(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, izin tecavüzü suçunda temadinin başlangıcındaki yanlışlığın hükmün sırf bu nedenle bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceği noktasındadır.
İnceleme konusu olayda suçun başlangıç tarihinin hatalı olarak saptandığı Dairece de kabul edilmesine karşın, bu durumun suçun sübutuna, vasfına ve uygulanacak kanun maddelerine, tayin olunacak ceza miktarına ve dolayısıyla hükmün özüne etkisi bulunmadığı, askerlik hizmet süresinin hesaplanmasının da tamamen idari bir konu olduğu cihetle, bu husustaki hata bozma sebebi sayılmamıştır.
Dosyada mevcut izin belgesine göre İslahiye 172-24 Tugay 1. Mknz. P. Tb. K lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 19.8.1999 tarihinde yol dahil 45 gün süreyle İstanbul'a izne gönderildiği belirlenmektedir Bakanlar Kurulunun 8.2.1999 gün ve 1999/12392 sayılı kararında, afet iznine gönderilenlerin "yol müddeti hariç" izne gönderilecekleri açık olarak belirtildiğinden, sanığa İslahiye-İstanbul arası gidiş-dönüş yol müddetinin tanınması halinde, suç temadisinin başlangıç tarihi değişecektir.
Sanık 24.5.1999 tarihinde askere sevk edilmiştir, 18 aylık hizmeti normal olarak 24.11.2000 tarihinde sona erecektir. Ancak izin tecavüzünde geçen 10 aya yakın bir süre eklendiğinde sanığın EYLÜL 2001 tarihinde terhise hak kazanabileceği ortaya çıkmakla ve dolayısıyla halen silâhaltında bulunduğu anlaşılmaktadır.
İzin Tecavüzü suçunun mütemadi nitelikte bir suç olduğu kuşkusuzdur. Temadinin sona erdiği tarihte suç tamamlanmış olur. Kural olarak suçun maddi çerçevesinin, bir başka anlatımla suçun başlangıcının ve sona eriş tarihinin gerçek ve doğru bir şekilde saptanması esastır. Bu kabil suçlarda (İzin tecavüzü firar, bakaya, yoklama kaçağı gibi) suç tarihi maddi vakıanın kendisidir.
Maddi olguyu doğru olarak saptamanın da mahkemeye ait bir görev olduğunda kuşku yoktur.
Suçun başlangıç tarihindeki bu hatalı tespitin atılı suçun sübutuna, vasfına uygulanacak kanun maddelerine, tayin olunacak ceza miktarına, dolayısıyla hükmün özüne etkisi olmadığı söylenebilir. Hatta bu yanlışlık temadinin sona eriş tarihinde olmadığı için af, zamanaşımı, tekerrür hükümlerinin uygulanması gibi durumlarda da sonucu etkilemeyecektir. Ancak sanık halen silâhaltındadır. 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 80 nci maddesi de dikkate alınarak kıta komutanlıklarının yükümlülerin terhis tarihlerini mahkemelerce yapılan tespitlere göre hesapladıkları da bilinen bir husustur. Mahkemece kabul olunan temadinin başlangıç tarihi in aleyhine sonuç Verecek OHUD gidiş-dönüş yol süresi kadar daha geç terhis edilmesi sonucunu doğuracak niteliktedir. Nitekim As. Yrg. Drl. Krl. nun bir çok kararında (Drl. Krl. nun 27.2.1997 gün ve 1997/35-34; 15.9.1994 gün ve 1994/87-85, 6.3.1997 gün 1997/36-36, 2.10.1997 gün ve 1997/86-113, 9.11.2000 gün ve 2000/167-165, 30.11.2000 gün ve 2000/169-170) suç tarihlerindeki yanlışlık bozma nedeni sayılmıştır.
Bu hale göre; İslahiye-İstanbul arası gidiş-dönüş yol süresinin araştırılarak öz vakıanın, başka bir deyişle suçun başlangıç tarihinin doğru olarak saptanması gerektiğinden, Başsavcılığın itirazının kabulü ile aksi düşünceye davalı Daire kararının kaldırılması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy