(1632 S. K. m. 63)
Dosyada mevcut delillere göre; 97/9 ncu grup karışık sınıf Yd.Sb.Ad.Adayı olarak askerlik kararı aldıran ve normal olarak Kasım 1998 celbinde şevke tabi iken 17.9.1997-16.10.1999 tarihleri arasında Türkmenistan'da çalışma ve oturma iznine sahip olarak öğretmenlik yapan sanığın, çalışma süresince Asgabad Büyükelçiliğince düzenlenip As. Şubesine gönderilen erteleme belgeleri gereğince 1111 sayılı Askerlik Kanunun 35/G maddesi uyarınca şevkinin tehir edildiği, son olarak 27.7.1999 tarihinde Büyükelçilikçe düzenlenip As. Şubesine gönderilen ve erteleme istek süresinin 3 ay olarak belirtildiği, belge itibariyle ertelenmesi ve çalışma süresi 16.10.1999 tarihinde sona eren sanığın, 31.10.1999 tarihinde kadar yasal mazeretleri sona erenlerin sevkini öngören Kasım 1999 celbi ile ilgili TRT duyumlarına rağmen, en geç 20.11.1999 günü mesai saati sonuna kadar şevkini yaptırmayarak bakaya durumuna düştüğü ve bilahare 7.3.2000 tarihinde As. Şubesine müracaat ederek eylemini sona erdirdiği sabit olup, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasında; eksik soruşturma ile karar verilip verilmediği konusunda uyuşmazlık doğmuştur. Daire; dosya içeriğine ve sanığın doğrulamasına göre TRT duyurusu sırasında sanığın yurt içinde olduğu, yurt dışında olduğuna dair bir delil emare ve savunmasının mevcut olmaması, pasaport suretindeki bilgilerin dosyaya uygunluk arz etmeleri nedeniyle araştırılması gereken başkaca bir husus olmadığını, suçun sübut bulduğunu söylerken, Başsavcılık onaysız ve okunamayan pasaport fotokopileri ile hükme varılmasının doğru olmadığı, TRT tebligatı tarihlerinde sanığın yurt içinde olup olmadığının araştırılması gerektiği kanısındadır.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
1111 sayılı Askerlik Kanununun 35/G maddesinde "Oturma veya çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren veya bir meslek ya da sanat mensubu sıfatı ile yabancı ülkelerde bulunan yükümlüler, durumlarını ispata yarayan belgeler ile bağlı bulundukları Türk Konsolosluklarına başvurmaları halinde, bunların son yoklama celp ve sevk gibi her türlü askerlik işlemleri iki yılda bir yenilenmek kaydıyla, 38 yaşlarını tamamladıkları yılın sonuna kadar Milli Savunma Bakanlığınca ertelenebilir. Erteleme şartlarını haiz olmadıkları anlaşılanlar veya erteleme sebebi ortadan kalkanlarla, kendi istekleriyle erteleme hakkından vazgeçenlerin ertelemeleri iptal edilerek askere şevkleri sağlanır" hükmü yer almaktadır. Asker alma Sürekli Yönergesinde de aynı esaslar tekrarlanarak yükümlülerin ilk erteleme işleminde oturma ve çalışma izin belgelerini, hizmet akdi belgesini ve geçerli pasaportlarını konsolosluğa ibraz edecekleri, her iki yılda bil durumlarını ispata yarayan belgelerini yenileyecekleri, kendi isteğiyle erteleme hakkından, vazgeçenlerin veya yurda kesin dönüş yaptığı tespit edilenlerin nelerinin iptal edileceği, hükümlerine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi yabancı ülkelerde bir meslek mensubu sıfatıyla bulunanların askere celp ve sevkinin ertelenmesi için en önemli şart, oturma veya çalışma iznine sahip olması ve bir hizmet akdi ile mesleğini bilfiil icra etmesidir. Bu nedenle hizmet akdi sona eren veya çalışma ve oturma izni iptal edilen ya da biten bir yükümlünün ilânihaye 38 yaş sonuna kadar ertelemesinin sürmesi mümkün olmadığı gibi, yurda kesin dönüş yapanların da yabancı ülkede oturma ve çalışma şartına bağlı bir ertelemeden dönem sonuna kadar yararlandırılması sözkonusu değildir. Sanığa Türkmenistan İçişleri Bakanlığınca 17.9.1997-16.10.1999 tarihleri arasında Çarçov Türkmen Türk Lisesinde öğretmenlik yapmak üzere 2 yıl süreli çalışma ve oturma izni verildiği Dz.1 ve 2 deki askerlik erteleme formundan anlaşılmakta, sanık tarafından ibraz edilen pasaport suretindeki kayıtlarda da oturma ve çalışma izin süresinin 16.10.1999 da sona erdiği görülmektedir. Esasen 23.7.1999 tarihinde ertelemesinin sürdürülmesi için konsolosluğa başvuran sanığın, çalışma ve oturma izninin uzatılması ile ilgili yeni bir belge ibraz etmemesi karşısında, ertelemenin iznin sona erdiği 16.10.1999 tarihine kadar yapılacağını bildiği açıkça bellidir. Bu nedenle çalışma izninin uzatıldığına dair bir savunması bulunmayan, önceki ertelemelerinin altışar aylık sürelerle yapılması karşısında son ertelemenin de altı ay süreli olduğunu sandığını ileri süren sanığın bu savunmasına itibar etmek mümkün görülmemiştir.
Öte yandan; sanığın Türkiye'ye giriş-çıkış tarihlerini ihtiva eden pasaportunun işlem gören sayfalarının fotokopilerinin alınarak sorgu talimatına eklenmesinin istenilmesi üzerine, bizzat sanık tarafından pasaportun işlem gören sayfalarının fotokopileri çekilerek sorgu zaptına eklenip talimat mahkemelerince yargılamayı sürdüren Askeri Mahkemeye gönderilmiştir. Fotokopilerin sahtelikleri yönünde bir iddia bulunmamakla beraber, gerçekten tebliğnamede belirtildiği gibi pasaportun 57 nci sayfasında bulunan giriş damgasındaki tarihin 6.8.1999 mu yoksa 6.9.1999 mu olduğu tam olarak okunamamaktadır. Ancak işlem gören sayfa fotokopileri sanık tarafından ibraz edildiğine, bu tarihe yakın pasaportun 59 ncu sahifesindeki damgadan Ağustos 1999 ayında sanığın yurt dışına çıkış damgası bulunduğuna ve Ağustos ayında ve eylül ayı başından başkaca çıkış damgası bulunmadığına göre, bahse konu giriş damgasındaki ayın Eylül 1999 ayı olduğunu ve sanığın bu aybaşında yurda kesin dönüş yaptığını kabul etmek gerekmektedir. Her ne kadar tebliğnamede de zikredildiği gibi sanığın bu hususta açık bir doğrulaması bulunmamakta ise de, bu kabul tarzı dosya içeriğine uygunluk arz etmektedir.
Kaldı ki TRT duyurulanımı yapıldığı tarihlerde sanığın yurtdışında olduğuna dair dosyaya yansıyan hiçbir delil bulunmadığı gibi, sanığın da böyle bir savunması ve temyiz itirazı da yoktur. Bu hale göre, tebliğ mahiyetindeki TRT duyurularının yapıldığı tarihlerde sanığın Türkiye'de olduğu ve yapılan duyuruların sanık açısından bağlayıcı olduğu anlaşılmakla, araştırılması gereken başkaca bir husus bulunmadığından onamaya ilişkin Daire kararı yerinde olup, Başsavcılığın aksi düşünceye dayalı itirazının reddi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy