(1632 S. K. m. 66)
Sanık Top Er E.M.' nin 31.5.1999 tarihinde yol dahil 4 gün kanuni izne gönderildiği, izinden en geç 5.6.1999 tarihinde dönmesi gerekirken dönmeyerek izinin tecavüz ettiği ve 6.6.1999 tarihinde Adana'da Esertepe semtinde Jandarma tarafından kimlik kontrolü sırasında gözaltına alındığı, 9.6.1999 tarihinden 24.7.1999 tarihine kadar başka bir cezasının infazı maksadıyla Adana E Tipi Cezaevine konulduğu, 24.7.1999 tarihinde tahliye edilen sanığın iznini tecavüz etmeye devam ederek bu eylemini sürdürdüğü ve 2.8.1999 tarihinde kendiliğinden dönüp birliğine katıldığı, dosya kapsamıyla maddi olgu olarak kesinlik kazanmaktadır.
Askeri Mahkemece, sanığın 5.6.1999-6.6.1999 tarihleri arasındaki eylemi mehil için firar, 24.7.1999-2.8.1999 tarihleri arasındaki eyleminin ise izin tecavüzü suçlarına vücut verdiği kabul olunup cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmakta ise de; söz konusu kararlarda isabet bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zira sanık 6.6.1999 tarihinde yakalanarak ele geçirildiğini söylemekte ise de, mahkemece yapılan müteaddit yazışmalara verilen cevaplardan sanığın belirtilen tarihte yakalanarak ele geçtiği konusunda somut bir delil elde edilememiştir Keza hazırlık tahkikatında As. Savcılıkça, son soruşturma aşamasında mahkemece sanığın cezaevinde bulunduğu sırada asker olduğunun bilinip bilinmediği araştırılmış, verilen yanıtlardan, sanığın cezaevinde bulunduğu sırada asker olduğunu bildirmediği ve cezaevi idaresine de bu konuda bir bilgi ulaşmadığı saptanmıştır. Bu saptamalar yerinde olup, bu aşamadan sonra yapılacak yeni araştırmaların davaya yeni bir boyut kazandırmayacağı. Başsavcılık tebliğnamesinde belirtilen eksik soruşturma ile hükme varıldığı yolundaki görüşlere katılmanın yeterli araştırmanın yapılmış olması nedeniyle olası olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu tespitlere göre, sanığın 6.6.1999 tarihinde yakalanarak ele geçtiği hususunda kabulü dışında somut bir kanıt elde edilemediğine, cezaevine kapatıldığında ve daha sonraları asker olduğu konusunda cezaevi idaresine bir bilgi ulaşmadığına ve dolayısıyla sanığın asker olduğu bilinmediğine göre; İddianamede ve Daire kararında belirtildiği gibi, sanığın izin tecavüzü temadisinin 5.6.1999 tarihinde başladığı ve kendiliğinden birliğine teslim olduğu 2.8.1999 tarihinde sona erdiğinin ve bu haliyle sanığın eyleminin bu tarihler arasında tek bir izin tecavüzü suçuna vücut verdiğinin kabulü gerekmektedir. Sanığın kastı da bu doğrultudadır.
Bu hale göre, Dairenin Askeri mahkemece verilen, her iki kararı hatalı suç vasfı tayini yönünden bozmasında isabet bulunduğundan, kararların eksik soruşturma nedeniyle bozulmaları gerektiği yolundaki Başsavcılık itirazının reddi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy