(1632 S. K. m. 91)
Dosya içeririne göre sübuta ilişkin deliller mağdur, sanık ve olay şahitleri, P.Er B.B. P.Er A.A. ve P Er M.A. D. nin beyanları ile dosyadaki olayın oluşuna dair tutanaktan ibarettir. Bu beyanlara göre, anığın 28.9.2000 tarihinde koğuşta takım komutanı Atğm. N.Ö. ile aralarında konuşurlarken, Atğm. N.Ö.' nün sanığa sen ancak bir p
.. veya karısını satan bir adamdan iyi olabilirsin şeklinde sözler sarf etmesi üzerine, sanığın mağdurun yanından ayrıldığı, ertesi günü 29.9.2000 tarihinde saat 09.00'da sabah içtimasından sonra Tb. Kh. Ve Kh. Bl koğuşları koridorunda, mağdurla karşılaştıkları; Atğm. N.Ö. nün sanığa takım personelinden iki Askeri çağırmasını istediği, sanığın anlamazlıktan gelerek yürümeye devam ettiği, bunun üzerine Atğm. N.Ö.' nün sanığın yanına gelerek sert bir şekilde omzuna vurduğu, bunun üzerine arkasına dönen sanığın el-kol hareketleri yaparak git işine diye bağırarak mağdurun beline sarıldığı ve iteklediği, bunun neticesinde her ikisinin duvara çarptığı maddi vakıa olarak sübuta ermiş bulunmaktadır.
Sübuta eren bu maddi vakıanın üste fiilen taarruz suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti için müsnet suçun unsurlarının irdelenmesi gerekmektedir.
Bir üst veya âmirin otoriterini ve ona bağlı olarak cismani bütünlüğünü korumayı amaçlayan As. C.K. nun 91 ncı maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için, astın doğrudan doğruya üst veya âmirin vücut bütünlüğüne yönelik eylemsel olarak gerçekleştirilen saldırı niteliğindeki etkin eylemde bulunulması, keza taarruzi nitelikteki saldırının vurmak, çarpmak, iteklemek, silkelemek
gibi, ceza hukukunun aradığı manada icrai hareketlerin serdedilmesi, yani suçun maddi unsurunu tenkil eden icrai hareketlerin elverişli vasıtalarla bir eylem olarak ortaya konulup gerçekleştirilmesi, ayrıca suç kastının da bu yolda oluşmasını gerektirmektedir.
Somut olayda, sanığın üstü bulunan mağdur Atğm. N.Ö.'nün betine sarıldığı ve iteklediği anlaşılmaktadır. Sanığın mağdurun beline sarılmasıyla üstü ile fiili temas sağlanmış ve icrai hareketler elverişli vasıta ile bir eylem olarak ortaya konulmuştur. Tarafların itekleşme sonunda koridorun duvarına çarptıkları da bir hakikattir. Mağdur Atğm N.Ö.' nün sanığın arkasından omzuna vurması üzerine sanığın denerek başka türlü defi mümkün olmayan taarruzunu defetmek için insiyaki olarak elini tutması söz konusu olmadığından, meşru müdafaadan söz edilemez. Diğer taraftan başlı başına üstüne şefkat dışında sarılmanın da üste fiilen taarruz suçunun maddi unsurunu teşkil ettiğinde kuşku yoktur. Sanığın dış aleme yansıyan fiil ve hareketlerinden, üste fiilen taarruz kastıyla hareket etmiş olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle üste fiilce taarruz suçunun maddi ve manevi unsurları yönünden oluştuğu sonucuna varılmış ve Başsavcılığın yerinde görülen itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, temyiz, incelemesine devam olunmak üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy