(353 S. K. m. 177)
Daire ile Askerî Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, Askerî Mahkemece direnilmek suretiyle verilen mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak usûle ilişkin direnmenin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
Bu çerçevede yapılan incelemede; Askerî Mahkemece; Isparta 200 Yataklı Asker hastanesindeki tedavisini müteakip 27.1.2000 tarihinde bir ay hava değişimine gönderilen sanığın, hava değişimi süresi sonunda dönüş için tanınması gerekli bir günlük yol süresi de dikkate alındığında en geç 28.2.2000 tarihinde birliğine katılması gerekirken, özürsüz bir şekilde katılmadığı, 7.3.2000 tarihinde Koca Sinan Polis Karakoluna giderek kendiliğinden teslim olduğu, bu suretle 29.2.2000-7.3.2000 tarihleri arasında hava değişimi tecavüzü suçunu işlediği kabul olarak mahkumiyetine dair hüküm tesis olunduğu anlaşılmaktadır.
Dairece, 353 sayılı Kanunun 177/D maddesine göre, sanığın ad ve soyadının duruşma tutanağında gösterilmesi gerektiği, gerek duruşma tutanağında gerekse gerekçeli hüküm kısa kararında sanığın ad ve soyadına yer verilmediği, keza 353 sayılı Kanunun 180/3 ncü maddesine göre de, hüküm fıkrasında verilen kararın ne olduğunun tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerektiği, firar, izin tecavüzü ve benzeri mütemadi suçlarda hüküm kurulduğu sırada verilen kararın ne olduğunun ve belirtilen suçun maddi unsurunu teşkil eden suç tarihlerinin hüküm fıkrasında hatasız bir şekilde yazılması gerekirken bu hususa da riayet edilmemesi bozma nedeni yapılırken, As. Mahkeme aksi görüştedir.
Dosyada mevcut duruşma tutanağı incelendiğinde; sanığın sorgusunun istinabe yolu ile saptandığı, kimlik bilgilerinin "S.A. (Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin 29.6.2000 tarihli istinabe zaptında olduğu gibi)" şeklinde duruşma zaptına geçirildiği ve aynı celse hükme varıldığı, kısa kararda sanığın ad ve soyadına yer verilmediği gibi, suç tarihlerinin de yer almadığı görülmektedir.
Gerekçeli hükmün incelenmesinde; suç tarihleri bölümünde, suç tarihinin hatasız bir şekilde yazıldığı, gerekçe bölümünde olayın ne şekilde ve hangi tarihler arasında gerçekleştiğinin belirtildiği, hüküm fıkrasında ise, kısa kararda olduğu gibi, sanığın ad ve soyadına ve suç tarihlerine yer verilmediği belirlenmektedir.
353 S.K.nun konumuzla ilgili olan; "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıkla 173 ncü maddesinde, "sanık mahkûm olursa, hükmün gerekçesinde mahkemece suçun kanuni unsurları olarak sabit ve gerçekleşmiş vakalar gösterilir...
Bundan başka hükümlülüğe dair hükmün gerekçesi Ceza Kanunun uygulanan maddesini ve ceza miktarının tayinine Askerî mahkemeyi götüren halleri kapsar..."
"Duruşma tutanağı ve kapsayacağı hususlar" başlıklı 177/3 madde ve fıkrasında; "Duruşma Tutanağına;
A) Duruşmanın yapıldığı yeri ve tarihini,
B) Askerî mahkeme kurulunun, Askeri savcının, tutanak katibinin ve varsa tercümanın ad ve soyadlarını,
C) İddianamede nitelendirildiği gibi suçun ne olduğunu,
D) Sanıkların, müdafilerin, davacıların ve davaya katılanların, vekillerinin ve kanuni mümessillerinin ad ve soyadlarını,
E) Duruşmanın açık mı, veya gerekçesinin beyanı ile kapalı mı yapıldığını kapsar."
"Hüküm fıkrası" başlıklı 180/3 madde ve fıkrasında; "Hüküm fıkrasında; 162 nci maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin ve verilen cezanın nevi ile süresi ve miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan Askerî mahkeme kuruluna dahil olanların ve Askerî savcı ile tutanak katibinin ad ve soyadlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir..."
Hükümleri düzenlenmiş bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun 173/3-D maddesi hükmüne göre, duruşma tutanağında sanığın ad ve soyadının yer alması gerekmektedir. Bozmaya konu olan 21.7.2000 tarihli duruşma tutanağında, sanığın ad ve soyadı açık bir şekilde yer aldığı gibi, gerekçeli hükümde de bu konuda bir tereddüt yoktur. Kısa kararda yada gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında sanığın ad ve soyadının bulunmasına dair yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak birden çok sanıklı davalarda kısa kararda hangi hükmün hangi sanık hakkında verildiğinin belirlenmesi açısından, sanık ismine yer vermek fiili ve hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak dava konusu olayda boylu bir durum söz konusu değildir. Sanık S.A. hakkında tek bir suçtan dava açılıp hüküm kurulmuştur. Bu nedenle bu hususun Dairece bozma nedeni yapılmasında yasal isabet yoktur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy