(1632 S. K. m. 79)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken husus, sanığın işlemeyi kastettiği, kendini askerliği yaramayacak hale getirmek suçunda ortaya koyduğu neticeye elverişli icrai hareketlere göre, neticenin meydana gelmemiş olması nedeniyle "teşebbüs" ün hangi safhada kaldığına ilişkindir As.Yrg.Başsavcılığı, sanığın bacağına ateş etmesine karşın, merminin bedenine deymemesi, bu nedenle, cürmün oluşmasına ilişkin bütün hareketleri tamamlayamamış olması karşısında eylemin, "Eksik teşebbüs"; Daire ise, sanığın bütün icrai hareketleri bitirmiş olması nedeniyle, elinde olmayan sebeplerle neticenin meydana gelmemiş olması karşısında, fiilin "tam teşebbüs" safhasında kaldığını düşünmekte ise de; itiraza atfen yapılan incelemede;
Bilindiği gibi; As.C.K.nun 79 ncu maddesinde düzenlenen, "kendisini askerliğe yaramayacak hale getirmek" suçunun maddi unsuru, "asker kişinin kendisini kasten sakatlaması veya herhangi bir suretle kısmen veya tamamen askerliğe yaramayacak hale getirmesi veya getirtmesi" dır.
"Sakatlamak" eylemi, vücudun herhangi bir parçasını, bedenden ayırmak veya şeklini bozmak suretiyle işlev yapamaz hale getirme olarak tanımlanmakta, "Askerliğe yaramayacak hal" e gelmek ise, askerlikle ilgili görevleri yapmaya kısmen veya tamamen engel teşkil eden durumların ortaya çıkması olarak kabul edilmektedir.
Suçun maddi unsuru yanında, "manevi unsuru" nu oluşturan "genel kast" yetmemekte, yerleşik Askeri Yargı kararlarında vurgulandığı gibi, sanıkların "kendilerini askerliğe yaramayacak hale getirme Özel Kastı" ile hareket ettiklerinin, hiç bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde, anlaşılması gerekmektedir.
Somut olayda; tanıkların oluşumu etkileyecek fazla bir bilgileri bulunmamakta, sanığın aşamalardaki ifadelerinin ise çelişkili olduğu, hatta kendisini "yaralamayı" düşünmediğini ifade ettiği görülmektedir. Sanığın tüfeğini kasten ateşlediği anlaşılmakla birlikte, bu davranışı Askeri eşyayı tahrip mi, hususi menfaatte kullanmak mı, yoksa kendisini yaralama amacıyla mı yaptığı anlaşılamamaktadır. G-3 Piyade tüfeği kullanılarak, yaralama istek ve iradesi ile ateş etme halinde, "isabet ettirememe" olasılığı da bulunduğundan, bu durum sanığın çelişkili ifadeleri ile birlikte değerlendirildiğinde "kendisini yaralama kastı" ile hareket ettiğinin kuşkulu kaldığı görülmektedir.
Bu itibarla; sanığın oluşan bu eyleminin As. C.K.nun 130 ncu maddesi içinde anlamını bulan, Askeri eşyayı kasden tahrip veya hususi menfaatinde kullanma suçlarından birini oluşturabileceği, bunun ise yerel mahkemece saptanması gerektiği sonucuna varılmış, As. Yargıtay Başsavcılığının itirazına atfen, itirazın kabulü ile Dairenin uygulamaya yönelik bozma kararının kaldırılmasına, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy