(1632 S. K. m. 91)
Dosya içeriğine göre, sanığın 2.6.1997 tarihinde Bl. Astsubayı tarafından bazı malzemelerin bölük deposuna taşınmasına dair verdiği emre kademede cüzdanını unuttuğundan bahisle katılmadığı, akşam içtimasında maktul Çvs. M.Y. G 'nin sanıktan olayın nedenini sorduğu, makul cevap alamayınca çarşı iznini iptal edeceğini söylediği, sanığın da istersen bütün çarşı izinlerimi iptal ettir demesi üzerine, maktulun sanığın ensesine bir tokat, kalçasına bir tekme vurduğu, bunun üzerine sanığın içtima alanını terk ettiği, maktulün ikazı ve şahit M.İ.' nin ikna etmesi ile geri getirildiği, daha sonra hep birlikte taşınma işine devam edildiği, akşam yemeğinden sonra gazinoda istirahat edildiği sırada sanığın yemekhaneden bir ekmek bıçağı alarak dışarı çıktığı ve gazinoya girip içeride televizyon seyretmekte olan maktulün yanına yaklaştığı elindeki bıçakla maktulün sağ koltuk altı bölgesine bir kez vurduğu, şahit V.K' nın beyanına göre sanığın ikinci kez vurmaya çalıştığı, ancak maruz kaldığı yaralanma ve acı sebebiyle maktulün ayağa kalktığı sandalyeyi kaldırarak sanığın üzerine geldiği için sanığın elindeki bıçakla dışarı kaçtığı, maktulünde sanığın peşinden dışarı çıkıp dışarıda yığılıp kaldığı, kaldırıldığı GATA Hastanesi acil servisinde ölmüş olduğunun anlaşıldığı, yapılan otopside, torakal aortanın yaralanmasına bağlı hipovalemik şok yüzünden olduğunun belirlendiği, bu suretle fiilen taarruz sonucu üstünü öldürdüğü anlaşılmış bulunmaktadır.
Sanık olayda maktulun kendisini sürekli takip eniğini, içtimada göğsüne, boynuna, ayaklarına tekme ile vurduğunu, belinden palaskasını çıkarıp kendisine vurduğunu ve kovaladığını, ana avrat küfrettiğini beyan etmiş ise de, dinlenen şahit beyanlarına göre bu anlatımın doğru olmadığı, maktulun eyleminin iadece enseye bir tokat, kalçaya doğru bir tekme olarak kaldığı belirlenmiştir. Maktul, şahitlerce iyi bir insan olarak belirtilmiş, eylemleri ile sanığa cismani eza verme amacında olmayıp onu görev yapmaya sevk etmek amacıyla hareket ettiği anlaşılmıştır. Maktulün müessir fiili sebebiyle sanıkta ağır ve şiddetli bir elem ve gazap hali oluşmamıştır. Maktulün fiillerine sanık ses çıkarmamış, soğukkanlı bir tavır içinde görevler bitirilip yemek yendikten sonra yemekhaneden bıçak alıp sakin bir şekilde maktulün yanına varıp eylemini gerçekleştirmesinde eylemde ağır değil hafif tahrikin olduğuna dair mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanık GATA' da müşahedeye tabi tutulmuş, 18.12.1997 gün ve 16057 sayılı raporla geçirilmiş depresif bozukluk teşhisiyle suç tarihinde ve halen askerliğe elverişli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca düzenlenen 14 1 1998 tarihli adli raporda sanığın eylemleri, önceki raporları incelenmiş, durumu tartışılmış ve suç tarihinde ve halen şuur ve hareket serbestisini tamamen veya önemli derecede azaltacak bir ruhsal hastalığının olmadığı. TCK nın 46 ve 47 nci maddelerinden yararlanmayacağı belirtilmiştir.
Dairenin bozma ilâmından sonra sanık GATA Prof Kurulu'nda müşahedeye tabi tutulmuş, Kumlun 1.11.1999 gün ve 188 sayılı raporuyla anti sosyal kişilik tanısı konularak suç tarihlerinde ve halen T.C.K nun 46 ve 47 nci md. lerinden yararlanamayacağı belirtilmekle müsnet suç unsurları itibariyle oluşmuştur.
Sanık Müdafiinin olayda öldürme kastının bulunmadığı ağır tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, GATA Profesörler Kurulu Kararı yetersiz olduğundan adli tıptan rapor alınmasını içeren ve ilgisiz olarak As. C.K. nun 118 nci maddesinin tatbikini isteyen talepleri ile olayda tahrikin bulunmadığına ve TCK nun 59 ncu maddesinin uygulanmaması gerektiğine dair Müdahil Vekilinin de talepleri yerimle görülmemiştir.
Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken sorun, olayda sanık hakkında az vahim hal uygulanıp uygulanmayacağına dairdir.
Kanunda az vahim hal in tarifi yapılmamış ise de; Yerleşik içtihatlarda, zaman ve mekana, eylemin işleniş tarzına ve amacına suçtan doğan neticenin ağırlığına ve hafifliğine suç kastının yoğun olup olmadığına bakılmadı ve buna göre sonuca ulaşılması gerekmektedir.
Davaya konu olaya bu ölçütlere dayalı olarak baktığımızda; Dairece sanığın fiilini bir anlık tahrikin altında öldürmek kastından ziyade yaralama kartıyla gerçekleştirdiği, ateşli silah kullanmadığı gibi bıçağı da maktulün göğüs kafesine ve kalbine saplamayıp gelişigüzel koltuk altına sapladığı ve bu eylemini bir kezden fazla sürdürmediği gerekçeleri ile eylemin az vahim hal olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş ise de; olayda tahrike neden olan olay ile sanığın öldürme fiili arasında kısa bir zaman fasılası yoktur. Suç bir anlık zaman içinde ya da aniden oluşan kast altında işlenmemiştir. Yapılan tahrikle akabinde eylem gerçeklenmemiş, uzunca hır süre sonra sanığın soğukkanlı ve planlı hareketleri sonucunda eylem gerçekleşmiştir. Dosyada sanığın eylemim yaralama kastı ile ika ettiğine ilişirin bir delil mevcut değildir. Öldürme sonucunu doğurmaya matuf eylemin ateşli bir silahla işlenmesi gerekmez. Ekmek bıçağı doktrinde silah ya da tehlikeli alet olarak kabul edilmektedir. Sanığın bıçakla maktulün göğüs kafesine veya kalbine vurmamış olması onun iyi niyetini göstermez. Sanık maktulün arkasından sinsice yaklaşarak onu sağ kolu arkasından ve kendisini savunmaya dahi fırsat bırakmadan bıçağı saplaması vahamet boyutunda bir hareket tarzı olarak kabul edilebilir. Sanığın eylemini bir tek hareketle yaptığı belirtilmiş ise de maktulun ayağa kalkıp sandalyesini de havaya kaldırması üzerine sanığın müteakip vuruşları yapamadığı, bizzat şahit beyanları ile sabittir. Olayın başından beri sakin ve planlı hareket eden sanığın suç işleme kastıran yoğun olduğu, anti sosyal kişilik yapısı dışında cezai ehliyeti etkiler nitelikte herhangi bir ruhsal rahatsızlığının tespit edilmediği cihetle eylem az vahim hal kapsamında olmadığından dairenin bozma gerekçesine itibar imkanı bulunmamaktadır. Mahkemenin göstermiş olduğu az vahim hali kabul etmeme gerekçeleri yerindedir.
Bu nedenlerle, mahkemece direnilerek tesis edilen mahkûmiyet hükmünde usul, sübut, tavsif, takdir ve uygulama yünlerinden kanuna aykırılık görülmediğinden sanık, sanık müdafii ve müdahil vekilinin tüm temyiz nedenlerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy