(4616 S. K. m. 1) (765 S. K. m. 230) (353 S. K. m.16)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, mahkemece verilen "Hazine zararı hususunda bu aşamada bir karar vermeye yer olmadığına" ilişkin kararın "temyiz kabiliyeti" olup olmadığına ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, sanık hakkında memuriyet görevini ihmal suçundan kamu davası açılmış, TCK. nun 230/2 nci maddesi gereğince cezalandırılması ile birlikte, 353 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince hazine zararı 162.432.788.TL. nin sanıktan tazminen tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, Askerî Savcı esas hakkındaki mütalaasında 4616 sayılı Kanun gereğince davanın ertelenmesini ve hazine zararının takip ve tahsil hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, ceza davasının ertelenmesine ve "hazine zararı hususunda bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Askerî Savcı bu hükümle ilgili olarak 3.3.2001 tarihinde kayda giren temyiz müddetinin muhafazasına dair dilekçesinde, "memuriyet görevini ihmal suçundan sanık P.Üçvş. Z.E. hakkında K.T.B.K.K.lığı Askerî Mahkemesince verilen 2.3.2001 tarihli erteleme kararı, hazine zararı yönünden sanık aleyhine temyiz edileceğinden..." ibaresi ile temyiz ettiğini belirtmiş, temyiz layihasında da sanık hakkında verilen erteleme kararının, hazine zararının saklı tutulmaması nedeniyle sanık aleyhine bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bu duruma göre, Askerî Savcının vermiş olduğu temyiz müddetinin muhafazası dilekçesi ve temyiz layihasında temyiz isteminin, açıkça, "erteleme kararına" ve "hazine zararı hususunda bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmün bütününe yönelik olduğu anlaşılmaktadır. (Bu kabule, iki üye erteleme kararına karşı bir temyiz olmadığı, hazine zararı hususunda bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına dair kararın da tek başına temyiz kabiliyeti bulunmadığı görüşü ile katılmamışlardır.)
Askerî Savcının temyizi üzerine yapılan incelemede; sanığa isnat edilen suçun niteliği, suç tarihi ve suçun temas ettiği TCK. nun 230/2 nci maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı dikkate alındığında, Mahkemece tesis edilen 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesi 4 ncü fıkrası gereğince ceza davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararında kanuna aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
353 sayılı Kanunun 16 nci maddesi "suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte askerî mahkemelerde bakılır.
Askerî Savcılar Hazineye ilişkin zararları tespit ve iddianameye yazarak askerî mahkemelerde kovuşturmak ve dava etmekle yükümlüdürler..." hükmünü içermektedir.
Askerî Savcı, bu madde hükmüne uygun davranarak sanık hakkında düzenlediği iddianameye hazine zararını yazıp sanıktan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bir başka ifadeyle ceza davası ile birlikte şahsi hak davası da açmıştır.
Ancak, suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte bakılmasının anılan yasa hükmü olması, buna karşılık sanığa yüklenen suç 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunduğundan kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmesiyle kamu davasının askıda kalması nedeniyle tazminat davasının yürütülebilmesine bu aşamada olanak bulunmaması karşısında, Yerel Mahkemece; "hazine zararı hususunda bu aşamada karar vermeye yer olmadığına" dair karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. İstem gibi "hazine zararının takip ve tahsili haklarının saklı tutulmasına" karar verilmesi halinde de durum farklı olmayacaktı; her iki halde de hazine zararının hukuk mahkemesinde takibine engel bir durum yoktur. 4616 sayılı Yasada istirdat ve tazminat davalarıyla ilgili bir düzenlemeye yer verilmediğinden, bu yasaya göre kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiğini belirleyen hukuk mahkemesinin, askıda kalan ceza davasıyla birlikte yürütülmesi olanağı kalmayan istirdat ve tazminat davalarını bağımsız olarak karara bağlamasında yasal bir engel bulunmamaktadır.
Bu nedenle Başsavcılığın itiraz sebebi kabul edilmemekle birlikte, itiraza atfen itirazın kabulü ile Daire kararının kaldırılması ve Askerî Savcının tüm temyiz nedenlerinin reddi ile Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
NOT: As. Yrg. Daireler Kurulunun 28.6.2001 tarih ve 2001/68-67; 27.9.2001 tarih ve 2001/84-80 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy