(1632 S. K. m. 87)
Mardin-Kızıltepe 4.Hd.A.3.Hd.Tb. 12.Hd.Bl.Komutanlığı emrinde görevli olan sanığa, 26.8.1999 gün ve 250 sayılı günlük emir ile, "erbaş ve erlerin üzerinde cep telefonu bulundurmalarının yasak olduğu, Bölük Astsubayına teslim edilmeyen bu tür malzemelerin aramalar esnasında ortaya çıkması durumunda kanuni işlem yapılacağı" hususu 24.11.1999 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen, 8.6.2000 tarihinde saat 10.30 sıralarında bölük koğuşunda yapılan aramada, sanığa ait dolapta 1 adet cep telefonunun ele geçirildiği, ancak Askeri savcılıkça emanete alınmadığı anlaşılmaktadır.
Esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Daire ile Başsavcılık arasındaki görüş ayrılığı, ele geçirilen telefonun arızalı olup olmadığı, telefonun yeni olup olmadığı, konuşmayı sağlayan kartın bulunup bulunmadığı, keza şarjının dolu olup olmadığının saptanmasına gerek bulunup bulunmadığı noktasındadır
Davaya konu olan emrin, sıralı üst komutanlıklarınca yayımlanan emirlere istinaden, istihbarata karşı koyma, birlik emniyeti, sabotaj, saldırı ve kazaları önleme, gizlilik ilkesi, genel disiplin ve moral konuları esas alınarak bu konularda doğabilecek zaaf ve tehlikeleri önlemek amacıyla verildiği, birliğin güvenliği öncelikli olduğundan, amirin bu konuda kanunlara göre suç teşkil etmeyen gerekli tedbirleri alma yetkisi bulunduğundan, düzenleniş şekli ve amacı dikkate alındığında, bu emrin Askeri hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Dosyada mevcut 7 nci Kolordu Komutanlığının 4.6.1999 gün ve İSTH: 3590-969-99/Güv.Sb.(1222) sayılı emrinde belirtilen nedenlerle cep telefonlarının bulundurulmasının yasaklanması, sadece basit bir haberleşme cihazı olarak değil, bu fonksiyonun yanı sıra bambaşka amaçlarla kullanılabilmesi ihtimalleri de göz önünde tutularak hazırlanmıştır.
Diğer taraftan, cep telefonunun özellikle sabotaj maksadıyla bir ateşleme vasıtası olarak kullanılması halinde sim kartının bulunmaması önemli olmadığı gibi, bu kartın telefondan ayrı olarak taşınması veya bir başkasından temini her zaman için mümkün bulunmaktadır. Keza cep telefonlarının kısa sürede şarj edilebildiği ve yine kısa sürede boşaldığı herkes tarafından bilindiğinden, ele geçirildiği sırada telefonun şarjlı olup olmadığının da önemi yoktur. Esasen, Askeri savcılık emanetine alınmadığı anlaşılan telefonun, ele geçtiği sırada şarjlı olup olmadığının sağlıklı bir şekilde tespiti de bugün için mümkün değildir. Ayrıca sanık ifadelerinde telefonu Kızıltepe'den yeni aldığını beyan etmiş, fakat arızası olduğuna dair bir savunma getirmemiştir. Dolayısıyla bu hususların hüküm mahkemesince araştırılmamış olmasında kanuna aykırı bir cihet görülmemiştir.
Bu nedenlerle Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, sair hususların incelenmesi için dava dosyasının ilgili Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
NOT: As. Yrg. Daireler Kurulunun 17.5.2001 tarih ve 2001/52-52 sayılı kararında da cep telefonunun kışla içinde bulundurulmasını ve kullanımını yasaklayan emrin hizmet emri olduğu ve buna aykırı davranışın emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy