(1632 S. K. m. 53)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, "şartla salıverme kararının geri alınmasına" karar vermeye hangi mahkemenin görevli olduğu noktasındadır.
Daire, "şartla salıverme kararının geri alınmasına", hükmü veren 1 nci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin görevli olduğunu, bu nedenle itirazın reddine karar vermiş iken, Başsavcılık itiraz tebliğnamesinde, şartla salıverme kararını veren mahkemenin, şartla salıverme kararını geri almaya da görevli olduğunu ileri sürerek, Daire kararının kaldırılmasını ve Mahkeme kararının da kaldırılmasını istemektedir. Halli gereken sorunda budur.
Yapılan incelemede,
Şartla salıverilme 647 sayılı kanunun 19 ncu, bu kararın geri alınması ise TCK nun 17 nci maddelerinde düzenlenmiştir. ASCK nun 53 ncü maddesindeki atıf nedeniyle Askeri mahkemelerden verilen hükümlerle ilgili olarak şartla salıverme ve bu kararın geri alınması konularında da söz konusu hükümlere göre işlem yapılacağında kuşku yoktur.
647 sayılı Kanunun 19/4 maddesi hükmüne göre, şartla salıverme muhakemesi bakımından yetkili yargılama mercii, hükmü veren mahkeme, hükümlü başka yerde ise bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde mahkemedir. İnceleme konusu olayda da esas hüküm 1 nci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis edilmiş, şartla salıverme kararı da Eskişehir 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesince verilmiştir.
Şartla salıverme kararıyla ceza tamamen çekilmiş sayılmamaktadır. Ceza müddeti doluncaya kadar şahıs bir hükümlüdür. Yalnız cezasını serbest olarak çekmektedir. TCK nun 17 nci maddesine göre, şanla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmezse şartla salıverilme kararı geri alınacaktır. Aksi halde ceza tamamen infaz edilmiş olacaktır. Şartla tahliye kararının geri alınması, şartla tahliye kararını veren mahkemeye aittir. Aksi tarzda düşünceyi kanun koyucunun amacı, infaz kuralları ve bilhassa meşruten tahliye müessesesinin kabulünde öne sürülen gaye ile bağdaştırmak mümkün değildir.
825 sayılı Kanunun 5 nci maddesinde TCK nun 16 ve 17 nci maddeleri gereğince hükümlü hakkında şartla salıverilme karanımı verilmesi ve gerektiğinde bu kararın geri alınması, mahkûmiyet kararını vermiş olan mahkemenin reisine aittir, denilmek suretiyle, ceza hükmünün infaz şekillerinden olan şanla salıverilmeye ilişkin kararın da a hükmeden mahkemece verilmesi esası kabul edilmiştir.
Buna karşılık, 647 sayılı Kanunun şartla salıverilme başlıklı 19 ncu maddesinin karar verecek mahkemeyi düzenleyen 4 ncü fıkrasının ilk şeklinde, "...hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunan mahkeme..." denilmek suretiyle şartla salıverilme kararının infazın gerçekleştiği yer mahkemesince (hükmü veren mahkeme derecesindeki) verilmesi esası getirilmiştir. Her ne kadar 1712 sayılı Kanunla anılan fıkrada yapılan değişiklikle söz konusu ibarenin başına" hükmü veren mahkeme "ilâve edilmiş ise de, bu değişiklik infazın gerçekleştiği yer mahkemesi esasının terk edildiği anlamını taşımamaktadır. Nitekim hükümlünün bulunduğu yer mahkûmiyet kararını veren mahkemenin yargı çevresinde ise, bu takdirde de şartla salıverilme kararının hükmü veren mahkemece verilmesi, infazın gerçekleştiği yer mahkemesi esasına aykırı olmayacaktır. Dolayısıyla, sonradan yapılan ilâve, uygulamada fazla bir anlam ifade etmemektedir.
825 sayılı Kanunda şartla salıverilme kararının hükmü veren mahkemece verilmesi esası kabul edilmiş ise de; bu kanundan sonraki tarihli ve infaz hukukuna ilişkin özel kanun niteliğini taşıyan 647 sayılı Kanunda, bu kararın hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkemenin derecesinde bulunan mahkemece verileceğinin öngörülmüş olması karşısında, bu esasa bağlı olarak, şartla salıverilme kararının ayrı mahkemece geri alınması, 647 sayılı Kanunun gerekçesinde açıklanan 19 ncu maddenin anılan hükmü ile ilgili olarak, "uygulamada, infaz yeri ile hükmü veren mahkeme çoğu defa ayrı yerlerde bulunduğundan, hükümlü hakkında meşruten tahliyesine mütedair kararın zaruri gecikmesini bertaraf etmek..." şeklindeki amaca da uygun düşecektir.
Ayrıca, 647 sayılı Kanunun geçici 4 ncü maddesinde yer alan, "Diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz" hükmü göz önüne alındığında, 825 sayılı kanunun 5 nci maddesi hükmünün 647 sayılı Kanunun 19 ncu maddesindeki hüküm ile çeliştiğinin kabulü halinde de uyuşmazlığın çözümünde 647 sayılı Kanun hükmüne itibar edilmesi gerekeceği açıktır.
Bu itibarla, esas hüküm 1 nci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilmiş olmakla beraber, şartla salıverilme karan Eskişehir 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesince verildiğinden, bu kararın geri alınmasına da aynı mahkemece karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün 30.6.1986 gün ve 77-81, 8.5.1998 gün ve 20-11, 8.11.1999 gün ve 29-26, 8.11.1999 gün ve 43-34, 23.10.2000 gün ve 36-35, 11.6.2001 gün ve 74-69, 11.6.2001 gün ve 86-78, 11.6.2001 gün ve 87-79 ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.1.1997 gün ve 20-19 ve 27.3.1997 gün ve 48-49 sayılı kararları bu görüşümüzü doğrulamaktadır.
Askeri Yargıtay Daireler Kumlunun 25.3.1999 gün ve 1999/80-86 ve 20.4.2000 gün ve 2000/77-82 sayılı kararlarında aksi görüş benimsenmiş ise de;
Anayasanın 158 nci maddesine göre, Uyuşmazlık Mahkemesi, adli idari ve Askeri yargı mercileri arasındaki görev uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınmıştır. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 1 nci maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesinin, adli, idari ve Askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olduğu, 28 nci maddesinde, ilgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişilerin mahkeme kararlarına uymakla ödevli oldukları, 29 ncu maddesinde, Bölümlerin ve Genel Kurulun kararlarının kesin olduğu, ilke kararları ile Başkanın uygun göreceği Bölümlerin kararlarının Resmi Gazetede yayımlanacağı, 30 ncu maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi Bölümlerinin kararları arasındaki çelişmelerin Genel Kurulca verilecek ilke kararları ile giderileceği, görev konusundaki ilke kararlarının Uyuşmazlık Mahkemesini ve bütün yargı mercilerini, hüküm uyuşmazlıkları dolayısıyla verilecek esasa ilişkin kararların ise yalnız Uyuşmazlık Mahkemesini bağlayacağı belirtilmektedir.
Şartla salıverilme kararının geri alınması ile ilgili yukarıda tarih ve numaraları verilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ilke kararı niteliğinde olmadığı, olayına münhasır olarak sadece ilgili mahkemeleri bağlayıcı nitelikte bulunduğu kuşkusuz ise de; bu kararların konusu ile bu dosyaya konu ihtilaf tamamen aynıdır. Hepsinin konusu, şartla tahliye kararının geri alınmasında hangi yargı merciinin görevli olacağıdır. Aynı konuda Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen karar olduğuna göre, aynı doğrultuda karar verilmesi bu mahkemenin kuruluş amacına uygun düşecek ve davaların süratle sonuçlandırılmasını sağlayacaktır. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının Resmi Gazetede yayınlanmasının amacı da; Mahkemelerin benzer nitelikteki görevle ilgili uyuşmazlıklarına ışık tutmaktır.
Somut olayda şartla salıverme kararı Eskişehir 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesince verilmiştir. O halde bu kararın geri alınmasına da aynı mahkemece karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle; görev alanına girmediği halde kendisini görevli kabul ederek hükümlü Hv. P. Er A.G. hakkında Eskişehir 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesince verilen şartla salıverme kararının geri alınmasına karar veren 1 inci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin kararına karşı hükümlünün itirazını reddeden 2 nci Daire kararı yerinde görülmediğinden, Başsavcılığın itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılması ve Mahkeme kararının görev yönünden bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy