(1632 S. K. m. 131)
Hava Eğt. K.lığı Des.Grp. Lv Md. lüğü emrinde iaşe mal sorumlusu olarak görev yapan sanık Hv.Lv.Bçvs. İ.E.'nin askeri birliklerin istihkakı olan 7 adet elma, 7 adet portakal ve 7 adet mandalinadan oluşan toplam 5.480 kg. meyveyi aynı dairede çalışan arkadaşlarına birer tane dağıtması için Hava Eğitim Saymanlığında veznedar olarak görevli yanık E.E.'ye verdiği, bu sırada oradan geçen Hava Eğitim Komutanı Korg. B.D.'nin durumu görüp olaya el koyduğu ve meyveleri yerine iade ettirdiği hususunda bir kuşku bulunmadığı gibi herhangi bir anlaşmazlık da yoktur.
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki anlaşmazlık, her iki sanığın söz konusu eylemlerinin zimmet ve zimmete asli iştirak suçlarını oluşturup oluşturmadığı, suç kasıtlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Askeri mahkeme, sanıkların eylemlerinin yüklenen suçların maddi unsurunu oluşturduğu halde kanunilik unsuru ve manevi unsur yokluğu nedeniyle suçların oluşmadığını belirtip sanıklar hakkında beraat kararı vermiş, Daire ise; sanıklara yüklenen suçların tüm unsurları itibariyle oluştuğunu belirterek beraat hükümlerim sübuttan bozmuştur.
Zimmet suçu TCK. nun 202 ve müteakip maddelerinde Devlet idaresi aleyhinde bir cürüm, As. C.K. nun 131 nci maddesinde de mala karşı bir cürüm olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemeler kaynata, zimmet suçunu; "bir memurun, vazife veya hizmet dolayısıyla tevdi edilmiş olan veya muhafaza murakabe ve sorumluluğu altında bulunan kamu idaresine veya şahıslara ait paranın, para hükmündeki evrak ve senetlerin ve sair eşyanın kendisi veya başkasının menfaatine temellük edilmesidir." şeklinde tanımlamak mümkündür (As. Yrg. Gen. Krl. 21.1.1950 gün ve 2223/65; Drl.Krl.24.9.1971 gün ve 67/68; 2.D. 20.3.1975 gün ve 61-59).
Bu tarife göre suçun maddi unsuru görev sebebiyle kendisine tevdi edilmiş olan veya muhafaza, murakabe ve sorumluluğu altında bulunan kamu idaresine veya şahıslara ait paranın, para hükmündeki evrak veya senetlerin ve sair eşyanın memur tarafından aşırılması, zimmete geçirilmesidir. Zimmete geçirme ise, zimmete konu eşyanın maliki gibi tasarrufta bulunulması ile olur.
Zimmet suçunun manevi unsuru ise kast, "temellük etme" kastıdır (Y.5-CD.17.2.1993 gün ve 417/646; Y.C.Gn.Krl.21.12.1987 gün ve 410-37). (Prof. D.M. Emin ARTUK, Yrd. Doç.Dr. Ahmet GÖKÇEN, Ars. Gör. A.Caner YENİDÜNYA-Ceza Hukuku Özel Hükümler-Ankara-2000 Shf.353-363). (Y.5.CD. Tet. Hâk. Sedat BAKICl-Açıklamalı Zimmet-İrtikap Rüşvet Suçları-Ankara I988-Shf.47).
Bununla beraber doktrinde ve yargı kararlarında değersiz zimmetten söz edilmektedir. Maddi unsuru gerçekleşmiş, ancak manevi unsur yönünden oluşmayan zimmetler "müsamaha edilebilen zimmet" "değersiz zimmet" olarak isimlendirmektedir (Y.5.C.D.nin 21.10.1998 gün ve 2862/3834). Resmi daireye ait bir zarf kurşun kalem, silgi gibi çok değersiz bir malzemenin aşırılması, yukarıda yazılı içtihatla "değersiz zimmet" olarak değerlendirilmiş ve zimmet suçu olarak kabul edilmemiştir. Yine günlük çalışma faaliyeti içindeki görevlinin özel işine ait nüfus cüzdanının veya bir belgenin fotokopisini çektirmesi, bir faksın çekilmesi ve benzeri eylemler "yanlış", "disiplin dışı" eleştirilebilir eylemlerdir. Ancak suç kastı ile yapılan eylemler olarak değerlendirilmemektedir.
Burada aşırılan, para veya malzemenin ağırlık veya parasal değerinden çok eylemin suç kastı ile yapılıp yapılmadığı önem kazanmaktadır. Bu tür zimmetin suç kasti ile yapılıp yapılmadığı olayına göre tespit edilir. Yoksa "müsamaha edilen zimmetin sınırını başlangıçta çizmek olası değildir. Nitekim As. Yrg.1.D.nin 7.7.1964 gün ve 708/729 sayılı ittihadında "çamaşırhaneye götürülmek üzere kendisine verilen 25 kalıp sabundan 3 kalıbını alıp çayırlığa gizleme" ile zimmet suçunun oluştuğu değerlendirilmiştir. Burada önem taşıyan husus malın değerinden çok memurun dış dünyaya yansıyan davranışıdır. Bu davranış mal edinme "temellük" kastı olarak değerlendirilebiliyorsa, zimmet oluştuğunu kabul etmek, aksi takdirde eylemin suç teşkil etmediği sonucuna varmak gerekir.
Somut olayda; sanık Astsb. İ.E.' nin erat iaşe deposundaki meyvelerin erbaş ve erlerin istihkakı olduğunu, bunda kendisinin tasarruf hakkı olmadığını bildiği söylenebilirse de sanık E.B. için aynı şeyi söylemek olanağı yoktur. Çünkü bu sanık asker kişi olmadığı gibi depoyla bir ilgisi de bulunmamaktadır. Kışla içinde görev yapıyor olması, sanık Astsb. İ.E.'nin deposu er vasıtasıyla depodan getirttiği meyvelerin erat istihkakı olduğunu bilmesini gerektirmez. Böyle bir kabul varsayımdan öteye gidemez. Gerçekten de Astsb. İ.E.nin kendisine hediye gelmiş olan veya kendisine ait meyvelerden vermiş olması da mümkündür. Bu nedenle sanık Astsb. İ.E. yönünden zimmet suçunun maddi unsur itibariyle gerçekleştiği kabul edilse bile, sanık E.E.'nin bu suça iştirakinden söz edilemez. Esasen her iki sanığın suç kastıyla hareket ettiklerini kuşkusuz bir şekilde söylemek mümkün görülmemiştir. Hem Astsb. İ.E. ve hem veznedar E.E. bu tür bir davranışın doğal bir davranış olduğunu, zira kıtalardan benzeri davranışların yaygın olduğunu bildiklerinden, olayı "zimmet ve zimmete iştirak kastı" olmaksızın gerçekleştirmişlerdir. Sanıkların eylemleri mal edinme kastı taşımayan, ancak yaygın, fakat yanlış bir davranış olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle sanıkların suç işleme kastı ile hareket etmedikleri kanısına vararak beraatlarına karar veren Askeri mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve beraat hükümlerinin onanması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy