(1632 S. K. m. 58) (765 S. K. m. 155) (3713 S. K. m. 7) (353 S. K. m. 162)
Sanığın Hv. Er Eğt Tuğ 1.Grp.2.Tb.7.Bl. K.lığında acemi eğitimini yaptığı sırada, Aralık 1998 tarihinde bir gün eğitim esnasında verilen istirahatta Er A.K.'ya "niçin askerlik yapıyorsunuz, bu Türkiye Cumhuriyeti için askerlik yaparken, ben oy verecek olsam HADEP' e veririm" dediği ağabeyi şehit olan Er A.' nın bu konuşmayı akşam eğitim çavuşlarına bildirdiği, onlarında durumdan bölük ilgililerini haberdar ettikleri, Bölük Komutanı Hv. P. Ütğm. M.D.' nin, Hv.P.Er R.Ç.'yi sanığın düşüncelerini öğrenmek üzere, ayrıca Hv. P. Çavuşlar T.T., E.U. ve H.I.' ya da sanığın tavır ve hareketlerini kontrol etmekle görevlendirdiği, bir süre sanığı izleyen çavuşların sanığın hal ve hareketlerinde hiçbir farklılık ve anormallik bulunmadığını gözlemledikleri, tarih belirlenememekle beraber iddianamede suça konu edilen konuşmanın yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra sanıkla aynı çamaşır mangasına dahil olan Hv. Ulş. Onb. R.Ç 'nin çamaşırhanede sanıkla; kendisini PKK sempatizanı olarak tanıtıp yaptığı konuşmada, sanığın kendisine bu şartlarda askerlik yapmanın zor olduğunu elinde olsa askerlik yapmayacağını, orduda görev yapmanın gereksiz olduğunu, ailesinde PKK olayları nedeniyle şehit olan PKK sempatizanı bir akrabasının bulunduğunu söylediği, sanık hakkında bu ikinci konuşmasından dolayı hazırlık takibatı sırasında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 nci maddesinde yazılı terör örgütü propagandası yapmak suçundan hakkında gerekli soruşturmanın yapılması için olaya önce el koyan 1.Tak. Hv.K. K. lığı As.Savcılığının 15.3.1999 tarih ve 1999/242-4 sayılı kararıyla "Görevsizlik" kararı verilerek soruşturma evrakının Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmaktadır.
Dairece, "sanıktan sadır olduğu kabul edilen sözlerin sarf edilme şartlarının bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi bakımından, Ankara DGM'de dava ve kararın var olup olmadığının öğrenilip sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi noksan soruşturma olarak görülmüştür" denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinatta bulunmak suçu ile ilgili sözleri, görevsizlik kararına konu "PKK örgütün propagandasını yapmak" eyleminden farklı olarak değerlendirilmiş, her iki eylem arasında bir irtibat bulunmadığı, halkı askerlikten soğutmak için telkinatta bulunmak suçunun "terör örgütünü övmek" suçunun unsuru ve şiddet sebebi olmadığı, her iki suçun da müstakil olarak değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi ile, sanık hakkında "terör örgütünün propagandasını yapmak" suçu ile ilgili olarak Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açılıp açılmadığının, açılmış ise neticesinin sanığın Sübuta eren halkı askerlikten soğutmak için telkinatta bulunmak suçu ile bir ilgisi ve bu hükmü geçersiz kılmayı gerektirecek bir sonuç doğurması mümkün görülmemiş, atılı suçun sübuta erdiği kabul edilerek yeniden mahkumiyet hüküm tesis edilmiştir. Bu hale göre Daire ile As. Mahkeme arasında çözümü gereken sorun eksik soruşturma ile hüküm tesis edilip edilmediği noktasındadır.
Dosya içeriği ve delillere göre, maddi olgunun As. Mahkeme kararında belirtildiği şekilde gerçekleştiği hususundu duraksama yoktur. Tebliğnamede de değinildiği gibi TCK nun 155 nci maddesindeki suçun oluşabilmesi için, halkı askerlikten soğutma eyleminin neşriyatta bulunmak veya telkinatta bulunmak ya da halkın bulunduğu yerde nutuk irad etmek suretiyle gerçekleştirilmesi zorunludur. Bir başka anlatımla yasa koyucu atılı suçta yayılması istenen düşüncelerin aynı anda birden fazla şahısların bilgisine ulaştırılmasını ya da insanların bulunduğu umuma mahsus yerlerde nutuk atarak işlenmesini bir unsur olarak kabul etmiştir. Dava konusu olayda neşriyatta bulunmak, nutuk irad etmek söz konusu olmayıp eylemin telkinatta bulunmak suretiyle işlendiği iddiası ve kabulü vardır. Sanığın sözlerini sadece Hv. P. Er AK.' ya yaptığı ikili konuşmada sarf ettiği, diğer (anıkların sözleri bizzat duymadıkları, tanık Hv. P. Er A.K.' nın ve diğer tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sanığın birden fazla kişiye karşı askerlikten soğutma yolunda telkinatta bulunmasının söz konusu olmadığı belirlenmektedir. Öte yandan, düşünce aşılama, kulağa koyma, belli bir fikir konusunda yönlendirme şeklinde tanımlanan telkinatın var olabilmesi için öngörülen düşünce ve fikrin belli kişilere aktarılması için çaba sarf edilmesi ve bu imkânın bulunması gerekmektedir. Sanığın bir arkadaşı ile yaptığı ve başkaları tarafından duyulmayan bire bir konuşmasının yasanın anladığı manada telkinat olarak kabulü mümkün görülmemektedir.
Nitekim öğretide de, münferit hadise olarak kalmaya mahkûm veya bir hadiseden doğan infialle ya da birkaç kişi arasında geçen konuşmaların bu madde kapsamına girmeyeceği kabul edilmektedir (N.ÖZTÜRK, Türk Ceza Kanunu Şerhi ve Tatbikatı, ikinci bası, Cilt 1. Sh.504; İ. MALKOÇ Türk Ceza Kanunu Sh.314; V. SAVAŞ-S. MOLLAMAHMUTOĞLU T.C. nun yorumu 3 Baskı Sn. 1546).
Bu hale göre, TCK nun 155 nci maddesindeki suçun maddi unsurunu teşkil eden neşriyat, telkin ve nutukun somut olayda gerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır. Ancak, Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açılıp açılmadığı, konusunun ne olduğu, ne gibi bir karar verildiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Daire kararında da değinildiği gibi sanıktan sadır olduğu kabul edilen sözlerin sarf edilme şartlarının bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi, sanığın hangi sözlerinin davaya konu edildiğinin saptanması, sanığın sözlerinin başkaları tarafından duyulup duyulmadığı konusunda dava dosyasına intikal etmiş başkası delil olup olmadığının araştırılmasında zorunluluk vardır. Ayrıca sanık hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açılmış olması ve sanığın Er A.K.' la yaptığı konuşmanın da davaya konu edilmesi durumunda bu husus As Mahkemece 353 sayılı Kanunun 162 nci maddesine göre verilecek kararın niteliğini etkileyecektir. Bu nedenle Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava ve kararın var olup olmadığının öğrenilip sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi noksan soruşturma olarak görülüp As. Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy