(4616 S. K. m. 1)
İncelenen dosyaya göre, Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın suçunun niteliği ve ceza süresi itibariyle 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin 2 nci fıkrası kapsamına girdiğinde kuşku bulunmayan hükümlünün, aynı Kanunun 1/9 ncu maddesinde öngörülen bir aylık süre içinde resmi mercilere başvurma şartını yerine getirmemesi nedeniyle anılan kanundan yararlanıp yararlanmayacağı konusunda olduğu anlaşılmış, Dairenin, Başsavcılık görüşünün aksine, hükümlünün 4616 sayılı Kanunun 1/9 ncu maddesinde öngörülen şartı yerine getirmediği için anılan kanundan yararlanamayacağı görüşüyle vermiş olduğu itirazının reddine dair 27.6.2001 tarihli kararını takiben, 18.7.2001 tarihinde Anayasa Mahkemesince, 4616 sayılı Kanunun bu konu ile ilgili maddesinin de iptaline karar verilmesi üzerine Başsavcılığın, hükümlünün itirazının kabulü ile 4616 sayılı kanundan yararlandırılmasına ve 22.12.2000 tarihinden itibaren şartla salıverilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Hükümlünün 7.3.1992-16.3.1992 tarihleri arasında işlediği firar suçunun gerek işleniş tarihi, gerekse niteliği itibariyle 4616 sayılı Kanunun kapsamı içinde olduğu konusunda herhangi bir kuşku olmadığı gibi, esasen bu hususta Başsavcılık ve Daire arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Ancak, Anayasa Mahkemesinin henüz yayınlanmamış olan 18.7.2001 tarih ve 200174-332 sayılı kararı ile 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin bir kısım bentlerinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesince bazı bentlerin iptalinin doğuracağı hukuksal boşluğun kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle de Anayasanın 153/3 ve 2949 sayılı Kanunun 53/4 ve 5 nci maddeleri gereğince bu bentlerin iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak 6 ay sonra yürürlüğe girmesi de ayrıca kararlaştırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarının yayımlanmadan yürürlüğe girmeyeceği ve iptaline karar verilen kanun hükümlerinin, iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı Mahkemenin kararlaştıracağı tarihte yürürlükten kalkacağı, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 2949 sayılı Kanunun 53 ncü maddesinin âmir hükmü gereğidir. Bu itibarla kamuoyuna açıklanmakla beraber, henüz yürürlüğe girmemiş bulunan iptal kararma dayanarak 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin 9 ncu bent hükmünün yok farz edilerek doğrudan doğruya hükümlünün şartla salıverilmesine karar verilmesine hukuken olanak bulunmamakla beraber, kamu oyuna resmen açıklanan ve yayımlanması beklenen iptal kararı bilinmekte iken bahis konusu 9 ncu bent hükmünün hükümlü aleyhinde uygulanmasına da hukuken cevaz verilemez.
Şu halde, yapılması gereken, iptal kararının yayımlanıp, iptal kararında öngörülen yasal düzenlemenin beklenilerek doğacak yeni hukuki duruma göre karar verilmesidir.
Hâl böyle iken, Yerel Mahkemenin hükümlü aleyhinde vermiş olduğu 23.3.2001 gün ve 19922/519-40 sayılı hükümlünün 4616 sayılı Kanundan yararlanamayacağına ilişkin duruşmasız işlere ait karar ile bu karara karşı Askerî Savcılığın yapmış olduğu itirazı reddederek Yerel Mahkeme kararının isabetli olduğu sonucuna varan Daire kararında yasal isabet bulunmadığından her iki kararın da itiraza atfen kaldırılması gerekmektedir.
Yukarıda değinildiği gibi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yayımlanmadan iptal ettiği hükümlerin yürürlükten kalkması söz konusu olamayacağından, iptaline karar verilen 9 ncu bent hükmünün yürürlükten kalktığının kabulü ile hükümlünün şartla salıverilmesine karar verilmesi gerektiği görüşünü ileri süren Başsavcılık görüşüne de katılmak olanaksızdır.
Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlanıp yürürlüğe girmesi, keza, bu karara dayalı olarak yapılması muhtemel yasal düzenleme beklenmeden hükümlü hakkında Yerel Mahkemece bir karar verilmesi mümkün olmadığından, hükümlü hakkındaki hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilmesinin de geri bırakılması gerekmektedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy