin sanığın yokluğunda görevli kişilerce tanzim edildiği, ancak 17.8.1998, 2.10.1998 ve 27.10.1998 tarihlerinde kullandığı izinlere ait izin belgelerinin İdari Şube Müdürü olması nedeniyle sanık tarafından tanzim edildiği, 17.8.1998 tarihli izin belgesinde daha önce kemlisini hiç kullanmamış olarak gösteren sanığın, 2.10.1998 tarihli izin belgesinde daha önce kullandığı izin süresini yirmi gün, 27.10.1998 tarihli izin belgesinde ise 35 gün olarak gösterdiği, bu izin belgelerinin imzalatılması sırasında sanığa daha önce kaç gün izin kullandığına dair bir soru sorulup sorulmadığının izin vermeye yetkili olan tanık Tuğgeneral H.T. tarafından hazırlanamadığı sanığın şahsi dosyasının incelenmesinde önceki birliğinde kullandığı izinlere ait izin belgelerinin ve izin sürelerinin kaydedildiği form 45 belgesinin bulunmadığı, muhassesat ilmühaberinde kullanılan izinlere ait bir kaydın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Daire ile Askeri Mahkeme anısında ortaya çıkan ve Daireler kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, iddia ve kabulde olduğu gibi gerçekleştiğinde kuşku olmayan maddi eylemin hangi suçu oluşturacağı noktasındadır.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
T.C.K. nun 343 ncü maddesi "Her kim, resmi bir varaka tanzimi esnasında kendisinin veya başkasının hüviyet ve sıfatı yahut mezkûr varaka ile sıhhati ispat olunacak sair ahval hakkında memurine karşı yalan beyanatla bulunursa, bundan dolayı umumi veya hususi bir zarar husule geldiği takdirde... cezalandırılır, "demektedir.
Madde hükmüne göre; suçun unsurlarının,
1. Resmi bir evrakın tanzim edilmekte olması,
2. Memura karşı yalan beyanda bulunulması,
3. Yalan beyanda bulunulan konunun, sanığın veya başkasının hüviyet ve sıfatı veya tanzim edilen evrak ile sıhhati ispat olunacak sair ahvale ilişkin olması,
4. Bundan dolayı özel veya genci bir zararın meydana gelmiş olması,
şeklinde olduğu görülmektedir.
Dava komutu olayda, sanığın resmi bir evrak tanzimi sırasında yalan beyanda bulunmak gibi bir eylemi bulunmamaktadır. Sanık, kendi düzenlediği izin belgelerinde daha önce kullandığı izin süresine ilişkin bölümleri gerçeğe aykırı olarak doldurmuş ve bu belgeyi Komutanına takdim etmiştir, kendisine, izin belgesinin incelenmesi sırasında daha önce kullandığı izin süresi ile ilgili olarak Komutan tarafından bir soru sorulduğu kanıtlanmamıştır. Ayrıca, izin belgesinin hazırlanması ve izne gönderilme işlemi ilgili kişinin beyanları esas alınarak yapılacak bir işlem olmadığı gibi; sanığın daha önce kullandığı izin süresi konusunda yalan beyanda bulunduğu kabul edilse dahi, bu konu TCK. nun 343 ncü maddesinde sayılan konulardan değildir. Dolayısıyla, dava konusu olayda TCK. nun 343 ncü maddesindeki suç oluşmamaktadır.
Ancak, İdari Şube Müdürü olarak görevli olan sanığın, personele ait izin belgelerini tanzim edip âmirine sunmak ve bunu yaparken personelin daha önce kullandığı izinlerle ilgili olarak bilgi vermekle görevli olduğu, kendi ifadesinden Birlik Komutanlığının yazısından ve vaka kanaat raporundan anlaşılmaktadır. Sanık kendisi hakkında düzenlediği izin belgelerini kendi vazifesi uyarınca hazırlamış, ancak bu belgelerin tanzimi sırasında daha önce kullandığı izinleri eksik göstererek bu şekilde izin vermeye yetkili Seferberlik Dairesi Başkanına imza için arz etmiştir. Sanığa ait muhassasat belgesinde kullandığı izinler konusunda bir bilgi olmaması sebebiyle âmirin kendisine sunulan belgedeki bilgiler doğrultusunda izin belgesini imzalaması normal bit davranış olup, ayrıca sanığa belgedeki bilgilerin doğru olup olmadığı konusunda soru sorması gerekmemekledir. Bu nedenle, ne kadar izin kullandığını bilmek durumunda olan sanığın, kendisine bu konuda som sorulmadığı yönündeki savunmaları kabul edilebilir nitelikte değildir. Dolayısıyla, sanığın görevine dahil olan bir konu nedeniyle hakikate aykırı belge düzenleyip imza için arz etmek suretiyle As. C.K. nun 134 ncü maddesinde tanımlanan hakikate muhalif evrak tanzim ve ita etmek suçunu müteselsildi işlediği sonucuna varılmaktadır. Nitekim ayrıntıları As. Yrg. Drl. Krl. nun 22.2.1980 gün ve 23-29 sayılı kararında açıklandığı gibi; Evrakta Sahtekarlık cürümleri genel olarak T.C.K. nun 339-349 uncu maddelerinde düzenlenmiş ise de; sahtekarlık askeri bir hizmet veya tevdi edilen askeri bir vazifeye ilişkin olduğu takdirde öncelikle özel kanun olan As. C.K. nun 134 ncü maddesine göre uygulama yapılması gerekmektedir.
Gerekçeli hükümde; sanığın kendisi hakkında izin belgesi tanzim ederek komutanına takdim etmesinin kendisine verilen vazife ya da hizmet ile bir ilgisi bulunmadığı ve izin talebinin tamamen kendisini ilgilendiren bir konu olduğu, bir bankası hakkında İdari Şube Müdürü olarak hazırladığı izin belgesine gerçeğe aykırı bilgiler yazmış ve bu belgeyi Komutana arz etmiş olması halinde As. C.K. nun 134/1 nci maddesindeki suçun oluşacağı belirtilmiş ise de; bu görüş delillere uygun olmadığı gibi, kendi içinde de çelişkili bulunmaktadır. Sanığın bir başkası hakkında tanzim ettiği izin belgesindeki sahteciliğiyle, kendisi hakkında tanzim ettiği izin belgesindeki sahteciliği arasında suçun niteliği açısından bir fark yoktur. Asker kişilerin kendileri hakkında izin belgesi hazırlayıp Komutana bizzat arz etmek gibi bir hakları ya da bu konuda yerleşik bir uygulama söz konusu değildir. Sanık, İdari Şube Müdürü olması nedeniyle bir başkası hakkında hazırladığı izin belgesi gibi kendisi hakkında hazırladığı izin belgesini de Komutana takdim etmiştir. Dolayısıyla, Mahkemenin suçun nitelendirilmesiyle ilgili görüşlerine itibar etmek mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle suç nitelendirilmesinde yasal isabet bulunmadığından Askeri Savcı ve sanık vekilinin temyizlerine atfen ve re'sen hükmün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy