(1632 S. K. m. 91)
Dosyada mevcut delil ve belgelerden, sanık Ter. Dz. Et A.K.' nın Çanakkale Boğaz Komutanlığı HEK Malzeme Şube Müdürlüğü emrinde görevliyken 31.8.1999 tarihinde sabah temizliği için temizlik bezi istemesi üzerine, mağdur Çvş. C.D.' nin bezi 8 nolu ambardan al demesi nedeniyle aralarında gerginlik meydana geldiği, aynı gün öğle yemeği için gazinoda bulundukları esnada mağdurun sanığa hitaben ne bakıyorsun dediği, sanığın ise "beğenmiyorsan kafana çorap geçir" cevabını verdiği, bunun üzerine mağdurun sanığın üzerine yürüyerek çenesinden tutarak geriye doğru ittirdiği, personelin araya girerek olayı yatıştırdıkları, bu olaydan sonra sanığın yangın merkezine giderek ağlamaya başladığı. Er MT.'nin sanığı sakinleştirmeye çalıştığı, bu sırada sanığın yangın merkezinden çıkarak yemekhaneye gittiği ve buradan bir ekmek bıçağı alarak mağdurun bulunduğu koğuş bölgesine çıktığı, koğuşa girerken hazır kıtada görevli personelin sanığın elinden bıçağı aldığı maddi bir vakıa olarak anlaşılıp sübuta ermiş bulunmaktadır.
As. C.K. nun 91 nci maddesinde düzenlenen üste silahla fiilen taarruza teşebbüs suçundan bahsedilebilmesi için, gerçekleştirilen eylemsel hareketlerin saldırıya elverişli bir ortam ve koşullar içerisinde bulunması gerekmektedir. Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 8.5.1959 gün ve 58/1861 esas 59/41 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, "As. C.K. nun 91 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında mevcut (teşebbüs) terimi, TCK nun 61 ve 62 nci maddesinde yazılı hukuki manada olmayıp (fiili) manadadır. Bir başka ifadeyle kanun koyucu askeri disiplin düşüncesi ile örneğin bir astın, üstüne tokat atması ile tokat atmak için elini kaldırmış olmasını eşit tutmuş ve böylece üste fiilen taamıma teşebbüs halinde eylemin noksan veya tam teşebbüs aşamasında kalmış olmasına bakılmaksızın suçun tamamlandığını kabul etmiştir. Bununla beraber uygulamada, üste fiilen taarruzdan söz edilebilmesi için, gerçekten ortada taarruza teşebbüs kabul edilebilecek bir fiilin varlığı ve bunun atıkça onaya konulması gerekliliği aranmaktadır.
Somut olayda, sanık ve şahit beyanlarına göre mağdur koğuşta yatmaktadır. Sanık ise elindeki bıçakla koğuşa girerken veya koğuşa girdikten hemen sonra araya girenler tarafından tesirsiz hale getirilmiştir. Ancak sanığın taarruza elverişli mesafeye ulaşmadan mı yoksa ulaştıktan sonra mı tesirsiz hale getirildiği açıklıkla ortaya konulamamıştır. Dolayısıyla sanığın bıçakla mağdura saldırmaya teşebbüs edip etmediği hususu şüphelidir. Bu nedenle sanığın bıçakla koğuşun kapısına kadar gelmesinin hazırlık hareketi olduğu ve icra hareketlerinin başlamadığı kabul edilmiş ve silahla üste fiilen taarruza teşebbüs suçunun unsurları bakımından oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan sanık fiilini istirahat anında ve mağdurun kendisine karşı işlediği müessir fiil eyleminden dolayı gerçekleştirdiğinden, hizmet unsurunun bulunmaması sebebiyle As. C.K. nun 82/2 nci maddesinde düzenlenen suçta oluşmamaktadır.
Bu durumda, sanığın eylemi sona erdiği asama itibariyle Askeri Ceza Kanunun uygulama alanı dışında kalmakta ve T.C.K. nun 191 nci maddesindeki "tehdit" suçunu oluşturmaktadır. Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır (As. Yrg. Drl. Krl. nun 12.10.1978 günü ve 68-71, 13 6.1996 gün ve 84-90).
Her ne kadar TCK nun 191 nci maddesinde düzenlenen tehdit suçu As. C.K. nun EK-6 ncı maddesinde sayılan suçlar arasında yer almakta ise de, suçun işlendiği tarihte sanık sivil kişi olmayıp askeri şahıstır. Bu nedenle As. C.K. nun Ek-6 nci maddesi kapsamına girmemekle ve bu nedenle de suç askeri suç niteliğini taşımamaktadır. Bunun yanında sanığın terhis olması nedeniyle Askeri Mahkemede yargılamayı gerektirir ilgi kesilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle askeri mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetti hükmedilmesi kanuna aykırı görülmüştür. Daire kararındaki bozma nedenleri kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de; görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında öncelikle ve resen dikkate alınması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin bozma kararının kaldırılması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy